TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
MİLLİ PARKLAR YÖNETMELİĞİ`NE İPTAL DAVASI

Çevre Mühendisleri Odası, Milli Parklar Yönetmeliği 1. maddesinin iptali istemiyle dava açtı

Genel Merkez 15.05.2014 (Son Güncelleme: 26.05.2014 14:48:36)

  ÇMO BAŞKANI BARAN BOZOĞLU`NUN KONU HAKKINDAKİ BASIN AÇIKLAMAMIZDIR 

Basınımızın değerli çalışanlarının ve kamuoyunun bilgisine sunarız…

Bakanlık,  yaklaşık bir ay önce Milli Parklar Yönetmeliğinde değişiklik yapmıştır. 18 Mart 2014 tarihli Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren ve Danıştay‘da iptali istemiyle dava açtığımız değişiklikte, ‘içme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için uzun devreli gelişme planı/gelişme planı şartı aranmaz` ibaresi yer almaktadır. Bu düzenleme sadece siyasi değil aynı zamanda Anayasanın 124. maddesine açıkça aykırıdır. Söz konusu yönetmeliğe göre;

a)Tabii ve ekolojik denge ve tabii ekosistem değeri bozulamaz,

b)Yaban hayatı tahrip edilemez,

c)Bu sahaların özelliklerinin kaybolmasına veya değiştirilmesine sebep olan veya olabilecek her türlü müdahaleler ile toprak, su ve hava kirlenmesi ve benzeri çevre sorunları yaratacak iş ve işlemler yapılamaz,

d)Tabii dengeyi bozacak her türlü orman ürünleri üretimi, avlanma ve otlatma yapılamaz,

e)Onaylanmış planlarda belirtilen yapı ve tesisler ve Genelkurmay Başkanlığınca ihtiyaç duyulacak savunma sistemi için gerekli tesisler dışında kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk bulunmadıkça her ne suretle olursa olsun hiçbir yapı ve tesis kurulamaz ve işletilemez veya bu alanlarda var olan yerleşim sahaları dışında iskan yapılamaz." hükmü bulunmaktadır.

"Milli Park ve tabiat parklarında gelişme planları kesinleşmeden Kanun ve Yönetmelikte sözü edilen izinler verilemez." hükmü bulunmaktadır.

Yani, Milli Parklar Kanunu hükümlerinden de açıkça anlaşılacağı üzere:

MİLLÎ PARK UZUN DEVRELİ GELİŞME PLANI KESİNLEŞMEDEN MİLLÎ PARK SINIRLARI İÇERİSİNDE YAPI VE TESİS YAPIMINA DAİR HİÇBİR İZİN VERİLEMEZ. 

MİLLÎ PARK UZUN DEVRELİ GELİŞME PLANI KESİNLEŞMEDEN MİLLÎ PARK SINIRLARI İÇERİSİNDE YAPI VE TESİS YAPILAMAZ. 

MİLLÎ PARK UZUN DEVRELİ GELİŞME PLANI`NDA YER VERİLMEYEN HİÇ BİR YAPI VE TESİS İNŞA EDİLEMEZ. 

Maalesef, dava konusu edilen Yönetmelik değişikliğinin 1. maddesiyle "Ancak; içme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arzeden tesisler için uzun devreli gelişme planı/gelişme planı şartı aranmaz. İlgili kurumların görüşleri alındıktan sonra yapılan bu tesisler uzun devreli gelişme planlarına/gelişme planlarına işlenir" hükmü getirilerek, bugüne kadar birçok kez eleştirdiğimiz talan ve yağmanın önündeki engeller bir bir kaldırılmaya çalışılmaktadır. Hakkında dava açtığımız 3. Havalimanı, 3. Köprü, Phaselis, Atatürk Orman Çiftliği, imara açılacağı daha geçen günlerde açıklanan Datça ve koyları kamunun faydasından çıkarılarak, parası olan belli bir zümrenin hizmetine sokulmak, bu yapılırken de kanunen uygun olmayan alanların da imara açılabilmesi için ‘yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arzeden tesisler` şeklinde ibare getirilmiştir.

Datça Koylarına yapılacak 5-7 yıldızlı otellerin, Phaselis`te yapılacak tatil köyü ve otelin, sulak alan ve kuş göç yollarına yapılacak 3. Havalimanı ve ekolojik dengeyi bozacak olan 3. Köprü inşasının  nasıl bir ‘aciliyet` taşıdığını anlamamıza imkan yoktur. Çevre ve Şehircilik Bakanı`nın ‘Kesilen her ağacın yerine 5 mislini dikeceğiz` açıklaması bilimsellikten tamamen uzaktır. Ekolojik sistemde düzenin böyle işlemediğini Sayın Bakan da kesin biliyor olmalıdır. Bugün birilerini mutlu, memnun edeceğiz kaygısıyla,  bir ülkenin yeraltı ve yerüstü kaynaklarını yok etmek nasıl bir vicdandır anlamamız mümkün değil.  

ANAYASA`YA, ULUSLARARASI HUKUKA DA AYKIRI

Davalı Bakanlık, yalnızca vicdan açısından değil aynı zamanda  Milli Parklar Kanunu`na aykırı olarak  da Yönetmelik düzenlemesi yapmış ve bu şekilde kaynağını Anayasa ve Yasadan almayan bir düzenleme yaparak yetki şekil açısından hukuka aykırı davranmıştır.  Dava konusu Yönetmelik değişikliği ülkemizin de taraf olduğu uluslararası sözleşmelere açıkça aykırıdır. Şöyle ki; dava konusu Yönetmelik değişikliği ile ülkemizin de taraf olduğu; 

-Kuşların Himayesine Dair Milletlerarası Sözleşme,

-Dünya Kültürel ve Doğal Mirasının Korunması Sözleşmesi,

-Avrupa`nın Yaban Hayatı ve Yaşama Ortamlarını Koruma Sözleşmesi,

-Özellikle Su Kuşları Yaşama Ortamı Olarak Uluslararası Öneme Sahip Sulak Alanlar Hakkında Sözleşme, 

-Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine Dair Sözleşme,

-Biyolojik Çeşitlilik Sözleşmesi

-Özellikle Afrika`da Ciddi Kuraklık ve / veya Çölleşmeye Maruz Ülkelerde Çölleşmeyle Mücadele İçin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi,

-Avrupa Peyzaj Sözleşmesi de ihlal edilmiştir. 

Milli Park sahalarında yapımı planlanan içme suyu temini açısından yapımı aciliyet gösteren ve kamu yararı açısından vazgeçilmez ve kesin bir zorunluluk arz eden tesisler için Milli Parkların Anayasası olarak kabul edilmesi gereken Uzun Devreli Gelişme Planı olgusunu ortadan kaldırmak Milli Parklar açısından büyük yıkımlar üretecektir. Kaldı ki, dava konusu Yönetmelik değişikliği ile bilim insanları ve ilgili kurumlar tarafından hazırlanacak planlar önemsizleştirilmiş, milli parklarda yapılacak çalışmaların tüm etki ve sonuçlarını belirleyecek bu planların yapılması zorunluluğu ortadan kaldırılmış, sınırlarının kim tarafından belirleneceği belli olmayan bir kamu yararı kavramı adı altında plansız tüm yapılaşmaların  önü açılacak şekilde hukuka aykırı bir düzenleme yapılmıştır.

Düzenlemenin tamamen siyasi olduğunu, yapım aşamasında ve/veya yapımı planlanan birçok hukuksuz inşaata zemin hazırlandığı açıkça bellidir. Doğal alanlarımızın, sulak alanlarımızın, ormanlarımızın yok olmasına neden olacak, ülkemizin zarar göreceği bir düzenlemedir.

Ülkemizin gelişmesi, halkımızın ihtiyaçlarının karşılanması, doğanın korunması bizlerin de temel kaygılarıdır.  Sulak alanların,  su sağlayan derelerin ve göllerin yok olacağı, ekolojik dengeyi yerle bir edecek hatalar,  biran önce siyasi irade tarafından görülmeli ve bu bilim dışı, hukuk dışı ısrardan vaz geçilmelidir. 

Odamız, kamu yararı gözeten duruşunu sürdürecek, hukuki ve bilimsel mücadelesine devam edecek ve kamuoyuna  bilgi vermekten geri durmayacaktır.

 

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Başkanı

Baran BOZOĞLU

Okunma Sayısı: 455
Fotoğraf Galerisi