TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
ZİYA GÜNEY KÖŞE YAZISI(EKO HABER)

Atıksu arıtmada son istatistikler ve gerçekler... (2)

Genel Merkez 10.04.2012 (Son Güncelleme: 14.06.2013 16:31:25)

 

Bundan evvelki yazımızda TUİK‘in ülkemizde 2010 yılı atıksu arıtma tesisi istatistiklerini vermiş ve tablonun ülkemiz ve yerleşim birimlerimiz açısından üzüntü verici olduğunun altını çizmiştik. Bu tabloya göre ülkemizdeki 2 bin 950 belediyeden ancak 438‘inde, köylerimizin ise çok azında atıksu arıtma tesisi bulunduğu anlaşılmaktadır. Bizim de uzun yıllardan beri gerek bu sütunlarda gerekse diğer birçok zeminde dile getirmeye çalıştığımız gibi bu tablonun olumlu olarak değişmesi için Çevre Mühendisleri Odası Genel Merkezi bizim de birçoğuna katıldığımız aşağıdaki maddeler halinde özetlediğimiz çalışmaların yapılmasını önermektedir.

 -Kentte ve kırda, atıksu yönetimi bütüncül olarak ele alnmalıdır.

-Su tüketiminin ve kirletici etkinin en yoğun olduğu sanayi tesislerine su tüketimini azaltıcı önlemler almaları için çalışmalar yapılmalıdır.

- Yeraltı suları karakterizasyonu bakımından oldukça değerlidir. Kirlilik yükü en az olan bu suların. Devlet Su İşleri tarafından sanayi tesislerinin kullanımına sunulduğu bilinmektedir. Kuyu ruhsatları sağlıklı bir inceleme sonucunda verilmemektedir. Bölgesel koşullar göz önünde bulundurulmalı, mümkün olduğunca yeraltı suyunun sanayi tesislerince kullanımı engellenmeli ve kuyu kullanım izni verilmiş sanayilerin izinden fazla su tüketimi olup olmadığı denetlenmelidir. Özellikle çevre denetimlerinde, kuyu suları da göz önünde bulundurulmalıdır.

-Kentsel ve kırsal alanda oluşan atıksu, çevre mühendisliği disiplinin bilimsel temelleri ile çağdaş yöntemlerle taşınmalı, günü kurtaran çözümler yerine uzun vadeli alt yapı çalışmaları yapılmalıdır. Yerel yönetim seçimlerine yönelik yapılan her türlü alt yapı çalışması, halkımızın vergilerinin yeraltına gömülmesi demektir. Maliyetlerin arttığı, üretilen değerin kamu yararına kullanılamadığı süreçlerin önüne geçilmesi için, uzun vadeli planlarla alt yapı faaliyetleri gerçekleştirilmelidir.

-Atıksuların içerisindeki kirletici yükleri bölgelere göre farklılık göstermektedir. Evsel ve endüstriyel atıksular bölgesel değerlendirme ile ele alınmalı, ihtiyaca göre atıksu arıtma tesisi planlaması yapılmalıdır.

-Atıksu arıtma tesislerinin en büyük sorunu maliyetin karşılanmasıdır. Bu noktada, dış kaynaklı krediler yerel yönetimleri gereksiz tüketime ve çalışmayan, işletilemeyen arıtma tesislerine yönlendirmekte ve ülkemize yabancı sermayenin yanında dış kaynaklı teknoloji de dayatılmaktadır. Bu nedenle yerli teknolojiden uzaklaşılmaktadır. Atıksu arıtma tesisleri yerli teknoloji ile planlanmalı ve bölgesel atıksu içerikleri göz önünde bulundurulmalıdır.

-Yerli teknoloji teşvik edilmeli, atıksu ve içmesuyu arıtımına yönelik çalışma yapan, bu tesislerde kullanılacak materyallerin üretimini sağlayan ve yerli üretimde bulunan faaliyetler, üniversitelerde üretilen bilimsel bilgi ile desteklenmelidir.

-Arıtma tesislerinin en büyük sorunlarından bir tanesi de işletilmesidir. Belediyelerde çevre mühendisi istihdamı arttırılmalı ve çevre mühendislerinin doğrudan mesleki disiplini içerisinde yer alan atıksu arıtma tesislerinin plan, proje, inşaat ve işletme süreçlerinde mutlaka çevre mühendislerinin formasyonundan yararlanılmalıdır.

-Projelerin hızla taşeronlaşması da soruna vahamet katmaktadır. Tüm bunların üstüne arıtma tesislerinde yabancı vakıfların yüksek hibeleri ve tahkim anlaşması niteliğinde tedarik zinciri ile ise yüksek maliyetli ve işletilemeyen tesisler oluşmaktadır. Ülkemiz adeta bir arıtma tesisi çöplüğüne dönüşerek çözümsüzlüğe doğru yol alınmaktadır.

Okunma Sayısı: 246
Fotoğraf Galerisi