TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
TORBA YASADAN MUAFİYETİ ÇIKTI(BİRGÜN GAZTESİ)

Torba yasadan muafiyeti çıktı Halihazırda ÇED Yönetmeliğinin geçici 3. maddesiyle sağlanan ÇED muafiyeti, torba yasa kapsamına alındı. Baran Bozoğlu: Yasayla çevreye zarar veren 3. köprü, HES ve termik santral projeleri ÇED`den muaf tutuluyor.

Genel Merkez 27.05.2013 (Son Güncelleme: 27.05.2013 11:08:03)

 

Meclis tarafından iki gün önce kabul edilen torba yasadan çevresel etki değerlendirme (ÇED) muajiyeti çıktı. Kamu yatırım programına 23 Haziran 1997‘den önce kamu yatırım programına alınmış, bugün itibariyle planlama aşamasını geçmiş, üretimi veya işletmesi başlamış olan projeler, ÇED kapsamı dışında bırakılıyor. Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Baran Bozoğlu, yasa kapsamında ÇED sürecinin işletilmeyeceği projelere örnek olarak 3. köprüyü, çevreye verdiği zararlarla bilinen HES ve termik santral projelerini gösteriyor. Bozoğlu "Mantar gibi türeyen tesisler, önlerinde herhangi bir çevre mevzuatı engeli olmadan, kimseye sormadan, halkın fikirlerini almadan tesislerini, enerji santrallerini kurabileceklerdir. Çevre kirliliğinin önümüzdeki süreçte oldukça artacağı, doğal alanların yok olacağı ve halk sağlığının olumsuz etkileneceği kesindir. Plansız yapılaşma sanayide de bu değişiklikle beraber artacaktır diyor Bozoğlu‘yla bu süreci konuştuk.

Çevre Komisyonu bu değişikliğe nasıl bakılıyor?

Kanun değişikliği öncelikle komisyonlara gitmişti ve bu komisyonların raporları incelendiğinde görülmektedir ki, Çevre Komisyonu bu değişikliğe sıcak bakmamaktadır. Komisyon raporunda, ana komisyon olarak Çevre Komisyonu‘nun olması gerektiği vurgulanmış, torba yasa ile bu değişikliğin yapılmasını eleştirmiş ve muafiyetin devlet yatırımları ile sınırlandırılması talep edilmiştir. Yeterli olmamakla beraber önemli değerlendirmelerdir. Muhalefet şerhlerinde ise bu değişikliğin çevresel etkileri ve hukuki olumsuzlukları ortaya konmuştur. Tüm bu raporlara ve görüşlere rağmen kanun tasarı gece Meclis‘ten geçmiştir. Tepeden inme, ben yaptım oldu yaklaşımı TBMM‘de de bu kanun tasarısı ile bir kere daha gün yüzüne çıkmıştır.

 

Daha önce de Çevre Mühendisleri Odası iptal davaları açmıştı.

Kabul edilen kanun değişikliği aslında halihazırda ÇED yönetmeliğinde geçici 3. madde olarak yürürlükte. Ancak, odamızın açtığı iptal davaları sonucunda Danıştay‘ın yani yüksek mahkemenin verdiği kararlar doğrultusunda defalarca iptal edildi. En son 1 Nisan 2013 tarihinde iptal edilmesinin ardından 4 gün sonra tekrar yayımlanarak yine yürürlüğe girdi. Tekrar iptal davası açtık. Danıştay‘ın açık hükümleri olması nedeniyle yine iptal edileceği kesin. Bu nedenle, siyasi iktidar bu değişikliği kanuna koyarak iptal davası açılmasının önüne engeller koymaya çalışıyor.

HALKA SORULMAYACAK

Kabul edilen ÇED muafiyeti yasası ile bizleri neler bekliyor? Bu kanun ile birlikte, 1997 yılından önce "yatırım Programı"na konulan tüm projeler ÇED sürecinden muaf tutulacak. Yani bu projelerin olası etkileri incelenmeyecek ve sorgulanmayacak. Öte yandan, halkın görüşleri de sürece katılamayacak. Yatırım programları bildiğiniz üzere bakanlıkların ve kurumların yapmayı planladıkları (dönemin hükümetlerinin politikaları doğrultusunda) tüm tesislerin, işletmelerin yazıldığı bir programdır. Yani ön bir değerlendirme sürecine tabi tutulmadan tüm kurumlar bu programa yazılması adına bildirimde bulunur. Dolayısıyla, programların içerisinde onlarca örneğin İstanbul‘a 3. Köprü, HES, termik santral, çevresel etkileri olan tesisler bulunmaktadır. Bu tesisler için ÇED süreci işletilemeyecektir. Sonuç itibariyle mantar gibi türeyen tesisler, önlerinde herhangi bir çevre mevzuatı engeli olmadan, kimseye sormadan, halkın fikirlerini almadan tesislerini, enerji santrallerini kurabileceklerdir. Çevre kirliliğinin önümüzdeki süreçte oldukça artacağı, doğal alanların yok olacağı ve halk sağlığının olumsuz etkileneceği kesindir. Plansız yapılaşma sanayide de bu değişiklikle beraber artacaktır.

3. KÖPRÜ MUAF

ÇED sürecinde muaf tutulan projeler nelerdir? Bu kanun değişikliği ile muaf olan projelerin yapılması sürecinde yapılacak olan ek tesisler, bu projelerin yapılması için gerekli olan tüm yapılar da yine ÇED sürecinden muaf olacak. Özetle, kanun değişikliği sadece projeye değil, projenin yapılması için gerekli olan tüm tesislere, yapılara da muafiyet sağlıyor. Örneğin 3. köprünün yapımında kullanılacak ek tesisler ve ek yapılar, yani 3. köprü ile bağlantılı yapılacak olan diğer oto yollar.

ÇED raporu nedir ve neden önemlidir?

ÇED aslında özünde, yapılacak olan projelerin, tesislerin veya faaliyetlerin başlamadan önce çevresel, sosyal ve kısmen ekonomik etkilerini ortaya koymaktır. Farklı meslek disiplinlerinin ve bilimsel alanların katıldığı çalışma ile oluşturulan ÇED Raporları aslında bir sürecin sonucudur. Tesislerin planlama aşamasından itibaren, inşaat sürecinden kapanması sonrasına kadar ki olası etkileri, tüm paydaşların görüşlerini kapsayacak şekilde ÇED raporlarına aktarılır. Halkın projeye dair görüşlerinin alınması için yapılan toplantılar, ilgili kurum ve kuruluşların görüşlerinin alınması, projenin yapılacağı alanın yapısına göre oluşturulacak bilimsel-teknik ekibin hazırlıkları ve incelemeleri gibi birçok aşamayı içinde barındıran bu sürecin sonucunda ÇED raporu oluşturulmaktadır. ÇED raporu içerisinde çevresel etkiler ve bu etkilerin nasıl önleneceğine dair taahhüt ve ön görüler yer alır. Yapılacak tesisi, projeyi veya faaliyeti hukuken ve çevre mevzuatı kapsamında bağlayan ÇED raporları, aynı zamanda hukuki metinlerdir. ÇED raporları, tesislerin çevresel etkilerinin ve bu etkilerin giderilme yöntemlerinin planlama aşamasında tartışılması, bilimsel teknik verilerle, farklı paydaşların görüşlerini alarak değerlendirilmesi amacıyla projelerden istenmektedir. Asıl amaç bu olmalıdır. Ancak günümüzde ne yazık ki "yasak savan" bir anlayışla ÇED süreçleri yürütülmekte, bürokratik bir engel olarak algılanmaktadır.

Dert orman değil, para para paradır!

11 ÇED raporu istatistiklerine göre neredeyse yüzde 1‘lik bir dilimde iptal kararı uygulandığını belirtmiştiniz. Zaten çok düşük bir yüzdeden söz ederken neden ÇED raporu muafiyeti geldi? ÇED‘in tanımını yaptığımızda, iktidarın neden ÇED sürecini istemediğini rahatlıkla görebiliyoruz. Halkın projelere dair söz almasını istemiyorlar.

Çevresel etkileri önemsemedikleri, "doğayı" meta olarak, para olarak algıladıkları çok açık. Bunu geçtiğimiz günlerde Sayın Binali Yıldırım‘ın ormanlık alan olan 3. Havalimanına dair "çukur verdik, 90 milyar TL aldık" yorumundan anlayabiliyoruz. Öte yandan, uygun olmayan, çevresel etkileri göz ardı edilemeyen, önlenemeyecek olan projelerin ÇED raporlarına, odalar olarak dava açabiliyor ve bu projelerin kamuoyunda tartışılmasını sağlayabiliyoruz. Bu muafiyetle ÇED raporları oluşmayacağı için muafiyet kapsamındaki projeler sorgulanmayacak, bilim insanlarının, meslek odalarının görüşleri göz ardı edilebilecek ve hukuki süreçlerin önü kapanacak. Birçok HES projesinin de durdurulmasında ÇED raporlarına açılan davalar olduğunu unutmamak gerekir. ÇED olumsuz kararı sayısı 1993‘den bu yana her ne kadar yüzde 1 olsa da, en azından olumlu çıkan raporlara dava açılma işlemi yapılabiliyor ve yürütme durdurma kararları alınabiliyor. Bunları alt alta koyduğumuzda neden kanun değişikliğinin yapıldığım herkes anlayabilir. Dert çevre, doğa, orman değildir, dert para, para, paradır...  

Okunma Sayısı: 407
Fotoğraf Galerisi