DURMAK YOK? KAMU ORTADAN KALKANA KADAR-BÜLENT ŞIK(BİRGÜN GAZETESİ)
Elde edilen bilgiler işçilerin ölümüne yol açan gazın ilk olarak açıklandığı gibi metan değil hidrojen sülfür gazı olduğunu gösteriyor. Hidrojen sülfür, son derece tehlikeli ve zehirli bir gazdır. Öldürücü özellikleri nedeniyle petrol ve gaz endüstrisi işçileri tarafından bir ortamdaki varlığı dikkatle izlenir. Atıksu ve kanalizasyon tesislerinde de gözlenebilen ve bu nedenle dikkatle önlem almayı gerektiren bir gazdır. Ortamdaki konsantrasyonu belli bir değeri aştığında maruz kalan kişilerde birkaç nefesle dahi bilinç kaybına neden olabilir. Havadan daha ağır olan bu gaz, zemin katı, hendek gibi çukur yerlerde birikiyor ve tahliye sistemleri mevcut değilse, böyle alanlarda çalışan işçiler için büyük bir tehlike oluşturuyor.
Ortamda mevcut hidrojen sülfür gazının miktarını belirleyecek bir gaz dedektörü kullanmak ve çalışan kişilerin gaz maskesi takmasını sağlayarak bu tehlikeleri kolayca bertaraf etmek mümkün. Güllükdeki faciada bu önlemlerin alınmadığı hem ölenlerin yakınları ve hem de Makine Mühendisleri Odası ve Çevre Mühendisleri Odası gibi sivil toplum örgütleri tarafından dile getirildi.
Çalışanların can güvenliğini sağlama konusunda ihmaller olduğu çok açık. Facianın yaşandığı tesis 2007de yap-işletdevret modeliyle Akfen firmasına ihale edilmişti. Makine Mühendisleri Odası Milas Şubesinin tesisin faaliyete geçirilmesinin sakıncalar içereceği yönündeki raporu, belediye tarafından dikkate alınmamış ve tesise çalışma izni verilmişti. Şu an için konu yargıda ve bilirkişi raporları baz alınarak yapılacak değerlendirmeleri beklemek ve süreci takip etmekten başka yapacak bir şey yok.
Keşke bundan sonra olacak iş kazalarının önüne geçilebilse. Ama son günlerde kamuoyunda yeterince tartışılmadan, acele ile Meclisten geçirilen bazı yasal düzenlemeler çalışanların sağlığını ve can güvenliğini tehdit eden bu tip olayların tekrar yaşanmasına neden olacak. Ne yazık ki.
İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YASASI ERTELENDİ
Güllükde yedi işçinin ölümüne yol açan facianın olduğu günlerde Mecliste 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği (İSG) yasasının yürürlüğe girme tarihinin ertelenmesini öngören değişiklik önerisi görüşülmeyi bekliyordu. Ne yazık ki yapılan itirazlar dikkate alınmadı ve değişiklik önerisi 07.07.2013 tarihinde gece yarısı saat oo:25de TBMMde kabul edildi. Muhalefet milletvekillerinin yasanın değişmesine yönelik itirazları kabul edilmedi. Yasa değişikliği ile, 6331 sayılı Kanunun 38 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi,
1) 4857 sayılı iş Kanununun mülga 81 inci maddesi kapsamında çalışanlar hariç kamu kurumları ile 50?den az çalışanı olan ve az tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/7/2016 tarihinde,
2) 50?den az çalışanı olan tehlikeli ve çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerleri için 1/1/2014 tarihinde,
3) Diğer işyerleri için yayımı tarihinden itibaren altı ay sonra," şeklinde değiştirildi ve böylece yasanın yürürlüğe girme tarihi yukarıda belirtilen özellikteki işyerleri için ertelenmiş oldu. Böylece işletmelere çalışanların sağlığını koruyacak ve iş kazalarına yol açacak tehlikeli durumların ortadan kaldırılmasına yönelik önlemleri almak için ek süre (!) tanınmış oldu. Yani yasa yürürlüğe girene kadar işletmeler işçi sağlığı veya iş güvenliğini sağlama konusunda hiçbir şey yapmayacak. Alınacak önlemlerin işletmelere ek maliyet getirmesi iş çevrelerinde hoşnutsuzlukla karşılanıyordu ve kanımca ertelemenin tek gerekçesi de bu. Bu erteleme kararı mevcut olumsuz durumun olduğu gibi devam etmesi sonucunu doğuracaktır.
AMA BU İŞYERLERİNİN SAYISI AZ DEĞİL
2000-2012 yılları arasında Türkiyede 12 bin 686 işçi kazalarda hayatını kaybetti. İş kazalarının çoğunluğu çalışan sayısı 50nin altında olan işyerlerinde meydana geliyor. Son beş yıl içinde gerçekleşen iş kazalarının yüzde 6oı bu tip işyerlerinde oldu. Erteleme kararının bu tip işyerlerini kapsadığı düşünülürse, bir süre daha iş kazalarında (veya cinayetlerinde) hiçbir olumlu değişiklik olmayacağını söylemek yanlış olmaz.
Geçen ay Milasta olan iş kazasının tıpatıp aynısı birkaç gün önce AYDINın Kuşadası ilçesinde oldu. Kuşadası İlçesi, kanalizasyon terfi istasyonunda meydana gelen olayda, ekip amiri Veysel Turgut, işçi Osman Sarı ve onları kurtarmak için çabalayan itfaiye eri Uğur Apaydın gazdan zehirlenerek hayatını kaybetti. Kuşadasında olan kaza (!) ile iş Sağlığı Yasasının Mecliste görüşülerek ertelenmesi aynı gün içinde oldu.
İş güvenliği yasasının ertelenmesi ve hemen arkasından Türkiye Mühendis ve Mimar Odaları Birliğini (TMMOB) devre dışı bırakacak yasa değişikliklerinin yapılması tesadüf değil. Hiçbir şeyin kamu adına denetlenmesi istenmiyor.
TMMOB
Önceki gece, AKP tarafından Mecliste görüşülen torba yasasına meslek odalarının vize ve onay yetkilerini kaldıracak bir önerge eklendi. Oylama sonucu kabul edilen önerge ile TMMOB tamamıyla işlevsiz kılınıyor. Amaç, hükümetin yaptığı icraatlarda kamu adına denetim yapan ve yapmakta olan meslek odalarını bütünüyle etkisiz kılmak. TMMOBu da işlevsiz kılmak her türlü mühendislik faaliyetini kamu denetimi dışına çıkaracak. Bu yasa değişikliği "kamu" denilen şeyi temsil eden her şeye duyulan derin tahammülsüzlüğün en açık göstergelerinden biridir.