TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
KOCAELİ AKADEMİK ODALAR BİRLİĞİ ``KOCAELİ KENTSEL KATI ATIKTAN ENERJİ ÜRETİM TESİSİ`` RAPORU YAYINLANDI

KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNCE İNŞAASI PLANLANAN “KENTSEL KATI ATIKTAN ENERJİ ÜRETİM TESİSİ” ADI ALTINDA YÜRÜTÜLEN PROJEYE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME RAPORU

Kocaeli Şube 25.02.2017 (Son Güncelleme: 25.02.2017 15:51:03)

RAPOR

  

KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNCE İNŞAASI PLANLANAN

"KENTSEL KATI ATIKTAN ENERJİ ÜRETİM TESİSİ"

ADI ALTINDA YÜRÜTÜLEN PROJEYE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME

 Hazırlayan; 

KOCAELİ AKADEMİK ODALAR BİRLİĞİ

 

İZMİT, 2017

 

KOCAELİ AKADEMİK ODALAR BİRLİĞİ

 

Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi

Kocaeli Tabip Odası

Kocaeli Barosu

Orman Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilciliği

Ziraat Mühendisler Odası Kocaeli Temsilciliği

Makina Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi

Kimya Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi

Jeoloji Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilciği

Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği

Kocaeli Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası

İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi

Mimarlar Odası Kocaeli Şubesi

Peyzaj Mimarlar Odası Kocaeli Temsilciliği

Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Doğu Marmara Temsilciliği

Şehir Planlamacıları Odası Kocaeli Temsilciliği

Kocaeli Diş Hekimleri Odası

Kocaeli Eczacı Odası

Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası

 

 

 

 

KOCAELİ BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİNCE İNŞAASI PLANLANAN

"KENTSEL KATI ATIKTAN ENERJİ ÜRETİM TESİSİ"

ADI ALTINDA YÜRÜTÜLEN PROJEYE İLİŞKİN DEĞERLENDİRME RAPORU

 

1.      GİRİŞ:

Kocaeli `de 2016 yılının başından beri medyada ve görsel basında Kocaeli Büyükşehir Belediyesi(KBB)tarafından yapılması planlanan  "Kentsel Katı Atıktan Enerji Üretim Tesisi" adı altında evsel atıkların bertarafı kapsamında sürdürülen çalışmalarla ilgili haberler gündemde yer almaktadır. Kentimizde aşırı hassasiyet yaratan bu konu, şehrin Akademik Odalar Birliği tarafından tüm boyutlarıyla, bilimsel ve gerçekçi yaklaşımla değerlendirilmiş ve bu rapor hazırlanmıştır. Konuya ilişkin haberlerin medyada yayınlanmasının ardından  "Kocaeli Akademik Odalar Birliği"  bir araya gelerek bu konuya ilişkin uzmanlıkları kapsamında bir çalışmayı başlatmışlardır.  Bu oluşumda; Çevre Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi, Kocaeli Tabip Odası, Elektrik Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi, Orman Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilciliği, Ziraat Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilciliği, Makina Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi, Kimya Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi, Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği, Kocaeli Serbest Muhasebeci ve Mali Müşavirler Odası, İnşaat Mühendisleri Odası Kocaeli Şubesi, Mimarlar Odası Kocaeli Şubesi, Peyzaj Mimarları Odası Kocaeli Temsilciliği, Kocaeli Barosu, Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Doğu Marmara Temsilciliği, Jeoloji Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilciği, Kocaeli Eczacı Odası ve Kocaeli Veteriner Hekimleri Odası, Kocaeli Diş Hekimleri Odası Başkan ve temsilcileri, birlikte özveriyle çalışmışlardır. Temsilcilerin katıldığı çok sayıda toplantı gerçekleştirilmiştir. Bu kapsamda, konuyla ilgili olarak,31/10/2016 tarihinde Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreterliğinden atık tesisi konusunda brifing alınmıştır. Bunun sonrasında yapılan toplantıda, yapılması planlanan atık yakma tesisi ile ilgili olarak yapılmaya çalışılan projeyi detaylarıyla öğrenmek amacıyla hazırlanan 30 adet soru, tekrar Kocaeli Büyükşehir Belediyesi`ne cevaplanması için yazılı olarak iletilmiştir. Bu konuları içeren teknik toplantı, 22/12/2016 tarihinde, Kocaeli Büyükşehir Belediye`sinde gerçekleştirilmiştir. Bu toplantıda, karşılıklı görüş alışverişi yapıldıktan sonra, İzaydaş genel müdürlüğünün daveti üzerine odalarımızı temsilen bir grup İzaydaş `ı ziyaret etmiş ve tesisle ilgili ayrıntılı bilgi almış ardından proje kapsamında inşa edilmesi planlanan tesisin KBB ilgililerince yapılması öngörülen yer heyet tarafından gezilerek görülmüş, yerle ilgili ayrıntılı bilgi bu kez bizzat alanda KBB yetkililerinin aktarımıyla paylaşılmış ve durum detayları ile değerlendirilerek işbu rapor hazırlanmıştır.

2.      AMAÇ:

Kentler, tüm kent yaşayanlarının ve dinamiklerinin ortak yaşam alanıdır. Akademik Meslek Odaları Birliği olarak; yaşam alanlarımızın geliştirilmesi, sürdürülebilir kılınması ve gelecek kuşaklara sağlıklı yaşam alanları olarak ulaştırılması sorumluluğu ile kamusal alanda bu sorunların çözümü temelinde yatırımcı işleviyle görev ve sorumluluk yürütmekte olan kurum ve kuruluşlarımızın hata yapmasını azaltacak ve kent yaşamını riske atacak olası olumsuz sonuçların önlenmesine katkı sunmayı vazgeçilmez görev ve sorumluluğumuz olarak değerlendirmekteyiz. 

Bu çerçevede temel amacımız, Kocaeli`de atık yönetimi ve bertaraf yöntemleri konusunda halkımızı doğru bir şekilde bilgilendirmek. Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin yapmayı planladığı ve kamuoyuna açıkladığı "Kentsel Katı Atıktan Enerji Üretim Tesisi" projesi ile ilgili olarak değerlendirme ve önerilerimizin projenin tarafları ve kamuoyuyla paylaşılarak konunun muhataplarının ve kent kamuoyunun doğru bilgilendirilmesine katkı sunmaktır.

3.      KAPSAM

3.1. Gelişmiş Ülkelerde Atık Yönetimi ve Atık hiyerarşisi

3.1.1. Atık Bertaraf Yöntemleri

·         Ülkelerin gelişmesine paralel olarak üretilen atık miktarlarında farklılıklar bulunmaktadır. Kocaeli `de kişi başı atık miktarı, 1 kg/gün iken, Avrupa ülkelerinden Almanya`da kişi başı atık miktarı 1,7 kg/gün,  Danimarka`da 2 kg/gün, Hollanda`da 1,5 kg/gün, İsviçre`de ise 2 kg/gün `dür.

Atıkların ortadan kaldırılması için uygulanan metotlar:

1.      Entegre Katı Atık Yönetim Sisteminin birinci önceliği, kaynakta ayırma ile üretilen atık miktarının azaltılmasıdır.

2.      Kompostlaştırma: Organik maddenin, kontrollü şartlar altında humus ve humus benzeri stabil ürüne kadar biyolojik olarak ayrışmasıdır. Sonuçta, gübre ve toprak şartlandırıcısı olarak kullanılabilecek, bir ürün elde edilir.

3.      Biyometanizasyon: Organik artıkların oksijensiz ortamda(anaerobik fermantasyon) parçalanması işlemidir.

4.      Termal sistemler

a.       Yakma: Yanabilir atıkların inert bir kalıntıya (kül, cüruf) dönüştürülmesi işlemidir.

b.      Piroliz: Oksijensiz ortamda yakmadır. Uygulamada organik bir atığa dışarıdan ısı enerjisi aktarılır.

c.       Gazifikasyon: Gazifikasyonda sınırlı miktarda oksijen sisteme verilir ve bunun sonucunda oluşan oksidasyon ile sistem kendi kendinin sürekliliğini sağlayabilecek miktarda ısı üretir.

d.      Düzenli Depolama Yöntemi: Düzenli depolama; katı atıkların çevre problemleri oluşturmayacak şekilde, kademeli olarak zemin üzerinde depolanarak bertaraf edilmesidir. Düzenli depolama yöntemi, katı atıkların bertarafı konusunda en fazla uygulanan yöntemdir. Maliyeti daha azdır. Diğer yöntemlerden hangisi kullanılırsa kullanılsın sonuçta yine depolanması gereken artıklar (kül, cüruf ve benzeri artık ve atıklar) açığa çıkmaktadır. Bu nedenle, düzenli depolama işleminin tekniğine uygun olarak yapılması, yeraltı ve yüzey sularının kirlenmesinin önlenmesi açısından oldukça önemlidir.

·         Avrupa`nın gelişmiş ülkelerinde atıklar kaynağında ciddi bir şekilde ayrıştırılarak toplanmakta ve ayrılan atık türlerine göre aşağıdaki yöntemler birlikte kullanılmaktadır;

ü  Ambalaj Atıklarının Geri Dönüşümü (atıkların %30`u)

ü  Kompost/Biyogaz (atıkların % 22`si)

ü  Yakarak Enerji Üretimi(atıkların % 43`ü)

ü  Düzenli Depolama (atıkların % 5`i)

Not: Yüzde değerleri, Almanya-Danimarka-Avusturya-Hollanda ülkelerine ait verilerin ortalamasıdır.

3.1.2. Atık yakma tesislerinde yer seçiminde dikkate alınması gereken evrensel kriterler:

Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin projesinde yapmayı planladığı "Kentsel Katı Atıktan Enerji Üretim Tesisi" aslında bir "Atık Yakma Tesisi" dir.

Yakma tesisi yapılacak yer için dikkate alınması gereken kriterler

1.      Bertarafı söz konusu olan bölgede katı artık bilançosu (türü, miktarı, yapısı)

2.      Trafik, trafik yükü

3.      Tesisin tanımı, tasarımı

4.      Yerel koşullar; topoğrafyası, hidrolojik, hidrojeolojisi, zeminbilgileri, minerolojik özellikleri, su ekonomisi ve meteorolojik durumları  (hakim rüzgar yönü vb.)

5.      Yol bağlantıları

6.      Maliyeti

7.      Su, elektrik, kanalizasyon bağlantıları

8.      İnşaat planları

9.      Hidrojeolojik bilirkişi raporu

10.  Zemin mekaniği

11.  Güvenilir kurumlardan; yüzey suları, yeraltı  sularını kirletip kirletmeyeceği konusunda belgelerin alınması gerekmektedir.

12.  Yakma tesisi tercihen ticari ya da sanayi bölgelerinde veya başka katı atık yönetim tesislerinin komşuluğunda bulundurulmalıdır.

13.  Taşıma mesafesi işletme maliyetini önemli derecede etkiler. Tesisin Ana ulaşım arterlerine yakın olması avantajdır.

14.  Üretilen elektrik enerjisinin satılması için elektrik şebekesine bağlanması gerekir. Tesisten şebekeye kurulacak bağlantı hattının kısalığı enerji kaybı ve inşaat maliyetini düşürür.

15.  Tesisin buhar ya da ısı enerjisini kullanan müşterilerine yakın olması tercih sebebidir

16.  Her bertarafı yöntemi sonucunda kalan artık için mutlaka deponi alanına ihtiyaç vardır.

Yakma tesisinde kalan atıklar için kurulacak deponi yerinin özellikleri;

1.      İçme suyu ve termal su kaynaklarının koruma bölgesi dışında olmalı

2.      Yeraltı suyu 3m veya daha derin olmalı

3.      Sel ve deprem bölgesinde olmamalı

4.      Yerleşim birimlerinden en az 3km, havaalanlarından 5km uzakta olmalı

5.      Hakim rüzgar yönünde olmamalı

6.      Her durumda atığın ulaştırılması mümkün olmalı. (yol ve trafik uygun olmalı)

Deponi yerinde koruma önlemleri;

1.      Yeraltı suyu korumasının garantiye alınması

2.      Yapay geçirimsizlik tabakası oluşturmak

3.      Kontrol kuyuları yardımı ile yeraltı suyunu gözlemek

4.      Sızıntı sularının arıtılması

5.      Akıntı profiline dikkat edilmeli

6.      Sel ve baskın sularına karşı önlemlerin alınması

7.      Kaymalara karşı önlemlerin alınması

8.      Uygun baca yüksekliğinin yapılarak gazların toplanması

9.      Yakma tesislerinde son ve kalıntısız yanmanın gerçekleştirilmesi

10.  Ses ve gürültü duvarlarının yapılması

3.2. Türkiye`de Atık Yönetimi ve Atık hiyerarşisi

3.2.1. Evsel Atık Yakma Tesisi ile ilgili yasal mevzuat:

Atıkların Yakılmasıyla ilgili Yönetmelik

Tesis,06.10.2010 tarih ve 27721 sayılı resmi gazetede yayınlanan Yakma Yönetmeliğini özelliklerini taşımalıdır.

Tanımlar

MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen;

Yakma tesisi:

Atık kabul birimi, geçici depolama birimi, ön işlem birimi, atık besleme ve hava besleme sistemleri, kazan,  baca gazı arıtım sistemleri, yakma sonucu oluşan kalıntıların düzenli depolanması ve atıksuların arıtılması için tesis içinde yer alan birimler, baca, yakma işlemlerini kontrol etmek ve yakma şartlarını izlemek ve kaydetmek için kullanılan ölçüm cihazları ve sistemler de dahil olmak üzere tesiste yer alan bütün birimleri  kapsayan, ortaya çıkan yanma ısısını geri kazanabilen veya kazanamayan, atıkların oksitlenme yoluyla yakılması, piroliz, gazlaştırma veya plazma işlemleri gibi diğer termal bertaraf işlemleri de dahil olmak üzere, termal yolla bertarafına yönelik her türlü sistemi ifade eder.

Yakma tesisleri için yer seçimi izni verilmesi

MADDE 6 – (1) Yakma tesisi kurmak isteyen özel ve tüzel kişiler; yakma tesisi kurmak üzere seçtikleri yer için meri mevzuat çerçevesinde, Mahalli Çevre Kurulu kararı ve Bakanlığın uygun görüşü ile mahallin en büyük mülki idare amirinden izin almak ve imar planına işletmek zorundadır.

(2) Yapılan denetimlerde, tesisin lisansa uygun olarak çalıştırılmadığı, 29/4/2009 tarihli ve 27214 sayılı Resmî Gazete `de yayımlanan Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmeliğin 15 inci madde hükümlerinin yerine getirilmediği, ilgili ölçümlerin düzenli olarak yapılmadığı veya kaydedilmediğinin tespit edilmesi halinde işletmeciye yasal işlem uygulanır.

Lisans almaya ilişkin hükümler

MADDE 7 – (1) Yakma veya beraber yakma tesisleri Bakanlıktan lisans almakla yükümlüdür.

Deneme yakması

MADDE 8 – (1) Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik tarafından düzenlenen geçici faaliyet belgesi süresi dâhilinde deneme yakması yapılır. Bir atık yakma tesisinin işleticisi lisans almadan önce, tesiste yakılacak atığı analiz etmek, atık besleme hızına bağlı olarak ortaya çıkacak emisyon ve atık sularla ilgili standartları sağladığını ispat etmek amacıyla sürekli ölçüm cihazı ile üç ay süreyle deneme yakması yapmakla yükümlüdür.

İşletme koşulları

MADDE 10  -

(6) Yakma ve beraber yakma tesisleri, yakma fırınına atık beslemesini aşağıdaki durumlarda engelleyecek bir otomatik sisteme sahip olur ve bu sistemi:

            a) Başlangıçta, durum itibariyle minimum 850 °C veya 1100 °C sıcaklığa ulaşılana kadar,

            b) Durum itibariyle minimum 850 °C ve 1100°C sıcaklığın muhafaza edilemediği zaman,

            c) Bu Yönetmelik gereğince yapılması gereken sürekli ölçümlerde, arıtma cihazlarının arıza yapması veya bozulması gibi nedenlerle herhangi bir kirletici parametrenin emisyon limit değerinin aşıldığının belirlenmesi durumunda kullanır.

Atık Yakma Tesisinin Teknik Özellikleri neler olmalıdır?

·      Tesis, Avrupa Parlamentosunun 2000/76/EC Atık Yakma Direktifine, Çevre mevzuatına uygun olmalıdır.

·     Tesiste; atık kabul birimi, geçici depolama birimi, ön işlem birimi, atık besleme ve hava besleme sistemleri, kazan,  baca gazı arıtım sistemleri, yakma sonucu oluşan kalıntıların düzenli depolanması ve oluşan proses atık suyunun arıtılması için tesis içinde yer alan birimler, baca, yakma işlemlerini kontrol etmek ve yakma şartlarını anlık olarak izlemek ve kaydetmek için kullanılan ölçüm cihazları ve sistemler de dahil olmak üzere tesiste yer alan bütün birimleri kapsayan, ortaya çıkan yanma ısısını geri kazanabilen sistemleri içermelidir.

·         Yakma fırını, ızgaralı tip ve çift odalı olmalıdır. Atıkların yakılması ızgara üzerinde gerçekleşmelidir. Izgaranın ilk kısmında meydana gelen yanma işlemi için yeterli bir yakıt yatağı ve taşıma kapasitesi, bununla birlikte yanmanın tamamen gerçekleşmesi için yeterli bir kalma süresine ihtiyaç vardır. Bunun için vargel hareketli (stoker tip) ızgara seçilmelidir.

·        Tesisin güncel uluslararası standartlara uygun olarak yapılması zorunludur.

3.2.2. Kocaeli `de Atık Durumu:

·         Konutlardan günde 1.700 ton evsel atık, Endüstriyel kuruluşlardan ise günde 200 ton evsel nitelikli katı atık çıkmaktadır. Bunun yaklaşık olarak 1000 tonu, Batı Kocaeli` den (Gebze-Dilovası-Darıca-Şekerpınar) kalan 900 ton ise, İzmit başta olmak üzere, Doğu ve Güney ilçelerinden üretilmektedir.

·         Gelişmişlik artışına bağlı olarak Kocaeli `de kişi başı atık miktarının artması ve nüfus artışının etkisiyle,  günlük atık miktarının 2020 yılında 2.200 ton, 2025 yılında 2.600 ton, 2030 yılında da 3.200 tona çıkması öngörülmektedir.

·         Kocaeli Büyükşehir Belediyesi verilerine göre; Kocaeli `deki atıkların içeriğinin % 49`unu organik içerikli atıklar,  %31` ini de geri dönüşümlü ambalaj atıkları (kağıt-metal-cam-plastik)oluşturmaktadır. Geri dönüşümlü ambalaj atıklarının hali hazırda% 4,5`i kaynağında ayrı toplanmakta ve geri dönüştürülmektedir. Bu oranlar, Avrupa ortalamasının altındadır.

3.2.3. Kocaeli `de Hâlihazırda Atık Yönetimi:

Kocaeli `de; bir tanesi Dilovası, bir tanesi de İzmit Solaklar mevkiinde olmak üzere iki adet düzenli depolama alanı bulunmakta olup, evsel atıklar bu alanlarda bertaraf edilmektedir.

Dilovası Düzenli Depolama Alanı `nın, en geç 2017 yılı Şubat ayı sonuna kadar, kapasitesini doldurması beklenmektedir. Buranın kapatılması ile o bölgenin evsel atıkları da Solaklar `daki düzenli depolama alanına taşınmaya başlanacak olup iki yıl içerisinde dolacağı ve bunun sonucunda bu alanın ömrünü tamamlayacağı belirtilmektedir. Yapılması planlanan, Kentsel Katı Atıktan Enerji Üretim Tesisi yapılana kadar bu alanın yetmesi mümkün değildir. Şimdiden alternatif bir "B planı" yapılmalı, en kısa sürede depolama alanı ya da küçük ölçekli, farklı bölgelerde başka depolama alanlarının hazırlanması gerekmektedir.

Kocaeli `de atıkların ayırımı işlemi;

Kocaeli `de ülkemizde olduğu gibi, evlerden her türlü atık çıkabiliyor. Örneğin 4 kişilik bir ailenin (anne, baba, iki çocuk) çöpüne baktığımızda; Mutfak atıkları ( gıda, yağ, bitkisel ve hayvansal kökenli atıklar), cam, kağıt, karton, metal gibi atıklardan başka, oyuncak parçaları, piller, oyuncak hamurları, yapıştırıcılar, spreyli boyalar, kuru ve sulu boyalar ve kutuları, çocuk bezleri, böcek ve haşere öldürücü ilaçlar, basınçlı kutular, ilaçlar, şuruplar, şampuan, temizlik malzemeleri, ampuller, floresan lambalar, röntgen filmleri, duman dedektörleri, elektronik malzemeler, gibi daha pek çok sayabileceğimiz, tehlikeli ve radyoaktif atıklar çıkabilir.

     Bu nedenle, evsel atıklar, tesiste bir ön ayırma ünitesi olmadan, yakma ünitesine verilemez!

      Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile yapılan görüşmeler sırasında, söz konusu yakma tesisine evsel atıkların yanısıra evsel nitelikli endüstriyel atıkların da  alınacağı böylece ısıl değer ortalamasının artırılacağı belirtilmiştir.  Bu tür atıkların önemli bir kısmı yasal zeminde, bu atıkları gerikazanan veya değerlendirebilen firmalar tarafından alınmakta, sadece ısıl değer ihtiyacına dayandırılarak, piyasa faaliyetleri sekteye uğratılabilmekte, geri kazanım önceliği tamamen yok sayılmakta ve ayrıca tesisin kendi enerjisi ile çalışabileceği savını kuşkuya düşürmektedir.

Kocaeli `de mevcut durum göz önünde bulundurulduğunda, kaynakta ayırma işleminin yok denecek kadar az yapıldığı, bunun için öncelikle kaynağında ayırma çalışmalarına başlanması gerekliliği ortaya çıkmıştır.

·         Kaynağında ayırma çalışması ile birlikte Avrupa ülkelerinde olduğu gibi entegre (kompost/biyogaz sistemi) bir çözüm üretilmesi gereklidir.

·         Ambalaj atıklarının hemen tamamının geri dönüşümü sağlanabilir, sağlanmalıdır.

·         Kaynağında ayrı toplanmış organik atıkların kompost/biyogaz tesislerinde değerlendirilmesi gerekir.

·         Ancak ve mutlaka bu süreçlerin sonunda kalan az miktardaki atıkların yakılarak bertarafı sonrası oluşan kül ve atık içerisinde yer alan taş, kül vb. inert atıkların da düzenli depolama yöntemi ile bertaraf edilmesi gerekir.

 

 

 

 

Atıkların kaynakta iyi bir şekilde ayrıştırılmaması halinde;

·         Seçilecek entegre yöntemden özellikle kompost/biyogaz sisteminden verim alınamayacaktır.

·         Ambalaj atıkları ayrılmadığı için doğrudan yakma tesisine gidecektir ve birincil kaynak olarak tekrardan kullanılması önlenmiş olacaktır. Ekonomik kayıp ortaya çıkacaktır.

·         Sebze-meyve gibi yaş organik ürünlerin ayrı toplanmaması halinde yakma tesisine gidecek ve doğal kaynak kaybı yanı sıra, tesisinin enerji verimliliğinde düşüş sorunu kaçınılmaz olacaktır.

Atık bertarafı öncesinde atıkların ayrıştırılması gerekliliği

Tesiste, atıkların bertarafı öncesi ayırma ünitesinin (gerek elle, gerekse otomatik) mutlaka olması gerekir. Tesiste ayrıca tehlikeli atık analizlerin yapıldığı bir laboratuvar  birimi olmalı ve radyoaktif atıkların tespiti de yapılmalıdır.

Entegre Atık Yönetimi dahilinde, Kaynakta Azaltım prensibine göre, il ve ilçe bazında, evlerde, atıkların ayırımı ve sınıflandırmasının yapılması ve atık toplamanın bu şekilde gerçekleştirilmesi gereklidir.

3.2.4. Kocaeli `de Yakma Tesisi amacıyla seçilen yerin (Umuttepe) irdelenmesi

Yerin genel özellikleri ve Şehrin Kuzey Ormanlarının önemi ve tesisin orman üzerine olası etkileri

Bu noktada Umuttepe `deki yerin özelliklerini çok iyi irdelemek büyük önem taşımaktadır. Seçilen yer Umuttepe yakınlarında Çamlıbel den ayrılan Geredeli yolu üzerinde, İzmit Orman İşletme Müdürlüğü sınırları içerisinde, Taşköprü Orman İşletme Şefliği 250 no.lu bölmede yer almaktadır. Dolayısıyla orman ekosisteminde 20 Ha büyüklüğünde bir alanı kapsamaktadır. Saha orman bütünlüğü içerisinde kalmakta olup yapraklı doğal ormanları ve endüstriyel plantasyon ormanlarını kapsamaktadır. Kuzeyinde İSKİ baraj havzasına komşu olup Güneyinde Çınarlı dere su toplama havzası (kuş uçuşu 2300m) bulunmaktadır. Belediyenin yetkili personelince verilen bilgilerden anlaşıldığı üzere İSKİ ve İSU baraj havzaları içerisine tesisin kurulmasına müsaade edilmemektedir. Ancak orman sınırları içerisine böyle bir tesisin kurulmasında ormancılık sektörü açısında birçok engel bulunmasına rağmen yer seçimi konusunda oluşturulan ekip içerisinde bu konuda uzman bir kişinin bulunmaması büyük bir eksikliktir. Bilindiği gibi orman ekosistemlerinin çok çeşitli fonksiyonları bulunmaktadır. Bunların en önemlilerini sıralamak gerekirse; Odun Üretimi, Odun Dışı Orman Ürünleri (gıda ve ilaç üretimi), Su Üretimi, Erozyonu Önleme, Doğayı ve İnsanları Koruma, Biyolojik Çeşitlilik, Rekreasyon ve Ekoturizm, Ulusal Savunma, Yenilenebilir Enerji Kaynağı ve İklim Düzenleme, Karbon Bağlama ve Oksijen Üretimini sayabiliriz. Yapılan araştırmalara göre orman ekosistemlerinin fonksiyonel değerlerinin, odun hammaddesi değerinin 2000 (ikibin) katı olduğu tahmin edilmektedir. Burada düşündürücü olan diğer bir durum da tüm dünyada orman alanlarının giderek azalmasıdır. 1990-2010 arasındaki 20 yılda, Dünya`da orman alanları 135 milyon ha azalmıştır. 2010 yılı verilerine göre dünya üzerindeki orman alanları üzerindeki servet ise 527 milyar m3 olarak hesaplanmıştır. Alanlarda meydana gelen azalmaya paralel olarak, son yirmi yılda servette de 3 milyar m3 azalma olmuştur. Bugün dünyamızın en önemli problemlerinden biri, küresel ısınma ve iklim değişikliğidir. İklim değişikliğinin farkına varılmasından sonra orman ekosistemlerinin önemi artmıştır. Zira, orman ekosistemlerinin iklim değişikliğinin önlemesinde katkısı çok büyüktür. Sera gazları arasında iklim açısından en önemli olan ve insan eylemlerinden en belirgin şekilde etkilenen gaz karbondioksittir. Günümüzde atmosferdeki her dört karbondioksit molekülünden yaklaşık biri, insan kaynaklıdır. Atmosferdeki CO2 gazını emen kaynaklar ormanlar ve okyanuslardır.  Bilindiği gibi bitkiler, klorofilleri vasıtasıyla havadaki karbonu oduna dönüştürürler. Orman ekosistemlerinde karbon ağaçların dalları, yaprakları, gövdesi, köklerinde ayrıca ölü örtü, ölmüş ağaç gövde ve dalları ile toprakta da depolanır (karbon havuzları).Ancak, ormanlar sürekli azaldığı için, atmosferdeki karbon miktarı her yıl 4,1 milyar ton artmaktadır. Atmosferdeki CO2 yoğunlaşması sanayi devriminden önce 280ppm civarında bulunurken 2005 yılı itibarıyla 379ppm`e ulaşmıştır. Ülkemiz ormanları 2005 yılı verilerine göre, yıllık net 13,1 milyon ton karbonu atmosferden almaktadır. Bu 48 milyon ton CO2 ‘ e eşittir. Yine 2005 yılı verilerine göre, ormanlarımız Türkiye`nin toplam sera gazları salımının yaklaşık %15,4` ünü karşılayabiliyor. Ancak, şu bir gerçek ki biriktirdiğimizden fazla sera gazı ürettiğimiz için, küresel ısınmayı arttıran bir ülke durumundayız. Bilindiği gibi, iklim değişikliğine neden olan olaylar zinciri sonunda, Birleşmiş Milletleri harekete geçirmiş ve İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi 1992 yılında hazırlanmış ve 1994` de yürürlüğe girmiştir. Bu sözleşmenin uygulamasını düzenleyen Kyoto Protokolü ise 1997 yılında hazırlanmıştır. Türkiye, 26 Ağustos 2009 tarihinde, resmen Kyoto Protokolüne taraf olmuştur. Yine hava kirliliğinin ormanlar üzerindeki olumsuz etkilerinin, ormanların sağlık ve hayatiyeti ile ilgili Avrupa`da görülen sıkıntılar üzerine "Ormanlar Üzerine Hava Kirliliğinin Etkilerinin İzlenmesi ve Değerlendirilmesi Uluslararası İşbirliği Programı (ICP Forests)" tarafından orman ekosistemlerinin izlenmesi çalışmaları, 1985 yılında başlatılmış olup halen devam ettirilmektedir. Günümüz itibariyle, Türkiye dâhil 42 ülkede 7000 adet seviye 1, 500 adet seviye 2 gözlem alanında izleme yapılmaktadır. Ülkemiz 2006 yılında programa dâhil olmuş olup 2008 yılından beri 840 (608 adedinde gözlem yapılmaktadır) adet seviye 1, 50 adet (15 adedinde daimi gözlem yapılmaktadır) seviye 2 gözlem alanında izleme yapılmaktadır. Gözlem yapılan seviye 1 alanlarından 12 adedi, seviye II alanlarından ise iki adedi Kocaeli `de tesis edilmiştir. Sahamız meşe seviye II gözlem alanının, 2400m batısında kalmaktadır. Sonuç olarak, tüm dünyadaki ormanlar, insanların ortak malıdır ve geleceğimiz açısından hayati önem taşımaktadır. Bırakın bir ağacı, yeşil bir yaprağı bile koparmadan önce uzun, uzun düşünmeliyiz. İklim değişikliğine koşar adımlarla giden insanlığın, bütün yapacağı, öylece durup olayların gerçekleşmelerini beklemek olacaksa, tahminler yapacak kadar ilerlemiş bir bilim geliştirmemizin ne anlamı vardır? Günü kurtaran politikalar, büyük ekonomik ve toplumsal kazançlara karşın kabul edilmesi imkânsız bir çevre maliyetine sebep olmaktadır.  Hele böyle çevresi için çeşitli sorunları akla getiren bir tesisi, sırf maliyetini düşürmek amacıyla orman arazisine kurmanın, ileride ormansızlığın getireceği olumsuz sonuçları düşünmemiş olmanın telafisi mümkün olmayacaktır.

Kocaeli `yi etkileyen rüzgârların yönü ve etkileri

Otuziki yıllık gözleme göre yıllık en fazla esen rüzgar 3411 ile SE (Güneydoğu), daha sonra 3265 ile WNW (Batı Kuzeybatı) yönünden gelmektedir. Bu veriler dikkate alındığında Kocaeli `de hakim rüzgarlar şehrin kuzeyinden güney ve güneybatı istikametine doğrudur. Bu özellik nedeniyle de Umuttepe `de öngörülen alan uygun bir yer değildir. SE rüzgarları tahtalı göleti ve etrafındaki mahalleleri, WNW rüzgarları ise İzmit merkez ve Sepetçi göleti ve Kandıra yolu civarındaki yerleşim yerlerini etkileyecektir.

3.3.  Atık yakma tesislerinin çevre ve insan sağlığı üzerine etkileri

Atık yakma tesisleri, sayısız toksik kimyasallar yaymaktadırlar. Tesislerden atmosfere verilen emisyonlar hava akımlarıyla tesislerden çok uzaklara gidebilmekte, havadan yeryüzüne inip toprağa çökelmekte, yüzey sularına karışabilmekte, buharlaşma yoluyla tekrar sudan havaya geçebilmektedirler. Kül ve cüruflardaki kirleticiler depolama alanlarındaki toprağa, oradan sızıntı sularıyla yeraltı sularına karışabilmektedir.

Havada emisyonlar şeklinde ya da küllerde kalıntı olarak gördüğümüz birçok kirleticiyi doğanın her yerinde görme ihtimali vardır. Kirleticilerin potansiyel etkileri en çok yakma tesislerinde çalışanlar ve yakın bölgelerde yaşayanlarda ortaya çıkar fakat emisyonların yayılımıyla uzak bölgelerde yaşayanları da etkileyebilmektedir.

Yakma ile ortaya çıkan ve Dünya Kanser Araştırma Enstitüsü tarafından kanserojen olarak tanımlanan PCDD/PCDF (Dioksin/Furan) ve benzeri bileşikler, PAH, sayısız uçucu organik bileşik, ağır metaller gibi kimyasalların çoğu kalıcı, biyobirikimli (yaşayan organizmaların dokularında biriken) ve toksiktirler. Bu üç özellik, onları insan sağlığı için tehlikeli olan kimyasallar sınıfına sokmaktadır.

Toprağa, suya ve havaya karışmış bu toksik maddelere direkt temas, havanın solunması, kirlenmiş(kontamine) içme- kullanma sularının tüketilmesi, kirlenmiş toprak ve suda yetişmiş gıdaların tüketilmesi yoluyla insanlar, bu toksik maddelere maruz kalırlar.  Kontamine sularda yaşayan balıklar, kontamine toprakta yetişen sebze-meyveler, kontamine bitkilerle ve sularla beslenen hayvanların eti, sütü, yumurtası insanlar için gıda kaynaklı birer maruziyet kaynağıdır. Sağlık üzerine en zararlı etkileri, azot ve kükürt oksitler, partikül maddeler (PM), kurşun ve cıva bileşikleri, dioksin ve furanlar oluşturmaktadır.

Tüm yakma tesisleri, atmosfere PM yayarlar. Mevcut hava kirliliğini kontrol eden ekipmanlar, solunabilir (< 2.5 mikrometre) PM‘nin %5-30‘unu önleyebilirken daha küçük parçacıklar tutulamamaktadır. Bu, çok küçük parçacıklar, akciğerlerin en uç noktalarına ulaşıp sağlık sorunları oluşturmaktadırlar. PM‘lere bağlı şekilde yayılan ağır metaller ise ayrı bir endişe konusudur. PM-10‘da 10 mg/m3 artış, ölüm artışı ile uyumlu bulunmuştur. Ölümler solunum yolu ve kalp damar hastalıkları ile direkt ilişkilidir. PM artışları solunum yolu hastalıklarında artış, yetişkinlerde ve çocuklarda astımın alevlenmesi, akciğer fonksiyonlarında bozulma ile ilişkilendirilebilir. Kısa dönem PM artışları geçici sağlık sorunları oluştururken, PM kirliliğine uzun dönem maruz kalmaya bağlı olarak birikimsel (kümülatif) etkiler yaratmaktadır.

Şekil. İnsan reseptörlerinin atık yakma tesisi baca gazı emisyonlarına potansiyel maruziyet yolları

Emisyonlar içindeki dioksin ve benzeri bileşikler, fotokimyasal ve biyolojik bozunmaya dirençli ve uzun ömürlü maddeler olduğundan kaynaktan yüzlerce kilometre uzaklığa yayılabilirler. Baca gazından havaya yayılan dioksin, havada gaz veya partiküllere bağlı şekilde bulunabilir ve depozisyonla yeryüzüne döner ya da yakma tesisinin külleri ve atık suları ile doğaya karışabilir. Bu kalıcı organik bileşiklerin yarı ömrü yüzey toprağında 9-15 yıl, yeraltı toprağında 25-100 yıl, suda ise 50 yıldan fazladır. Dioksin ve benzeri bileşikler yağda çözünen bileşiklerdir ve biriktikleri besinler yoluyla besin zincirine katılırlar.

Avrupa Komisyonu‘na göre insanların dioksin maruziyetinin %90‘dan fazlası gıda kaynaklıdır ve tüm maruziyetin %80‘i hayvansal gıdalarla olur. Besin, su veya toprak; dioksin, furanlar ve PCB`lerin çok farklı şekillerini içerebilir. Belirtilen maddelerden bazılarının diğerlerinden daha zehirli özellik taşırlar. Dioksinin en zehirli şekli olan 2,3,7,8-TCDD`nin zehir eşdeğerliliği faktörü (TEF) 1 olarak tespit edilmiştir. Zehirli 17 çeşit dioksin veya furan bileşiklerinin her birinin "zehirlilik faktörü" ise, TCDD`ye göre göreceli zehirlilikleri göz önünde bulundurularak değerlendirilmektedir. 2,3,7,8 TCDD‘nin tolere edilebilir haftalık alım (t- TWI) değerinin tüm dioksin, furan ve dioksin benzeri PCB‘leri temsil ettiği düşünülerek, vücut yükü yaklaşımıyla 2,3,7,8 TCDD‘nin t-TWI değeri  7 pg/kg olarak kararlaştırılmıştır. DSÖ ise tolere edilebilir günlük alımı 1-4 pg/kg olarak belirlemiştir. BM Gıda ve Tarım Örgütü ise tolere edilebilir aylık alımı 70 pg/kg olarak belirlemiştir. Ortamda bu değerlerin üzerinde ise çok ciddi rahatsızlıklar ortaya çıkabilir.

Besinler yoluyla herkesin maruz kalabileceği maddeler olduğundan çevre ve gıda örneklerinde dioksin ve benzeri kimyasalların varlıklarının ve düzeylerinin belirlenmesi, çevre kirliliğinin önlenmesinde ve tüm canlıların sağlığının korunması ve oldukça önemlidir. Koyun, inek veya tavuk gibi hayvanların yemlerle birlikte aldığı dioksin, hayvanların yağ dokusunda birikir. Aynı durum, dioksinle kontamine olmuş sularda yaşayan balıklarda da ortaya çıkar ve kontamine hayvanları tüketen insanlarda dioksin birikimi tehlikeli boyutlara ulaşabilir. Dioksin ve benzeri bileşikler oldukça düşük dozlarda bile canlıları etkileyebilen maddeler olduğundan uzun süre bu kimyasallara maruz kalınması, canlılarda önemli sağlık problemlerine sebep olabilir. İnsan dokularında 5-10 yıl arasında kalabilir, yağ dokusu, kan ve anne sütünde bulunabilirler. Endüstrileşmiş ülkelerde süt yağında 10-35 pg I-TEQ seviyelerinde TCDD bulunabilmektedir.

Dioksin ve furanın bireysel toksisitesi çok değişken olduğundan dioksin ve furan kaynaklı tüm dünyadaki mortalite ve morbidite yükünü tahmin etmek mümkün değildir. Uzun dönem, dioksin ve benzeri bileşiklere düşük dozlara maruz kalmak bağışıklık sistemi, sinir sistemi, endokrin ve üreme sisteminde çeşitli bozukluklara yol açar. Kısa dönem, yüksek düzeylere maruziyetle deri lezyonları ve karaciğer fonksiyon bozuklukları ortaya çıkar. Benzen, PAH, dioksin ve furan gibi maddeler genotoksik (DNA ve genlere toksik etki göstererek mutasyonlara neden olma durumu) karsinojenlerdir.  Dioksinin üreme ve gelişim üzerine olumsuz etkilerinin yanında karsinojenik potansiyeli de endişelerin sebeplerindendir. Hayvanlarda dioksine maruziyet çeşitli kanserlere yol açarken, IARC dioksini insanlar için de karsinojen (grup-1) olarak tanımlamıştır ve akciğer, karaciğer, mide, larinks, kolorektal kanserler, lenfoma, yumuşak doku sarkomları, NHL ve özellikle hematopoetik olmak üzere bazı çocukluk çağı kanserleriyle ilişkilendirilmiştir. Dioksin ve furanların toksisitesini belgeleyen kanıtlar, mesleki olarak ya da endüstriyel kazalar yoluyla yüksek dozlara maruz kalan topluluklarda yapılan çalışmalardan oluşmaktadır. Kronik olarak düşük doza maruz kalmanın insanlarda kanser yaptığı ile ilgili yeterli kanıt bulunmamaktadır. Dioksin, bebeği anne karnında plasenta yoluyla, bebeklikte de anne sütü yoluyla etkiler. Dioksin ve PCB bileşiklerine maruz kalan annelerin bebeklerinde; erkek/kız doğum oranında değişiklikler, artmış ikiz doğum oranları, artmış bebek ölüm hızları, renal anomaliler gibi bazı spesifik konjenital anomaliler, düşük doğum ağırlığı, büyüme geriliği, tiroid hormon bozuklukları görülmektedir. Yine bu annelerin çocuklarında düşük doğum ağırlığı ardından okul çağında da boy ve kilo düşüklükleri devam etmiştir. PCB‘lere mesleki maruziyeti bulunan annelerin bebeklerinde doğum kilosu ve gebelik yaşı arasında uyumsuzluklar görülmüştür. Anneleri bu bileşiklere maruz kalan çocuklarda kulak enfeksiyonları, bronşit, solunum yolu enfeksiyonları daha sık görülmektedir. Bu çocukların kognitif gelişimleri gecikmiş, otonom gelişim ve reflekslerde problemler, hipotoni, motor gelişim gecikmeleri ortaya çıkmış, yakın bellekle ilgili sorunlar oluşmuştur. Yakma tesislerine yakın oturmak ile doğum ve konjenital anomaliler arasındaki ilişkinin değerlendirildiği bir çalışmada tesislere yakın oturmakla ya da emisyonlarla konjenital anomaliler arasında bir ilişki bulunmazken, nöral tüp defektleri ve kardiyak anomalilerle zayıf ilişkili, yüz defektleri ve üriner sistem defektleriyle güçlü bağlantı olduğu saptanmıştır. Dioksinin solunum yollarına olumsuz etkileri, alerji, kanser yapma gibi potansiyellerinin yanında üreme sistemi üzerinde de çok sayıda olumsuz etkisi mevcuttur. Erkek üreme sistemi üzerinde sperm sayısında azalma, testis atrofisi, anormal testis yapısı, feminize hormon ve davranışlarla; kadın üreme sisteminde ise fertilitenin azalması, overdisfonksiyonu ve endometriyozisle ilişkilendirilmiştir. Bozulmuş yağ ve glukoz metabolizmasına, diyabetesmellitusa yol açtığı bilinmektedir.

Düşük konsantrasyonlarda bile toksik olan dioksin ve furanın besin zincirinde yüksek konsantrasyona ulaşmaları, insan ve hayvanların yağ dokularında birikerek, uzun yıllar toksik etkilerini sürdürmelerinden dolayı, bu bileşiklerin oluşumunun önlenmesi, eğer oluşum önlenemiyor ise, bu kirletici maddelerin atmosfere salınmadan önce uygun teknolojiler kullanılarak emisyon standartlarına uygun olarak mutlaka giderilmesi gerekir. Kalıcı organik kirleticilerin çevre ve insan sağlığına zarar vermelerini önlemek için imzalanan Stockholm Antlaşması, hükümetlerin dioksin ve furan oluşumunu azaltmaları ve elimine etmeleri gerektiğini vurgulamaktadır. Atıkların uygun kaynakta ayrıştırma sonrasında 8500C üzerinde yakılması, atık beslemenin bu sıcaklıklar altında yapılmaması, yeterli oksijen seviyesinin sağlanması, gazların 8500C üzerinde en az 2 dakika tekrar yakılması, kirleticiler için kontrol ekipmanları kullanılarak baca gazlarının, uçucu ve taban küllerinin, atık suların uygun olarak arıtılması ve kirletici analizlerinin rutin olarak yapılması emisyonları azaltmak için tavsiye edilmiştir. DSÖ, tolere edilebilir alım limitlerini belirlemiş fakat dioksin emisyon limitlerini belirlememiştir. Emisyonlar ulusal bağlamda ayarlanmalıdır. Ülkemizde AYİY‘de aynı emisyon limitleri belirlenmiştir. 8500C üzerindeki yüksek sıcaklıklı yakma tesislerinde dioksin ve furan üretilmez fakat soğutma bölümünde ya da başlatma ya da durdurma zamanlarında oluşabilir. Yakma sürecinin optimizasyonu (8500C üstünde yakma ve baca gazı sıcaklığının 250-4500C arasında olması) bu maddelerin oluşumunu azaltabilir. Yakmanın iyi gerçekleşmesi, hava kirliliği kontrol sistemi ısısına gazların hızlı soğutulması dioksin-furan oluşumunu önleyebilir.

Dioksin ve furan gibi oluşan toksik bileşiklerin yanında kadmiyum, kurşun,  cıva gibi ağır metaller nörotoksiktir ve yanma sonucunda açığa çıkıp zarar verirler. Sülfür dioksit ve nitrojen dioksit gibi ince partiküler maddeler solunum sistemine etki ederler.

Yakma tesislerinde çalışanların ne gibi riskler altında olduğuna göz atacak olursak; belediye katı atık yakma tesislerindeki çalışanlar üzerine yapılan çalışmalar göstermiştir ki, tesis çevresinde yaşayan bireylere göre tesislerde çalışanlar çok daha fazla sağlık riski altındadırlar. Potansiyel enfeksiyonlar ya da yanmalar yanında ek mesleki tehlikelerle de karşılaşabilirler. Çok yüksek konsantrasyonda dioksin, furan, toksik maddeye maruz kalırlar. Yakma tesisi operatörleri, yönetim çalışanları, atık toplama, taşıma, uçucu kül ve özellikle de emisyon kontrol ekipmanlarının temizliğini ve bakımını yapanlar emisyonlara en fazla maruz kalan gruptur. Küllerdeki toksik organik bileşikler ya da metaller inhalasyon riskine yol  açabilir. Koruyucu maskeler gibi ekipmanlar verilse de çalışanlar, deri yoluyla da kirleticilere maruz kalabilirler. Hava kirliliği kontrol ekipmanlarının bakımları sırasında da kostik sıvı temizleyicilere maruziyet sonucu kostik yanıklar, yakma gazındaki düşük oksijen seviyesine bağlı olarak fabrika filtrelerinin bakımı sırasında hipoventilasyon ortaya çıkabilir.  Hareketli kayışlar, hidrolik silindirler, piston besleyiciler ve kül taşıyıcılar gibi bazı tesis birimleriyle temas sonrası yaralanmalar olabilir, tesisteki aşırı sıcaklık nedeniyle sıcağa bağlı stres de ortaya çıkabilir.

Atıklar içindeki klorlu bileşenler, tesisin yakma şartları ve bazı kontaminasyonlara bağlı tesis çalışma ortamındaki toksik madde miktarı da yüksek çıkabilmektedir.  Japonya‘da kat atık yakma tesisi içindeki dioksin seviyesi dış ortamdan 8000 kat yüksek bulunmuştur.

Fransa‘da 2 atık yakma tesisinde çalışan işçilerin yıllık mesleki muayenelerinde 3 yıl boyunca izlenip, izlemlerinin kirleticilere maruz kalmayan işçilerinkiyle karşılaştırıldığı bir çalışmada; temel akciğer fonksiyonları, hava kirleticilere  maruz kalmayanlara göre daha düşük saptanmış ve sigara, alerji öyküsü ve AC hastalığı öyküsü dikkate alındığında birinci yıldaki FEF 75/PV ile üçüncü yıldaki FEF 25-75/FVC  yakma fırınındaki maruziyetle ilişkilendirilmiştir. Tesisteki kirleticilere maruziyet sonucu küçük hava yollarında obstrüktif bozulmalar ortaya çıkmıştır. Japonya‘da bir belediye atık yakma tesislerinde çalışan işçilerin dioksine maruziyet konsantrasyonları araştırılmış ve günlük çalışmada 7,2 pg TEQ/m3‘e, periyodik bakımlarda, ekipmanların ve fırın içinin temizliğinde 92 000 pg TEQ/m3‘e, yasal sınırın 37000 kat üstüne çıkabildiği görülmüştür.  Japonya‘da iş ortamında izin verilen maksimum hava kaynaklı dioksin seviyesi 2.5 pg TEQ/m3 olup, maruziyet konsantrasyonlarının aşıldığı görülmüştür. Bu yüksek konsantrasyonlara en fazla maruz kalanların ortalama kan dioksin seviyeleri 346 pg TEQ/g yağ olarak, diğer tesislerde çalışan ve maruz kalmayan işçilerde  ise 11-40 pg TEQ/g yağ olarak bulunmuştur. Tayvan‘da 122 yakma fırını işçisinde yapılan çalışmada ise yakma kalıntılarına maruziyetlerine göre direk temas, indirek temas ve temas etmeyen 3 grupta üriner ve kan arsenik düzeylerine bakılmış, direk maruz kalanlarda arsenik oranı kontrol gruplarına göre daha yüksek bulunurken, kontrol gruplarında dahi arsenik konsantrasyonlarının yüksek olduğu görülmüştür. Tesiste çalışanların kalıntılara direk maruz kalıp kalmamasına bakılmaksızın çalışan herkese koruyucu ekipman verilmesi şiddetle önerilmiştir.

 

Tablo. Bazı Kirleticilerin İnsan Sağlığına Etkileri.

Atıklar

IARCx

İnsan Sağlığı Üzerine Etkileri

PM

Grup 1

Akciğer kanseri, amfizem, bronşit, kardiyovasküler hastalıklar

CO2

-

Baş ağrısı, baş dönmesi, huzursuzluk, parestezi, dispne, terleme, kırıklık, taşikardi, artmış kardiyak atım ve kan basıncı artışı, koma, asfiksi, konvülsiyonlar

NOX

-

Göz, burun ve boğazda tahriş, kronik bronşit, nefes darlığı, göğüs ağrısı, pulmoner ödem, siyanoz, takipne, taşikardi

HCl

-

Göz, burun ve gırtlakta tahriş, öksürük, dermatit

Hg

Grup 3

Deri ve gözde tahriş, öksürük, göğüs ağrısı, nefes darlığı, bronşit, pnömoni, uykusuzluk, sinirlilik, kararsızlık, baş ağrısı, halsizlik, stomatit, salivasyon, mide-bağırsak bozuklukları, anoreksi, kilo kaybı, proteinüri

Pb

Grup 2A*

Mide kanseri, halsizlik, uykusuzluk, solukluk, iştahsızlık, kilo kaybı, malnutrisyon, kabızlık, karın ağrısı, anemi, dişeti kurşun hattı, tremor, el ve ayak bileklerinde paralizi, ensefalopati, böbrek hastalığı; gözde tahriş, hipertansiyon

Cr

Grup 1**

Akciğer kanseri, nazal sinüs kanseri; deri ve gözde tahriş, akciğerlerde fibrozis

Ni

 

Grup 1***

Grup 2B****

Akciğer kanseri, nazal sinüs ve paranazal sinüs kanseri; kontakt dermatit, alerjik astım, pnömoni3

Zn

-

Mide krampları, anemi ve kolesterol düzeyleri değişiklik, metal dumanı ateşi

Cd

Grup 1

Akciğer kanseri, prostat kanseri, böbrek kanseri; pulmoner ödem, nefes darlığı, öksürük, göğüste sıkışma hissi, başağrısı, kas ağrıları, mide bulantısı, kusma, diyare, anozmi, amfizem, proteinüri, hafif anemi

Cu

-

Göz, burun ve yutakta tahriş, nazal septum perforasyonu, dermatit, Wilson hastalığı

Al

-

Göz, deri ve solunum yollarında tahriş

Ar

Grup 1

Akciğer-mesane-deri-böbrek-karaciğer-prostat kanseri; nazal septumülserasyonu, dermatit, periferalnöropati, respiratuvar iritasyon ve cilt hiper pigmentasyonu

Co

-

Öksürük, nefes darlığı, hırıltılı solunum, akciğer fonksiyonlarında azalma, kilo kaybı, dermatit, diffüz nodüler fibrozis ve astım

PAH

-

Mutajenik/ Genotoksik etkiler

PCB

Grup 1

Malign melanom, Meme Ca ve Non-Hodking Lenfoma, Endokrin disfonksiyon

PCDD/F

 

Grup 3 Grup 1*****

Tüm kanserler, Bebeklerde gelişim bzk. ve Nörolojik defi sit, Endokrin bozukluklar, Karaciğer işlev

Bozukluğu, Klorakne, Astım, Kardiyotoksisite

x Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı

* İnorganik Pb bileşikleri, ** Cr+6 bileşikleri, *** Nikel bileşikleri, **** Nikel (metal), ***** TCDD

 

 

 

 

 

 

KOCAELİ AKADEMİK ODALAR BİRLİĞİ`NİN ÖNERİLERİ

KOCAELİ KENTİNİN SORUN KAPSAMINDA ELE ALINMASI GEREKLİ GENEL ÖZELLİKLERİ

Kocaeli halkı, kent olarak ülke bütününden alacaklı durumdadır. 1960`lı yıllardan bu yana ülke nüfusu yaklaşık 2,5 kat artarken, kent nüfusu yaklaşık 18 kat artmıştır. Türkiye`nin yüzölçümü açısından en küçük illerinden biri olan Kocaeli, bugün itibariyle nüfus yoğunluğu olarak en yoğun illerinden biri durumundadır. Bu gelişme sürecinde, bu kentin yaşayanları hızlı göç alımı nedeniyle topraklarını diğer yurttaşlarımızla paylaşmıştır. Son derece verimli tarım ve orman alanları, sanayi ve konut alanına dönüştürülmüştür. Hızlı ve çarpık bir konut ve sanayi yapılanması ile havamız, toprağımız, sularımız hızla kirlenmiştir. İzmit Körfezi kent halkının gereksinimleri açısından kullanılamaz hale gelmiştir. Kırkdört (44) liman ile körfez, kente adeta yabancılaşmıştır.  Sağlık sorunlarımız ülke ve dünya ortalamasının birkaç kat fazlasıyla, giderek artmaktadır. Yani, bir anlamda kente göçle gelen tüm yurttaşlarımızla birlikte bu kentin yaşayanları yaşamlarını, sağlıklı yaşamlarını verdiler, vermeye devam ediyorlar. Kocaeli, devlete ödediği vergi miktarı açısından İstanbul`dan sonra ikinci, vergi ödeme düzeyi açısından ise birinci durumdadır. Kocaeli, kazancının vergisini zamanında ödüyor, buna karşılık ülke bütçesinden, verdiğinin  %10` unun altında pay alıyor. Kentte yaşam, bu nedenlerle hızla zorlaşıyor. Yaşamsal sorunlar katlanarak büyüyor. Kent olarak, ülkenin ekonomik gelişimine ülke bütçesi kapsamında yaptığımız katkıların yanında, ülkesine, demokrasiye ve cumhuriyete olan bağlılığı ve yaşayanların üretkenliği ile de ülkenin sosyal-toplumsal yaşamına katkısıyla, önder illerimizden biridir. Hızlı ve çarpık sanayileşme nedeniyle, çevresel açıdan olumsuzluk temelinde en fazla etkilenen kentlerin başında gelmemize karşın, bu sorunların çözümüne yönelik olarak ülke bütçesinden aldığımız katkı, son derece düşüktür.

 

EVSEL ATIKLARIN BERTARAF EDİLMESİ SORUNUNA İLİŞKİN ÖNERİLER

·         Raporda belirtilen veriler ışığında, kentimizin temel sorunları, ülke bütçesine katkımız oranında, en azından diğer kentlerin aldığı oranlarda kaynak sağlanarak çözümlenmelidir. Evsel atıkların bertaraf edilmesi de temel sorunlarımızdan biridir. Mutlaka bölgesel, ulusal düzeyde yapılacak projelerle, ulusal bütçeden alacağı katkı ile çözülmelidir. Bu çerçevede, KBB`nin, evsel atıkların bertaraf edilmesi temelinde geliştirmeye çalıştığı projeler, yatırımlar, yerel kaynaklarımızın ötesinde, ulusal bütçe desteğiyle planlanmalıdır. Projenin maliyeti ve yerel bütçemize yükleyeceği maliyetler, öncelikli olarak değerlendirilmemelidir. Projenin uygulanacağı yerin belirlenmesinde ekonomik maliyet yerine, yaşamsal ve çevresel konular öncelikle ele alınmalıdır. Atık Bertaraf Projesinin çevresel etkileri, sağlık, ulaşım vb. kriterler ele alınarak ve öncelikli olarak değerlendirilmeli, atıkların bertarafının nerede ve nasıl yapılacağına, bu değerlendirmeler temelinde karar verilmelidir.

·         Kocaeli için evsel atıkların yönetimi ertelenemez acil bir ihtiyaçtır. Bu temelde sürdürülen çalışmalar kentsel yaşam açısından büyük önem taşımaktadır. Evsel atıkların yönetiminde;  birincil yaklaşım atık oluşumunun önlenmesidir. Sonrasında evsel atığı azaltacak önlemlerin ve uygulamaların halka detaylarıyla anlatılması, okullarda, mahallelerde bu konuda eğitimlerin verilmesi ve il genelinde yaygınlaştırılması sağlanmalıdır. Atıkların azaltılması ile ilgili olarak davranış değişikliklerinin sağlanması temel yaklaşım olmalıdır. Atıklardan tekrar kullanım, geri dönüşüm işlemleri yapıldıktan sonra, enerji geri kazanımı ve bertaraf yöntemlerinin uygulanması gelmelidir.

·         Kocaeli `de mevcut durum göz önünde bulundurulduğunda, kaynakta ayırma işleminin yeterli düzeyde yapılmadığı açıkça görülmektedir. Bunun için öncelikle kaynağında ayırma çalışmalarına başlanması gereklidir. Kocaeli Akademik Meslek Odaları Birliği olarak, Çevre Mühendisleri Odamızın Kocaeli Büyükşehir Belediyesi ile Körfez ilçesinde örnekleme anlamında yürüttüğü "Kaynağında Ayrıştırma ve Geri Dönüşüm Eğitimi" nin tüm kenti ve toplumsal kesimleri ve atık bertaraf sürecinin tamamını kapsayacak biçimde geliştirilerek uygulanması için Kocaeli Valiliği`ne bağlı ilgili birimler, ilçe belediyelerimiz ve muhtarlıklarımızın da aktif katılımıyla yarınlara ertelenmeden adeta bir seferberlik düzeyinde hemen bugünden uygulanacak bir eğitim ve uygulama çalışmasına tüm birikim güç ve olanaklarımızla katılmaya hazırız. Türkiye ‘ye de örnek olacak böylesi bir proje hemen hazırlanarak uygulamaya geçirilmelidir.

·         Kaynakta ayırmanın yanısıra, atıkların özelliklerinden faydalanılarak içindeki bileşenlere göre başka ürünlere çevrilmesi ile organik malzemenin (bitkisel veya hayvansal kökenli) geri dönüşümü ve yakılmak yerine, yeniden yaşam döngüsüne katılması sağlanabilir. Bu konuda, Ankara, Kütahya, Balıkesir belediyelerinin örnek ve önemli çalışmaları vardır. Çöp toplama alanlarından çıkan metan gazı depolanmakta, enerji elde edilmekte ve atık sahaları rehabilite edilerek, yeşil alanlara dönüştürülmektedir. Bu amaçla ileriye dönük kompost/biyogaz tesislerinin kapasitesinin artırılması (biyogaz) veya yeni bir tesis kurulması planlanmalı, ambalaj atıklarının hemen tamamının geri dönüştürülmesi, gecikmeksizin uygulamaya alınmalıdır.

·         Komşu illerle beraber evsel atıkların yönetimi, bölgesel bir bakış açısıyla gerçekleştirilmelidir. Örnek olarak; kıraç ve boş yerleşim alanları uygun olan illerde, büyük depolama alanlarının oluşturulması planlanmalıdır. Bunun yanısıra, Kocaeli`de acilen evsel katı atık depolama alan veya alanlarına ihtiyaç bulunmaktadır. Ulaşım yoğunluğu nedeniyle Kentin Doğu ve Batı yönünde 3 yada 4 yer belirlenerek, kapasiteleri nispeten daha küçük alanlar oluşturularak, kıraç ve tesisin çevresel etkilerinin minimum olacağı alan gereksinimi karşılanmalıdır.

·         İlimizde evsel atığı yakacak bir tesis kurulmasının öncelikli olarak planlanması yerine, çimento sektöründe var olan atık yakma ünitelerinin kapasiteleri ciddi bir biçimde kontrolleri sağlanarak kullanılabilir. Bir anlamda atık Yakma Ünitesi olan çimento fabrikaları, ihtiyaç duydukları enerjinin %30` unu bu yolla sağlayabilmektedir. Türkiye çapında, mevcut 70`e yakın çimento fabrikasının atık yakma kapasitesi değerlendirilebilir. Yakma Tesisi` nden çıkan kül ve cüruf, taşımasının tesis yakınına yapılması veya tesisin depolama alanıyla birlikte düşünülmesi uygun ve gereklidir. Aynı durum, çöp sızıntı ve atık suları için de geçerlidir. Bu, süreç içinde daha ekonomik sonuç verecek çevre ve trafik risk ve yükünü azaltacaktır.

·         Yakma tesisi planlanacaksa bölgesel bir plan dahilinde (örneğin Kocaeli, Sakarya, Bilecik ve Bursa bölge olarak ele alınabilir) kıraç, tarımsal amaçlı kullanılamayan ve tesisin çevresel etkilerinin yaratacağı risklerin minimuma düşürülebileceği, yerleşim yerlerinden ve orman alanlarından uzakta, uygun bir yerde yapılması önerilebilir.

·        Kocaeli`nin geleceği için, olmazsa olmazını oluşturan ve çevreyle bütünlük arz eden orman ekosisteminin ortasına "Evsel Atık Yakma" tesisini yapmayı düşünmek, bilimsel doğruların reddi ve orman ekosisteminin bağrına adeta bir hançer saplamak anlamına gelecektir. Yine onlarca, yüzlerce yılda oluşan orman ekosisteminin bir parçası olan alanların ekonomik olarak ilk yatırım anında bedel ödenmeyen alanlar olarak değerlendirilmesi son derece yanlıştır. Bu türden alan kullanımları sonraki süreçlerde çok daha ağır toplumsal maliyetlere yol açmaktadır.  Bu nedenlerle yer tespiti hususunun bu veriler temelinde öncelikle ele alınarak, yanlıştan bir an önce dönülmesi, en uygun yaklaşım olacaktır.

·         Yakma tesisinin kimyasal etkileri ve risklerine ilişkin olarak, Kocaeli Tabip Odası ve Kimya Mühendisleri Odası`ndan, genel çevresel etkiler ve riskler konusunda atık bertarafının tüm aşamalarına dair Çevre Mühendisleri Odası`ndan, tarım ve ziraat konusunda Ziraat Mühendisleri Odası`ndan, orman konusunda Orman Mühendisleri Odası`ndan, ulaşıma etkileri açısından Şehir Plancıları ve ilgili diğer Odalardan, tesisinin teknolojisi açısından Makine Mühendisleri Odası`ndan ve Kimya Mühendisleri Odası`ndan, sağlık üzerine etkileriyle ilgili Kocaeli Tabip Odası`ndan, uzmanlık düzeyinde teknik görüş ve önerileri içeren daha detaylı raporların, görüşlerin alınmasının, temel sorunlarımızdan biri olan atık bertarafına ilişkin atılacak adımlarda kent halkının geleceği ve çıkarları temelinde hata yapma olasılığının azaltılması açısından yerinde ve doğru olacağı öngörülmekte ve tarafımızca önerilmektedir.

·         Uygulanması planlanan Projenin planlama, karar alma ve uygulama süreçlerinde, konuyla ilgili uzmanlık birikimleri olan Akademik Meslek Odaları mutlaka yer almalıdır. Projeye ilişkin planlama ve karar alma süreçlerinde Akademik Meslek Odaları düzenli olarak bilgilendirilerek, görüş ve önerileri alınmalıdır. Özellikle insan sağlığı üzerinde risk oluşturabilecek durumlarda, uzman kuruluşların görüş ve önerileri öncelikli ağırlıkta değerlendirilmelidir.

·         Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin Akademik Meslek Odalarıyla, Genel Sekreterlik düzeyinde oluşturulan ve bilgi paylaşımı, görüş alışverişi temelinde sürdürülen bu diyaloğun geliştirilerek, süreklilik içinde, Kocaeli ile ilgili diğer yatırımları da kapsayacak biçimde sürdürülmesini, olumlu ve gerekli bulmaktayız. Böylesi, kent yararına ve kentlilerin çıkarları temelinde, çözüm perspektifinde, üretim odaklı bir ilişkinin geliştirilmesi ve sürdürülebilir olması için, Kocaeli Akademik Meslek Odaları Birliği olarak üzerimize düşeni yapmaya hazırız.

 

KOCAELI AKADEMIK ODALAR BİRLİĞİ`NİN "BİLGİ PAYLAŞIMI TEMELİNDE" ÖNERİ VE TALEPLERİ

 

·         Kocaeli Büyükşehir Belediyesinin "Atık Yakma Tesisi"  nin yerinin saptanması ile ilgili Bilimsel Kurul`un hazırlamış olduğu rapor, tüm ayrıntılarıyla kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

·         Kocaeli Büyükşehir Belediyesi`nin; atıkların önlenmesi, atıkların azaltılması, geri dönüşüm işlemleri ve geri kazanım yapıldıktan sonra atık bertarafı için hangi yöntemlerin kullanılacağı ile ilgili eylem planını içeren bilgiyi kamuoyu ile paylaşması kent halkının bilgilendirilmesi açısından gereklidir.

·         Her bertaraf yöntemi sonuçta depolamaya ihtiyaç duyar, bu nedenle nerelerde depolama alanlarının oluşturulacağı ile ilgili bilgi açıklanmalıdır.

·         Atıkların taşınmasının nasıl yapılacağı ve kaç araç kullanılacağı ile ilgili istatistiksel bir çalışma yapıldıysa, kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

·         Halkın, evsel atığın kaynağında ayrıştırma konusunun önemini anlaması, öğrenmesi için uygulanması gereken programın en kısa sürede tanıtılması gereklidir.

 

KAYNAKLAR

1-      Güler, Ç., Vaizoğlu, S.A., Çobanoğlu, Z., Katı Atıklar; Ç. Güler (Ed.) Çevre Sağlığı (Çevre ve Ekoloji Bağlantılarıyla)Yazıt Yayıncılık, Ankara,2012

2-      Kranert, M., Clauss, D., Rymkiewicz, A., (2013) Sustainable Waste Management in Megacities, in Proc. MESAEP- 17th International Symposium on Environmental Pollution and its İmpact on Life and Mediterranean, İstanbul

3-      Atık Yönetimi İlişkin Yönetmeliği (2015) T.C. Resmi Gazete, Sayı:29314, Tarih:02.04.2015

4-      Tenikler, G.(2007) Türkiye‘de Tehlikeli Atık Yönetimi ve Avrupa Birliği Ülkeleri ile Karşılaştırmalı Bir Analiz. Doktora Tezi. Dokuz Eylül Üniversitesi. Ankara

5-      WHO (2014) Safe Management of Wastes from Health Care Activities. 2nd Edition Erişim Tarihi: 27.07.2015

http://www.healthcare-waste.org/fileadmin/user_upload/resources/Safe-Management-of-Wastes-from-Health-Care-Activities-2.pdf

6-      Tutar, D.Y. (2004) Tıbbi Atık Yönetimi İçin Yeni Bir Yaklaşım ve Ankara Örneği. Doktora Tezi.Ankara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Sosyal Bilimler Çevre Anabilim Dalı. Ankara

7-      Küçük, A (2013) Tıbbi Atık Yönetiminin Ekonomisi. Sayıştay Dergisi, Sayı 90(Temmuz-Ağustos): 73-95 Erişim Tarihi: 25.06.2015 http://dergi.sayistay.gov.tr/icerik/der90m4.pdf

8-      Öztürk, İ. Arıkan, O., Altınbaş, M. (2013), Katı Atık Geri Dönüşüm ve Arıtma Teknolojileri (El Kitabı), Türkiye Belediyeler Birliği, Ankara

9-      Atıkların Yakılmasına İlişkin Yönetmelik (2010) T.C. Resmi Gazete, Sayı:27533, Tarih:26.05.2010

10-  http://www.who.int/water_sanitation_health/healthcare_waste/module16.pdf?ua=

11-  Health Protection Scotland (2009) HPS Briefing Note Incineration of Waste and Reported Human Health Effects Ver.1, 2009 Erişim Tarihi: 19.07.2015

12-  WHO (2011) Waste from Health Care Activities. Erişim Tarihi: 15.08.2015 http://www.who.int/mediacentre/factsheets/fs253/en/

13-  Gielar A., Rybicra E. H. (2013) Environmental Impact of a Hospital Waste Incineration Plant in Krakow (Poland). Waste Management and Research 31(7):722-728

14-  UN (2003) Draft Guidelines on BAT and BEP for Medical Waste Incineration, UNEP/POPS/EGB.2/INF/ 9, 23 October 2003 Erişim Tarihi: 12 Temmuz 2015 http://www.pops.int/documents/meetings/bat_bep/2nd_session/inf9/EGB2_INF9_medwaste_incineration.pdf

15-  Ege, H. (2009) Adana İli Tıbbi Atık Yönetimi; sorunlar ve Çözüm Önerileri. Yüksek Lisans Tezi. Çukurova Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü.

16-  European Environment Agency (2013) Clinical Waste Incineration. EMEP/EEA Air Pollutant Emission Inventory Guidebook. Part B:5c1b Erişim tarihi: 29.06.2015 http://www.eea.europa.eu/publications/emep-eea-guidebook-2013

17-  Koyuncu, A., Aslan, F.E.(2014) Sağlık Bakımında Görünmeyen Tehlike; Plastik Ürünler ve Etkileri. Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi,2014;17:2

18-  Thornton, J., McCally, M., Weinberg, J. (1996) Hospitals and Plastics. Dioxin Preventionand Medical Waste Incinerators. Public Health Reports, 1996 Jul-Aug; 111;(4): 298-313

19-  Harris, A. (2005) Hazards of Medical Waste Incineration. Salem City Club, September 23, 2005 Erişim tarihi: 09.08.2015 http://www.psr.org/chapters/oregon/assets/pdfs/hazards-of-medical-waste.pdf

20-  Chen, T., Zhan, M., Yan, M. Fu, J.,Lu, S.Y., Li, X.D., Yan, J.H., Buekens, A.(2015) Dioxinsfrom Medical Waste Incineration: Normal Operation and Transient Conditions. Waste Management and Research 33(7):644-651

21-  European Commission (2000) Opinion of the SCF on the Risk Assesment of Dioxinsand Dioxin-Like PCBs in Food. Erişim tarihi: 16.07.2015 http://ec.europa.eu/food/fs/sc/scf/out78_en.pdf

22-  National Research Council (2000) Waste Incineration and Public Health Erişim tarihi: 11.07.2015 http://www.nap.edu/read/5803/chapter/1#xv 

23-  Gören, S., Esen, M (2010) Tıbbi Atık Yakma Küllerinde Ağır Metal Giderimi, Ekoloji, 19 (77):51-58

24-  Allsopp, M., Costner,P., Johnston, P. (2001) Incineration and Human Health, Greenpeace Research Laboratories, University of Exeter,UK. Erişim Tarihi: 30.06.2015 http://www.greenpeace.org/norway/Global/norway/p2/other/report/2001/incineration-and-human-health.pdf

25-  Güler, Ü.A., Kundakçı, Ö. (2014) Dioksin ve Benzeri Bileşiklerin İnsan ve Çevre Sağlığına Etkileri, Karaelmas Science and Engineering Journal 4(1):71-75

26-  Güneş, G.,Ertürk, F. (2009) İZAYDAŞ Tehlikeli Atık Yakma tesisi ve İSTAÇ Tıbbi Atık Yakma Tesisi‘nde Dioksin/Furan Oluşumunun ve Gideriminin İncelenmesi, Ekoloji, 18, 70, 67-73

27-  WHO (1998) Assessment of theHealth Risk of Dioxin: Reevaluation of the Tolerable Daily Intake (TDI) WHO Consultation May 25-29 1998, Geneva, Switzerland Erişim Tarihi: 10.09.2015 http://www.who.int/ipcs/publications/en/exe-sum-final.pdf

28-  FAO (2008) Dioxins in the Food Chain, Prevention and Control of Contamination, FactSheet, 2 April, 2008 Erişim Tarihi: 10.07.2008 http://www.fao.org/uploads/media/FAO_Fact_Sheet_020408.pdf

29-  Ashworth, D.C., Elliott, P., Toledano, M.B. (2014) Waste Incineration and Adverse Birthand Neonatal Outcomes: a Systematic Review, Environment International, 69: 120-132

30-  http://www.who.int/water_sanitation_health/medicalwaste/hcwmpolicy/en/ (Erişim Tarihi: 13.07.2015)

31-  Wu, H.L., Lu, S.Y., Yan, J.H., Li, X.D., Chen, T. (2011) ThermalRemoval of PCDD/Fs from Medical Waste Incineration Fly Ash-Effect of Temperature and Nitrogen Flow Rate, Chemosfere 84: 361-367

32-  http://www.epa.gov/wastes/nonhaz/industrial/medical/mwfaqs.htm (Erişim tarihi: 15.08.2015)

33-  Kumagai, S., Koda, S., Oda, H. (2003) Exposure Evaluation of Dioxins in Municipal WasteIncinerator Workers, IndustrialHealth, 41:167-174

34-  Charbotel, B., Hours, M., Perdrix, A., Viricel, L.A., Bergeret, A. (2005) Respiratory Function Among Waste Incinerator Workers, Int Arch Occup Environ Health  78: 65–70

35-  CL,C., KC,K. (2005) Arsenic Burden Survey Among Refuse Incinerator Workers, J. Postgrad. Med. Volume 51, Issue 2:98-103

36-  http://www.kocaeli.bel.tr/icerik/genel-sekreter-buyukakin-evsel-kati-atik-yakma-tesisi-hakkinda-kamuoyunu-bilgilendirdi/2343/36517 (Erişim Tarihi: 20.10.2016)

37-  Bakoğlu, M., Karademir, A., Durmuşoğlu, E. (2005) Evaluation of PCDD/F levels in ambient air and soil sandestimation of depositionrates in Kocaeli, Turkey, Chemosphere 59 (2005) 1373–1385)

38-  Karademir, A., Bakoğlu, M., Durmuşoğlu, E. (2007), Health risk assessment of background PCDD/F exposurelevels in Kocaeli, Turkey, J Environ Sci Health A Tox Hazard Subst EnvironEng. 2007 May;42(6):729-39.

39-  http://www.ozgurkocaeli.com.tr/kocaelinin-oncelikli-isi-cop-yakma-tesisi-olmali-3100yy.htm (Erişim tarihi: 19.10.2016)

40-  http://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2015/12/20151225-9.htm (Erişim Tarihi: 20.10.2016)

41-  http://www.no-burn.org/section.php?id=84 (Erişim Tarihi: 20.10.2016)

42-  Cangialosi, F., Intini, G., Liberti, L., Health risk assessment of air emissions from a municipal solid waste incineration plant – A case study, Waste Management 28 (2008) 885–895

43-  WHO, List Of Classifications By Cancer Sites With Sufficient Or Limited Evidence In Humans, Volumes 1 To 114

44-  WHO, IARC Monographs On The Evaluation Of Carcınogenıc Risks To Human, Volume 109, 2015.

45-  NIOSH Pocket Guide To Chemlcal Hazards, Feb. 13, 2015. http://www.cdc.gov/niosh/npg/pgintrod.html

46-  WHO, IARC Monographs On The Evaluation Of Carcinogenlc Risks To Human, Volume 100F-110-100C, 2012.

47-  WHO, IARC Monographs On The Evaluation Of Carcinogenic Risks To Human, Volume 103, 2013

48-  WHO, IARC Monographs On The Evaluation Of Carcinogenic Risks To Human, Volume 107, 2015.

49-  WHO, IARC Monographs On The Evaluation Of Carcinogenic Risks To Human, Volume 69, 1997.

50-  Ref: Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, https://www.csb.gov.tr/db/bolu/editordosya/ ATIKLAR(2).pdf

51-  GAUTIER, C. 2014: Petrol, Su ve İklim. Tübitak Popüler Bilim Kitapları.Ankara

52-  ÇEPEL, N. 1994: Yok Ettiğimiz Ormanlarımız Kaybolan Fonksiyonel Değerler ve Zamanımızın Orman Ölümleri. Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı Yayınları 2. İSTANBUL

53-  TOLUNAY, D. 2013: Ormanlar ve İklim Değişikliği.İSTANBUL

54-  TOLUNAY, D. 2014: İstanbul`da Yapılması Planlanan Projelerin Orman Ekosistemi ve Endemik Türler Üzerindeki Etkileri. İstanbul`un Geleceğini Etkileyecek Üç Proje  3. Köprü- 3. Havalimanı- Kanal İstanbul. TEMA Vakfı Uzman Görüşleri : Sh . 24-30. İSTANBUL

55-  http://ec.europa.eu/eurostat/tgm/table.do?tab=table&init=1&plugin=0&language=en&pcode=tsdpc240

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Okunma Sayısı: 223