TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
ATATÜRK ORMAN ÇİFTLİĞİ`NDE YÜRÜTÜLEN HUKUK MÜCADELESİ

AOǑde Yürütülen Hukuki Mücadele ve `Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve 1.Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı` davasında, Ankara 5. İdare Mahkemesinin yürütmeyi durdurma kararı gerekçeleri ve etkileri hakkında brifing

Genel Merkez 25.03.2014 (Son Güncelleme: 25.03.2014 09:48:02)

Yıllardır, Atatürk Orman Çiftliği‘nde artarak devam eden talana karşı Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği‘ne bağlı meslek odalarının yürüttüğü mücadelede, son dönemde sürdürülen davalarda, mahkemeler ardı ardına dava konusu uygulamaların yürütmelerinin durdurulmaları kararını verdi. 

Mustafa Kemal Atatürk‘ün mirası ve Ankara kenti coğrafi yapısı açısından önemi nedeniyle, kamuoyunda yoğun bir gündem oluşturan, Ankara kentinin en önemli kamusal alanı Atatürk Orman Çiftliği ile ilgili gelişmeleri, dava sürecinin aktörleri meslek odaları olarak detaylı bir bilgilendirmenin yapılmasının faydalı olacağı düşünülmüştür.

Başbakanlık Hizmet Binası (Ak-saray) Davası;

Kültür ve Turizm Bakanlığı Ankara Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu‘nun 10.08.2011 tarihli Atatürk Orman Çiftliği Orman Genel Müdürlüğü Gazi Tesisleri‘nin (yaklaşık 46 hektar alanda), daha sonra ilave olarak 7 hektar büyüklüğündeki bitişik parsellerde, Başbakanlık Hizmet binasının inşası yapılmak üzere, 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı şerhinin kaldırılarak, sadece 3. Derece Doğal Sit Alanı olarak tesciline ilişkin kararının iptaline ilişkin davada, Ankara 11. İdare Mahkemesi aldığı kararla, alanın "Tarihi Sit" statüsünün kaldırılmasına ilişkin kısmı yönünden dava konusu işlemin iptaline karar vermiştir. 

Mahkeme kararında, Kültür Varlıkları Koruma Kurulu‘nun almış olduğu bu kararların, Atatürk Orman Çiftliği‘nin Türkiye ve Ankara için öneminin hiçe sayıldığı, parçacı bir yaklaşımla özel sit alanı derecesi ve niteliğine ait olduğu, AOÇ alanının Atatürk‘ün vasiyetine aykırı olarak amaç dışı kullanılması ve küçültülmesi sürecinin bir parçası olduğu ifade edilmiştir.

Buna ek olarak, dava konusu alanın konumunun Ankara‘nın hava koridorunda yer aldığı ve bu kararın yapılaşmaya yol açacağı, alanın 1/10.000 ölçekli koruma nazım imar planında tarihi çekirdek alanı içerisinde yer aldığı, bu alan içerisinde Atatürk Evi Müzesi- Gazi İstasyonu-Bira, Şarap, Meyve Suyu Fabrikaları- Tarihi Köprü arasındaki güzergah ve çevresinin de yer almasına karşın alınan kararın bu alanlara olası etkisinin olup olmadığının yerinde incelemeye tabi tutulmadığı, kararın bilimsel ve teknik gerekçelerden yoksun olduğu, Atatürk Orman Çiftliği‘nin kuruluşundan günümüze gelinceye kadar bir bütünlük içinde değerlendirmeye tabi tutulduğunun görüldüğü, buna karşın uyuşmazlık konusu alan ile ilgili olarak alınan kararın Atatürk Orman Çiftliği‘nin bütününe etki eder nitelikte olup olmadığının, gerekirse tüm çiftlik arazisi üzerinde detaylı bir araştırmaya girişilerek ortaya konulması gerekirken bu hususta da idarece bir araştırmaya girişilmediği, kurulun alanın tarihi sit statüsünü değiştirilmesine ilişkin herhangi bir araştırma, inceleme, yerinde değerlendirme hazırlıkları yapılmadan karar aldığı belirtilmiş ve iptal istemimiz uygun görülmüştür.

Eski Marmara Oteli Davası;

Aynı şekilde; kamuoyunda "Eski Marmara Oteli" olarak bilinen alana ilişkin ise Ankara 1 Numaralı Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun 05.08.2013   gün ve 865 karar sayılı "AOÇ alanlarına ait 1/10000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planında Tarihi Çekirdek Alanı içinde kalan 63886 ada 5 parselin tarihi sit statüsünün kaldırılmasının uygun olduğuna" ilişkin kararı, Ankara 18. İdare Mahkemesi‘nin 2013/1520 E. sayılı dosyasında bilirkişi incelemesi yapılıncaya kadar yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir.

Tekel Alanı( Bira Fab.) Davası;

Benzer şekilde Ankara İli, Yenimahalle İlçesi, Gazi Mah., Atatürk Orman Çiftliği sınırları içerisinde yer alan, mülkiyeti Tütün, Tütün Mamulleri, Tuz ve Alkol İşletmeleri A.Ş.‘ye ait olan 2100 ada 23 ve 24 parsellere ilişkin hazırlanan, Özelleştirme Yüksek Kurulu‘nun 06.03.2013 tarih ve 2013/19 s. kararı ile kabul edilerek, 08.03.2013 tarih ve 28581 s. Resmi Gazete‘de ilan edilen 1/10.000 ölçekli Nazım İmar Planı ve 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı Değişikliğinin, 1/5000 ölçekli Koruma Amaçlı Nazım İmar Planının ve 1/1000 ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planının iptali için açılan ve Danıştay 6. Dairesi‘nin 2013/4285 E. sayılı dosyasında, imar planlarının yapılacak bilirkişi incelemesine kadar, ileride telafisi imkansız zararlara sebebiyet vermemesi için yürütmesinin durdurulmasına karar verilmiştir. Bu mahkeme kararı da özellikle Atatürk Orman Çiftliği arazisi içinde bulunan bir alan için verilmiş olması nedeniyle önemlidir.

1/10.000 Ölçekli AOÇ Nazım İmar Planı Davası;

Son olarak ise, AOÇ alanının genelinde yapılaşma ve talanın önünü açan kararlar içerdiği için dava açtığımız "Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve 1.Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı" davasında Ankara 5. İdare Mahkemesi 4 yıl sonra yürütmeyi durdurma kararı verdi. Bilirkişi raporları tamamen davacı odaların itirazlarını doğrular nitelikte olmasına rağmen; geç gelen bu adalet aslında AOÇ de yürütülen tüm diğer dava konularını da doğrudan ilgilendiren bir sonuç vermektedir.  "Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve 1.Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı" kapsamı itibariyle, Tekel Bira Fabrikası düzenlemesini, Ankapark ve Hayvanat Bahçesinde Ankara Büyükşehir Belediyesince yürütülen inşaatları, kamuoyunda Ak-saray olarak bilinen Başbakanlık binası ve tüm AOÇ alanını parça parça bölen otoyol uygulamaların da altlığını oluşturan temel plandır. Buna göre; artık AOÇ de herhangi bir yapılaşma uygulamasının sürdürülmesi hukuken mümkün değildir.

Ankara 5. İdare Mahkemesinin YD kararının gerekçeleri incelendiğinde , öncelikle davalı tarafların yaptığı niteliksiz ve yanıltıcı savunmaları dikkat çekmektedir.

Ankara Büyükşehir Belediyesi savunmasında; yaptığı planda önerilen otoyollarla paramparça ettiği AOÇ arazisinin parçalanmışlığına son vermek amacında olduğunu iddia edebilmiştir. Belediye AOǑnin sadece Ankara halkını değil mirasçı olarak tüm Türk Milletine hizmet vermek amacı taşıdığını söyleyerek; "Disneyland tahayyüllerinde olduğu iddiasının maksadı aşan ifadeler olduğunu" savunmasında belirtmiştir. Ayrıca dava konusu planın askı sürecinde yapılan itirazları doğrudan reddederek; planın yürürlüğe girdiğini ifade edip, halkın karar süreçlerine ne ölçüde katıldığını da açıkça ortaya koymuştur.

Davalı taraflardan Kültür ve Turizm Bakanlığının savunmasında ise; sorunlu görülen alanların koruma karaları dışında olduğu iddiaları yer almakta, Tekel Binaları, Başbakanlık Binası ve otoyolların AOÇ deki koruma kararlarını da parçaladığı unutulmuştur. Ankapark‘ın otoyolların ve Başbakanlık binasının, tamamlanan ve devam eden devasa inşaatlarını unutup, "Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı olduğundan alan ile ilgili olarak alt ölçekli Koruma Amaçlı Uygulama İmar Planları hazırlanmadan herhangi bir uygulama yapılamayacağı, bu nedenle alanda bir uygulama yapılması imkansız olduğu nedenleriyle davanın reddi gerektiğini " savunabilmiştir.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ise çekingen davranarak" husumet mevkiinden çıkartılması gerektiği, dava konusu işlemin hukuka uygun olduğu, davanın reddi gerektiği" ni savunmuştur.

Davaya müdahil olan Başbakanlığın ibretlik savunmasında ise "Ak-saray"ın devasa görüntüsü ve tamamlanmış olan Ankara Bulvarı unutularak; "dava konusu planın uygulamaya yönelik olarak hazırlanan bir plan olmadığı, AOÇ arazisi üzerinde uygulamaya geçilebilmesi için bu alanların etaplar halinde 1/5000 ölçekli nazım imar planlarının ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının hazırlanmasının gerekmekte olduğu, ancak henüz bu aşamaya gelinmemiş durumda olduğu, davaya konu planla söz konusu alan için herhangi bir yapılaşma şartı veya tam kullanım getirilmemiş olduğu, plan notlarıyla getirilen düzenlemelerin hukuka uygun olduğu, dava konusu planın şehircilik ilkelerine, planlama esaslarına, kamu yararına, imar ve koruma mevzuatına uygun olarak hazırlandığı" iddia edilerek; davanın hukuki dayanaktan yoksun olduğu ve reddi gerektiği belirtilmiş, mahkeme alenen yanlış yönlendirilmek istenmiştir.   

Ankara 5. İdare Mahkemesi‘nin iddialar, savunmalar ve bilirkişi raporları doğrultusunda verdiği yürütmeyi durdurma kararı gerekçelerinde, 4 ana başlık yer almaktadır.

Nazım İmar Planının İçeriği ile ilgili değerlendirme;

Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve 1.Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planı açıklama raporunun Amaç alt başlığında "Ankara Metropoliten alanın ortasında dağınık ve parçalı bir biçimde yer alan Atatürk Orman Çiftliği arazilerinin açık ve yeşil alan potansiyelinin, Atatürk`ün vasiyetnamesi doğrultusunda modern tarım tekniklerinin araştırılıp uygulandığı ve pasif yeşil peyzaja yönelik modern tarım alanları- ağaçlandırma alanları ile halkın eğlenmesi ve dinlenmesi için "rekreasyon işlevlerine" yönelik şehrin makroplanı ile bütünleştirilerek değerlendirmesi amaçlanmaktadır." denilmekle, öncelikle tarımın ve sonrasında rekreasyon işlevlerinin ana işlevler olarak esas alındığının görüldüğü tespiti yapılmıştır.

Buna karşın plan kararları ve açıklama raporu verilerine göre, ana fonksiyon olan tarım 339,01 hektar ile alanın % 7,65 ini kaplamakta iken, örneğin yollar, toplam 587,29 hektar ile % 13,26 oranında olduğu, 2. ana fonksiyon türü olarak amaçlarda tanımlanan yeşil ve rekreasyon işlevlerinin oranının ise % 41.21 olduğunun görüldüğü, bu durum dava konusu planda ana işlevin öncelikle yeşil alan ve rekreasyon fonksiyonu olduğunu, ikincil olarak tarım fonksiyonun düşünüldüğünü gösterdiği, bu durum, Atatürk`ün şartlı bağısına aykırı bir durum oluşturduğu, alanın I. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı olduğu ve yapı yasaklı bir alan olduğu, düşünüldüğünde, yol alanı oranının, dava konusu planda doğrudan "tarım alanları" olarak bırakılmış olan ana işlev fonksiyonundan da fazla olduğunun görüldüğü belirtilmiştir.

Alansal Kullanımlar başlığı incelendiğinde "Mevcut Hayvanat Bahçesi", "Mevcut Sosyal Tesis Alanı", "Mevcut Spor Tesisleri Alanı", "Mevcut Sanayi ve Depolama Tesisleri (MT) (Uzun Dönemde Kaldırılması Düşünülen Alanlar" gibi gösterimler plan dilinden daha çok analiz diline uygun gösterimler olduğu belirtilerek planlama diline uygun olmadığı, herhangi bir plan notu getirilmeden birlikte kullanıldığının görüldüğü, "Tarımsal Üretim Alanı ve Ağaçlandırılacak Alan", "Kültür-Park ve Rekreasyon Alanı" gibi hangi plan kararının verildiği belirsiz alanlar önerildiği, dolayısıyla bir nazım plan kararı niteliği taşıyamayacağı belirlenmiştir.

Plan notları açısından yapılan değerlendirmede;

Dava konusu plan raporunda AOÇ Alan Bütünlüğü İçindeki Mevcut Sanayi ve Depolama Tesislerinin "Uzun Dönemde Kaldırılması Düşünülen Alanlar" olarak tanımlandığı, bugüne kadar yaşanan süreç içerisinde özel yasalarla Atatürk Orman Çiftliği mülkiyetinden çıkmış, ancak 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı sınırları içerisinde bulunan, yani bu alanların dönüştürülmesinin düşünüldüğü koruma kararları ile kesinleştirilmiştir. Dava konusu planda ise, bu alanlara ‘Mevcut Sanayi ve Depolama Tesisleri" denilmekle, var olan fonksiyonun korunduğu, ancak "Uzun Dönemde Kaldırılması Düşünülen Alanlar" olarak tanımlanmakta bu alanın dönüştürüleceği ifadesinin ortaya çıktığı, bu ikili tanımlamanın belirsizlik ortaya çıkardığı, aynı zamanda bu tanımlamanın planlama diline uygun olmadığı, dava konusu planda bu gösterimin verildiği alanların planın projeksiyon süresi içinde hangi fonksiyonda kalacağının belirli olmadığı, plan raporunda uzun dönemin planın projeksiyonuna göre değil, yapı ve tesislerin ekonomik ömürlerini tamamlamalarına bağlı açıklandığının görüldüğü, bu durumda, plan kendi projeksiyonuna bağlı karar getirmediği, bu da bu tesislerin planın projeksiyon döneminde "mevcut sanayi ve depolama tesisi" olarak kalması yani korunması anlamına geldiği belirtilerek koruma kararlarına aykırılıkları somutlanmıştır.

Ulaşım şeması açısından yapılan değerlendirmede;

Davaya konu alan içerisinde ulaştırma kolaylığının sağlanabilmesi için yapılmış (ve halen yapımı devam eden) olan yol güzergahları ile ilgili yapılması gerekli ön inceleme ve değerlendirmelerin yapılmadığının görüldüğü, özellikle şehir içerisinde açılması düşünülen yeni yol hatları ile ilgili bir Ulaşım Ana Planı dahilinde çalışmaların yürütülmesi ve tek başına bir hat üzerinde açılacak yollarla ilgili tüm şehre etkisinin (olumlu olarak yansıması için) detaylı olarak inceleme altına alınması gerekli olduğu belirtilmiştir. Oysaki dava sürecinde Ankara Büyükşehir belediyesinin en önemli proje olarak ifade ettiği otoyol uygulaması tamamlanmış durumdadır.

Ayrıca mahkeme kararında da hata olarak belirtilen Ulaşım Ana Planı olmaksızın yapılan otoyol ve diğer ulaşım uygulamaları sonrası, belediyece Ulaşım Ana Planı yapımına başlanmış, halen Gazi Üniversitesi tarafından analiz çalışmaları devam etmektedir. Dolayısıyla mahkemece de tespiti yapılan bilimsel altyapısı olmayan ulaşım kararları AOǑnin koruma kararlarına zarar verdiği gibi Ankara‘nın ulaşım sorunlarına çözüm olup olmayacağı da belirsiz durumdadır.

Kent ekolojisi açısından yapılan değerlendirmede;

Günümüzde biyolojik çeşitliğin korunması ve sürdürülmesi için ekolojik öneme sahip alanların çeşitli statülerde koruma alanları olarak ilan edilmesi ve bu alanlarda sürdürülebilir bir kent mozaiğinin yer alması kaynak yönetimi açısından en çok vurgu yapılan konulardan biridir. Bu alanların ekolojik planlamasında peyzajın zaman içinde geçirdiği değişimin saptanması ve modellenmesi, koruma amaçlı planların birincil parametrelerindendir.

Yargı kararında, Ankara kentinin ekolojik eşiklerinden önemli bir peyzaj değeri olan AOǑnin kentin fiziksel yapısına katkısının ve vazgeçilmezliğinin bir kez daha kanıtlandığını görüyoruz.

Mahkeme, Ankara Büyükşehir Belediyesi‘nin plan kararları ve uygulamaları ile, Ankara‘nın ve AOǑnin biyolojik çeşitliliğinin parçalanmaması gerekliliği vurgulanırken, kentsel gelişimlerin AOÇ gibi peyzaj ekolojik değerlerde oluşan, hem tarımsal peyzaj, hem vadi, hem de yer altı ve yer üstü su ekosistemlerini yok etme riski belirtilmiştir.

Ekolojik değeri düşen peyzaj parçasının kentteki çevre kalitesini düzenleme ve iyileştirme yönündeki katkısı daha düşük olduğu, çevre kalitesinin düşmesinin sonuçta insan sağlığı ve yasam kalitesini etkilediği, küresel ısınmanın etkilerinin giderek hissedildiği günümüzde kent ekolojisine saygılı davranılması ve planların bu doğrultuda hazırlanmasının kamu yararı açısından çok önem taşıdığını belirten yargı kararı, söz konusu planın,  Biyoçeşitlilik Sözleşmesi ve Avrupa Peyzaj Sözleşmesi gibi iki önemli uluslararası sözleşmeye aykırı olduğu tespitini de yapmaktadır.

Ankara ekolojisi açısından önemli bir rezerv alanı olan Atatürk Orman Çiftliği‘nin, bir tarımsal matris olması (tarımsal üretim alanlarının peyzajdaki en yüksek yüzdeye sahip alan kullanımı olması) gerekirken, bugün bu özelliğinden gittikçe uzaklaştığı belirtilmiştir.

Sonuç olarak Ankara 5. İdare Mahkemesi, Ankara Büyükşehir Belediye Meclisi`nin 13.08.2010 gün ve 2494 sayılı kararıyla onaylanan "1/10.000 ölçekli Atatürk Orman Çiftliği Alanları Nazım İmar Planı ve I.

Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı Koruma Amaçlı Nazım İmar Planının ve eki olarak onaylanan "1/10.000 ölçekli Ulaşım Seması" ile "1/1000 ölçekli Ulaşım (Yol-Kavsak vb.) Uygulama Projesi"nin; planlama hiyerarşisine yönelik ilkelere uygun olmadığı, nazım İmar planı tekniği ve ilkelere uygun hazırlanmadığı, nazım plan kararları ile getirilen fonksiyonların dağılımının AOÇ`nin kuruluş amacına uygun olmadığı, nazım plan kararları ile getirilen fonksiyonların 1. Derece Doğal ve Tarihi Sit Alanı`na uygun olmadığı, planla getirilen ikili fonksiyonların kullanımına yönelik plan notlarında açıklama getirilmediği, plan notları ile ilgili belirsizlikler bulunduğu, ulaşım şemasının hazırlanmasında ön inceleme ve değerlendirme yapılmadığı, ulaşım şemasının hazırlanmasında bilimsel bir altyapının bulunmadığı, peyzaj ekoloji prensiplerinin göz ardı edildiği, dolayısıyla imar mevzuatı, şehircilik ilkeleri, planlama esasları ve kamu yararına aykırı olduğu sonucuna varıldığından dava konusu işlemlerde hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Öte yandan; "dava konusu işlemin imar planı ve uygulama projesine ilişkin olduğu göz önünde bulundurulduğunda, uygulanmasının, telafisi güç zararlar doğurabileceği açıktır" şeklinde sonlandırılarak Atatürk Orman Çiftliği‘nde, TMMOB Çevre Mühendisleri Odası, TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Ankara Şubesi, TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi, TMMOB Peyzaj Mimarları Odası, TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi ve TMMOB Ziraat Mühendisleri Odasının yürüttüğü tüm AOÇ davalarına referans olmuştur. Atatürk Orman Çiftliği alanının bütünlüğünü, tarihi ve doğal varlık olarak kültürel mirasımızı korumak adına açtığımız davalar sonucunda almaya başladığımız iptal kararları ile AKP iktidarının tarihi, kültürel ve doğal varlıklarımıza yönelik tehditlerine, saldırılarına karşı yürüttüğümüz haklı mücadele tescillenmiştir.

Mesleki sorumluluğu ve kentsel kamusal alanları koruma bilinciyle hukuki mücadelemiz sürdürülecektir.

Basınımız ve Kamuoyunun bilgilerine saygıyla sunarız.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

TMMOB Harita ve Kadastro Mühendisleri Odası Ankara Şubesi

TMMOB Mimarlar Odası Ankara Şubesi

TMMOB Peyzaj Mimarları Odası

TMMOB Şehir Plancıları Odası Ankara Şubesi

TMMOB Ziraat Mühendisleri Odası      

Okunma Sayısı: 325