TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
KUZEY ORMANLARI SAVUNMASI’NDAN YAĞMAYA, TALANA KARŞI EYLEM ÇAĞRISI

İstanbul halkı olarak hep birlikte ve kendi adımıza verdiğimiz bu vicdan savaşında, yağmanın hesabını sormak, katliamı durdurmak ve ortak geleceğimizi savunmak için, 8 Şubat’ta Beşiktaş’taki ATV – Sabah binasının önüne davet ediyoruz. (Toplanma Yeri Abbasağa Parkı / Beşiktaş Saat:15.00)

Istanbul Şube 07.02.2014 (Son Güncelleme: 07.02.2014 10:36:51)

Kuzey Ormanları Savunması, 8 Şubat Cumartesi günü ATV-Sabah binası önünde yapılacak eylem öncesi TMMOB MMO İstanbul Şubesi‘nde bir basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısına ÇMO İstanbul Şubesi adına da Menekşe Kızıldere katıldı.

Basın toplantısında İstanbul‘un kuzeyindeki yağma ve talan projeleri olan 3. Havalimanı, Kanal İstanbul ve 3. Köprü projelerine karşı 8 Şubat‘ta Abbasağa Parkı / Beşiktaş Saat:15.00‘de toplanılarak , ATV-Sabah binası önüne yapılacak yürüyüşe çağrı yapıldı.

Basın toplantısında okunan metin şu şekilde:

Basına ve kamuoyuna,

İstanbul Kent Mitingini düzenleyen ana gruplardan birisi olan Kuzey Ormanları Savunması olarak, 22 Aralık‘ta Kadıköy Meydanı‘nda, binlerce İstanbullu ile birlikte kurduğumuz kürsüden, talana, yağmaya ve doğayı yıkıma sürükleyen projelere karşı, Kuzey Ormanlarını ve İstanbul‘u savunacağımızı ilan etmiştik. Yıkım projelerinin derhal durdurulması talebimizi dile getirmiştik. Bugün bu basın toplantısıyla, bu talebimizi tekrarlıyoruz. İstanbul halkını, Haziran ayı başından beri doğamızı, ormanlarımızı, İstanbul‘un kuzeyini savunmak için kesintisiz biçimde süren mücadelemizin yeni aşamasına güç vermeye çağırıyoruz.

İstanbul‘un Kuzey Ormanlarında telafisi mümkün olmayan yaralar açmış olan hukuk dışı 3. Köprü inşaatı hızla devam ederken, bu cinayete, İstanbul‘un kuzeyini, hatta tüm bölgeyi tam anlamıyla yıkıma sürükleyecek 3.Havalimanı, Kanal İstanbul, Yeni İstanbul gibi yeni projeler eklenmiş; üstelik bu projelerin tamamı son derece şaibeli hale gelmiştir. 3. Havalimanı projesi ve bu projenin üstlenicileri olan Limak, Kolin, Cengiz, MA-PA ve Kalyon Grup‘in oluşturduğu konsorsiyum ise, İstanbul‘un sonunu getirecek kentsel ve doğal yağma sürecinin son dönemdeki en önemli simgelerinden birisine dönüşmüştür.

İlan ediyoruz: Yıllardır İstanbul‘u ve doğayı savunanlar olarak birinci dereceden tanığı ve mağduru olduğumuz kent yağması suçlarıyla ilgili şaibeler ortalığa saçılırken; ve bu suçlar siyasi iktidar tarafından bir siyasal saldırı ve karartma kampanyasıyla bertaraf etmeye çalışılırken, bizler, İstanbullu yurttaşlar olarak, İstanbul‘un kuzeyinin topyekûn yok edilmesine seyirci kalmayacağız. Bu karanlık projenin bütün resmi sorumlularından hesap sormaya devam edeceğiz. Proje üstlenicileri Limak, Kolin, Cengiz, MA-PA ve Kalyon Grup‘un oluşturduğu konsorsiyumun her yerde peşinde olacağız. Bu eylemler zincirimizin ilk adımı olarak, İstanbulları, her yönüyle şaibeli hale gelmiş olan 3. Havalimanı projesinin durdurulması talebiyle, 8 Şubat Cumartesi günü saat 15.00‘da, konsorsiyum üyesi Kalyon İnşaat tarafından satın alınan ATV - Sabah binasının önünde yapacağımız eyleme katılmaya çağırıyoruz.

Uyarıyoruz: Ülke tarihinin en büyük ve en karanlık projesi haline gelmiş olan 3. Havalimanı projesi, neo-liberal kent yağmasının en net biçimde ortaya çıktığı ucubelerden biridir; köy - kent ayrımı olmadan İstanbul ve İstanbullu için gerçek anlamda sonun başlangıcıdır.

Kuzey Ormanları Savunması tarafından hazırlanan raporda ayrıntısıyla ortaya konulduğu gibi, proje baştan sona hukuk dışılıkla, şaibeyle, halkı aldatmayı amaçlayan yalanlarla dolu bir süreçte ilerletilmektedir. Yer seçiminde 2009 tarihli İstanbul Çevre Düzeni Planı ihlal edilmiş; yetkililer havalimanının ormanlık alana değil eski maden ocakları bölgesine kurulacağını söyleyerek halkı yanıltmış; yıkımı teyit eden ÇED raporu projeye olumlu görüş bildirmiş; ihale ÇED süreci tamamlanmadan sonuçlandırılmış; davalar sürüncemede bırakılmıştır.

Kent yağması iddialarını açıklığa kavuşturmak yerine karartmaya çalışan siyasal iktidarın İstanbul‘un kuzeyinde aslında ne yapmaya çalıştığını, 3. havalimanı ÇED raporundaki bir skandalın altını çizerek bir kez daha vurgulamak istiyoruz. 3. Havalimanı ÇED raporu, projenin en sorunlu bölümü olan alan dolgusu sorununun, herhangi bir resmi projesi kamuoyu tarafından henüz bilinmeyen, bilim insanlarının İstanbul, Marmara ve Karadeniz için tam bir felakete yol açacağını ilan ettikleri "Kanal İstanbul" projesi kazısından çıkacak hafriyatla çözüleceğini iddia etmektedir! Emlak sitelerinde ve mega projelerin sözcülüğünü üstlenen ATV-Sabah grubunda yayımlanan haberlere bakıldığında görülen manzara daha da çarpıcıdır: İstanbul‘un kuzeyi, 3. Köprü, 3. Havalimanı, Kanal İstanbul, Yeni İstanbul, yat limanları, özel sağlık kampusları gibi, hepsi aslında tek bir mega projenin parçaları olan oldu bitti projelerin fiili saldırısı altına sokularak bir emlak spekülasyonu cennetine dönüştürülmüştür.

Açıklıyoruz: 3. Köprü ile başlayan, 3. Havalimanı ile devam eden ve halktan kaçırılarak hızla tamamlanmak istenen bu mega projenin gerçek adı "Kuzey İstanbul Yıkım ve Yağma Projesi"dir. Siyasal iktidar ve kent yağmasından nemalanan şirketler bu mega projeyi bir an önce gerçekleştirmeyi ölüm-kalım sorunu haline getirirken, aslında bilim ve doğa düşmanı yağmacı ortaklık karşısında ölüm-kalım savaşı veren ormanları, su havzaları, ekosistemi ve tarım alanlarıyla Kuzey İstanbul‘dur. Kentine ve doğasına sahip çıkma bilinciyle harekete geçen İstanbul halkının engel olmaması halinde, İstanbul‘un akciğerleri ve hayatla eşanlamlı olan su havzalarını barındıran bu bölge, çok kısa bir sürede taammüden yok edilecektir.

Bu kabus senaryosunda, sadece 3. Havalimanı tarafından imha edilecek doğal ormanlık alan 20 bin futbol sahası büyüklüğündedir. İstanbul‘un en sulak bölgesi; yaşam verdiği 70 canlı türü, dereleri ve gölleriyle, dönüşü olamayan bir süreçte betondan bir cehenneme dönüşecektir. Terkos-Haliç-Çekmece ekolojik koridoru, Küçükçekmece, Büyükçekmece ve Sazlıdere Havzaları yok olacaktır.

Bu yıkım projesinin şimdiden kendisini gösteren olumsuz etkileri ve dayatmacı karakteri doğa tahribatıyla sınırlı değildir. Bölgede başlayan arazi spekülasyonunu izleyen acele kamulaştırma kararı, Göktürk‘ün yakın zamanda imara açılması, çevredeki SİT alanlarının lüks konutların sökün ettiği çorak bir araziye dönüşmesi, projelerden en çok etkilenecek Ağaçlı ve Yeniköy köyleri ve köylülerinin kaderinin habercisidir. Acele kamulaştırma kararlarının ardından, sağlık turizm merkezi, fuar kongre merkezleri gibi doğa düşmanı yeni projelerin yağmur gibi dillendirilmeye başlanması, aileden kalma topraklarda hayvancılık yapan köylülerin geçim kaynakları üzerinde ciddi bir baskı ve tehdit oluşturmaktadır.

Dünya Bankası Kamu-Özel İşbirliği Modeli çerçevesinde bahşedilen sayısız imtiyazla 3. Havalimanı projesini üstlenen Konsorsiyumun kendisi de en az proje kadar şaibeli hale gelmiş; 17 Aralık sonrasında konsorsiyum üyeleri Cengiz ve Kalyon Holding sahiplerinin malvarlıkları için çıkartılan ihtiyati tedbir kararı bir anda buharlaşmış; kamuoyuna hakaret niteliğindeki iç konuşmaları ortalığa saçılmıştır. Herhangi bir normal hukuk devletinde projelerin en azından gözden geçirilmesine neden olacak bütün bu şaibelere karşın, Cumhuriyet tarihinin en büyük meblağlı yıkım projesi bu koşullar altında sürdürülmekte; kuzu sözcüğün tam anlamıyla kurda teslim edilmektedir. Konsorsiyumun üyeleri, sadece 3. Havalimanı ile değil, Türkiye‘nin her yerinde yürüttükleri doğa düşmanı projelerle çok hızlı bir büyüme trendi yakalamış; neredeyse her ihaleyi alır hale gelmişlerdir. Konsorsiyum üyesi Kalyon İnşaat tarafından şaibeli biçimde satın alınan ATV-Sabah yayın grubu ise, bütün basın etik kurallarını çiğneyerek, Kuzey İstanbul Yıkım ve Yağma Mega Projesi‘nin emlak reklam ofisi gibi çalışmakta; projelerin ayrıntılarını kasten birbirine karıştıran şaibeli içerikler üretmekte; bazı özel şirketlerin itibarını zedeleyebilecek nitelikte haberler yapmaktan bile çekinmemektedir.

Talebimizi tekrarlıyoruz! Bundan beş yıl sonra, çoktan beton bir çöle dönüştürülmüş Kuzey İstanbul‘a dair kent yağması suçlarıyla ilgili yeni yolsuzluk skandallarına bakıp, her şey için çok geç olmuşken dizlerimizi dövmek istemiyoruz; Kuzey İstanbul Yağma ve Yıkım Mega Projesi‘nin derhal durdurulmasını istiyoruz! İstanbul halkını, insanca yaşama ve doğa hakkımızı rant politikalarına kurban edenler; insanı, bilimi ve hukuku hiçe sayanlar; doğayı "yağmalanacak öz malı" sayanlar karşısında İstanbul halkı olarak hep birlikte ve kendi adımıza verdiğimiz bu vicdan savaşında, yağmanın hesabını sormak, katliamı durdurmak ve ortak geleceğimizi savunmak için, 8 Şubat‘ta Beşiktaş‘taki ATV - Sabah binasının önüne davet ediyoruz.

Bu daha başlangıç, Kuzey Ormanları kurtulana kadar mücadeleye devam!

Kuzey Ormanları Savunması

 

 

Okunma Sayısı: 371
Fotoğraf Galerisi