TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
YAŞANAN SELLER DOĞAL AFET DEĞİLDİR!!!
Genel Merkez 28.11.2013 (Son Güncelleme: 28.11.2013 09:47:20)

 

BASIN ve KAMUOYUNUN DİKKATİNE

YAŞANAN SELLER DOĞAL AFET DEĞİLDİR

ÇARPIK KENTLEŞME ve YETERSİZ ALTYAPI SELLERE NEDEN OLMAKTADIR

 

Son dönemlerde birçok kentimizde sel ve taşkın olayları yaşanmaktadır. Yaşanan olaylar küresel ısınma ve iklim değişikliği ile ilişkilendirilerek doğal afet olarak tanımlanmaktadır.

Akdeniz havzası, Hükümetlerarası İklim Değişikliği Panelinin Değerlendirme Raporlarına göre iklim değişikliğinden büyük ölçüde etkilenecek bölgeler arasında bulunmaktadır. Akdeniz iklim kuşağında yer alan Ülkemizin de aşırı yağışlar, kuraklık ve su kıtlığı gibi sorunlarla daha fazla karşılaşması beklenmektedir. Ancak, özellikle son yıllarda yerleşim yerlerinde yaşanan sel felaketlerinin temel nedenleri, iklim değişikliğinden ziyade plansız ve çarpık kentleşme, yetersiz altyapı ile merkezi ve yerel yönetimlerin kentleri rant politikalarına teslim etmesidir.

Ø  Kentsel alanların büyük bölümü asfalt ve betonla kaplandığı için, düşen yağış toprak tarafından emilememekte ve doğrudan akışa geçmektedir.

Ø  Çarpık kentleşme sonucu, dere taşkın alanları ve dere yatakları yapılaşmaya açılmıştır.

Ø  Hızlı nüfus artışından dolayı kentlerimizin altyapısı yetersiz kalmaktadır. Özellikle büyük kentlerimizde bulunan birleşik kanalizasyon sistemleri aşırı yağışlarda yetersiz kalmaktadır.

Türkiye‘de en önemli sorunlardan biri olan altyapı eksiklikleri ilgililer tarafından ne yazık ki bugüne kadar giderilemediğinden plansız ve çarpık kentleşme, tarım arazileri üzerine uygulanan yerleşim planları, yok edilen orman alanları, bilinçsizce müdahale edilen dere yatakları ve kıyılar ile gelinen noktada yağışlar maalesef can, mal ve toprak kayıplarına neden olan sel felaketlerine dönüşmektedir.

Sellerin gerçek nedeni, yere düşen yağış miktarından ziyade, düşen yağışın büyük bir bölümünün yüzey akışına geçmesidir. Metrekareye düşen 100 kg yağış, normal olarak düştüğü yüzey üzerinde sadece 10 cm (100 mm) yüksekliğinde su seviyesine karşılık gelmektedir. Yağışın düştüğü yerin yüzey özelliklerine bağlı olarak bu yağışın bir bölümü toprak altına geçmekte, bir bölümü de yüzey akışı olarak derelere ve nehirlere ulaşmaktadır.

Sellere neden olan asıl neden burada karşımıza çıkmaktadır. Eğer yağışın düştüğü yüzey "Çim Alan, Orman veya Park Alanıysa", 100 kg düşen yağışın yaklaşık olarak 75-95 km arasındaki miktarı toprak altına geçmekte, 5-25 kg ise yüzey akışı olarak derelere ulaşmaktadır. Diğer taraftan eğer 100 kg‘lık bu yağış "Asfalt ya da Beton Alanlara" düşerse, yağışın sadece 5-30 kg arası toprak altına geçmekte, geri kalan 70-95 km‘lık miktarı ise yüzey akışına geçerek derelere ulaşmaktadır. Başka bir ifadeyle, çok büyük bir kısmı yüzey akışına geçerek derelere ulaşmaya çalışan bu yağış sel ve taşkınlara neden olmaktadır.

Kentlerimizde yağmur suyu ve atıksu toplama sistemleri ayrık olarak inşaa edilmedikçe, yüzey akışına geçen bu suların sağlıklı bir şekilde uzaklaştırılması mümkün olmamaktadır.

Özellikle yapılaşmanın, asfalt ve beton zeminlerin çok yoğun olduğu büyük şehirlerde 50-100 kg arası yağışlar yaşandığında, düştüğü noktada 5-10 cm yüksekliğe sahip olan yağışlar, yüzey akışına geçerek alçak noktalara ulaştığında metrelerce yüksekliğe erişerek sel ve taşkınlara neden olmaktadır.

Kentlerimizdeki park ve yeşil alanlar yok edilerek, beton ve asfalt yoğunluğu arttırıldıkça sel ve taşkınların olması da kaçınılmazdır.

 

Yağışların sel felaketlerine dönüşmemesinin en temel kuralları ise;

Ø  Ülkemizde yaygın olarak kullanılan birleşik kanalizasyon sistemleridir. Birleşik kanalizasyon sistemleri yerine, acil olarak ayrık kanalizasyon sistemleri kurulmalıdır.

Ø  Belediyelerde yağmur suyu projeleri bir an önce projelendirilmeli ve projelerine uygun olarak inşa edilmelidir.

Ø  Doğal drenaj yerleri olan dere, kum dere yataklarına yapılan bilinçsiz müdahaleler önlenmeli ve dere ıslahları sağlanmalıdır.

Ø  Aktif ve aktif olmayan dere yatakları, taşkın saha sınırları belirlenerek haritalara işlenmeli, bu bilgiler imar planları yapılırken göz önünde bulundurulma ve yapılaşmaya kapatılmalıdır.

Ø  Belirlenen taşkın saha sınırları içinde kalan alanlarda yapılaşma kesinlikle yasaklanmalıdır. Taşkın saha sınırları içinde kalan konutlar bir an önce kamulaştırılmalı ve bu alanlar yeşil kuşak olarak yeniden planlanmalıdır.

Ø  Ağaçlandırma ve erozyon önleme çalışmalarına öncelik verilmelidir.

Ø  Kentler için afet master planları geliştirilmeli ve kentlerimiz afete güvenli bölgeler haline getirilmelidir.

 

Saygılarımızla,

 

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

 

 

 

Okunma Sayısı: 680