TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
MADEN ARAMA FAALİYETLERİNE “ÇED” MUAFİYETİNİ DURDURDUK! KAZ DAĞLARINDAKİ MADEN ARAMA FAALİYETLERİ HUKUKUN GEREĞİ, DOĞANIN GEREĞİ DURDURULMALIDIR!

Daha önce 2872 Sayılı Çevre Kanunu’nda hükümet tarafından yapılan değişiklikle, “petrol, jeotermal ve maden arama faaliyetleri Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır” ibaresi getirilmiş ve söz konusu değişiklik Anayasa Mahkemesinin 15.01.2009 tarihli 2006/99 E., 2009/9 K. sayılı (8.7.2009 tarihli 27282 Sayılı Resmi Gazete‘de yayınlandı) kararı ile iptal edilmiş ve kararın gerekçesinde adeta çevre dersi verilmiştir.

Genel Merkez 16.08.2013 (Son Güncelleme: 16.08.2013 18:23:51)

 

Ancak bu iptal kararı yok sayılmış ve Çevre ve Orman Bakanlığı (Çevre ve Şehircilik Bakanlığı) tarafından Çevresel Etki Değerlendirme Yönetmeliği‘nde değişiklik yapılarak maden aramalarına ÇED muafiyeti tekrar sağlanmaya çalışılmıştır.

19.12.2009 tarih, 27437 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Yönetmeliği değişikliğinde maden aramalarında ÇED muafiyeti sağlanmış ve açtığımız dava sonrası iptal edilmesine rağmen yine 30.06.2011 tarihinde ÇED Yönetmeliğinde yapılan değişiklikle yine muafiyetten vaz geçilmemiştir. Yani ısrarla, inatla, maden arama faaliyetlerinin "Çevresel Etkilerinin Değerlendirilmesi"nden kaçınılmıştır.

Yapılan son değişikliğe dair açmış olduğumuz dava sonuçlanmış ve geçtiğimiz günlerde tarafımıza ulaşan 2011/15130 esas numaralıkararile Danıştay 14 Daire tarafından"maden arama faaliyetlerine" sağlanan Çevresel Etki Değerlendirme süreci muafiyetinin yürütmesi durdurulmuştur.

ÇED OLMADAN KİMSE MADEN ARAMASI YAPAMAZ!

Kaz dağlarında uzun süredir "Çevresel Etkiler" irdelenmeden, arama ruhsatları verilmiş ve firmaların arama çalışmaları başlamıştır. Yaşanan çevresel tahribat herkesin malumudur.

Bu iptal kararı ile birlikte, maden arama faaliyetlerinde ÇED muafiyeti artık yasa dışıdır!

Kaz dağlarındaki maden arama faaliyetleri biran önce durdurulmalı ve halkın görüşlerini alan, çevresel etkileri değerlendiren ve önlemleri tartışan ÇED süreci yürütülmelidir.

HÜKÜMET ÇED MUAFİYETLERİNDEN BİRAN ÖNCE VAZGEÇİLMELİ VE YÜZÜNÜ ANAYASA‘NIN 56. MADDESİ‘NE DÖNMELİDİR!

Benzer bir süreç ne yazık ki "1997 yılından önce yatırım programlarında yer alan projelere sağlanan muafiyette" de yaşanmış, Odamızın açtığı davalara Danıştay tarafından verilen olumlu kararlar ile muafiyet iptal edilmiş ancak hükümet tarafından bu düzenleme Çevre Kanunu‘na 29.05.2013 tarihinde "torba kanun" ile konulmuştur. 3. Köprü, Ilısu Barajı gibi önemli projelere Çevresel Etki Değerlendirmesi muafiyeti ne yazık ki kanunda yer almıştır. Odamız tarafından Ana Muhalefet Partisi olan Cumhuriyet Halk Partisi‘ne kazandığımız davaların bilgileri iletilmiş ve Anayasa Mahkemesi‘ne iptal talepli başvuru yapılmıştır.

Ülkemizdeki en üst yargı organının ve üst mahkemelerin verdiği iptal kararlarına rağmen ısrarla bu muafiyetin yönetmeliğe konmuş olması, Bakanlığın ve hiç kuşkusuz hükümetin çevresel hassasiyetlerinin, doğaya bakışının, hukuka bakışının, halk sağlığına yaklaşımlarının ve çevre sorunlarını algılayış biçiminin bir yansımasıdır.

Hukuki karar çok nettir! Sağlıklı çevrede yaşamak Anayasa‘nın ve insanlığın gereği bir haktır.

Artık hiçbir hukuk metninde yer almayan "maden arama faaliyetlerine ÇED muafiyeti sağlayan" bu yanlış, kamu yararından uzak uygulamaya dair Çevre ve Şehircilik Bakanlığı gereğini yapmalıdır. ÇED sürecini yürütmeyen tüm ruhsatlar iptal edilmeli ve ÇED süreçlerinin sağlıklı bir şekilde yürütülmesi Bakanlık tarafından sağlanmalıdır. 

Çevresel Etki Değerlendirme süreci işlevsiz görülmemeli, aksine ülkemizin yararına olduğu gerçeği göz ardı edilmeden, bu süreç gerek denetimlerle gerekse akademik faaliyetlerle geliştirilmelidir.

Doğa ve halk sağlığı için oldukça önemli olan bu hukuki kazanım tüm halkımıza ve meslektaşlarımıza hediyemizdir!

Saygılarımla,

Baran BOZOĞLU

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu Başkanı

 

 

Okunma Sayısı: 331