TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI NEDEN `DAMACANA` SU KULLANIYOR?

Damacana su tartışmalarında, Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel EROĞLU, Ankara`nın musluk suyunun temiz olduğunu ve ölçümlerin yapıldığını belirtmiştir. Bu açıklamaya rağmen, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Merkez Binası`nda, taşra teşkilatlarında ve bağlı kurumlarda damacana su kullanılmaktadır.

Genel Merkez 31.07.2012 (Son Güncelleme: 31.07.2012 14:10:00)

 

 

ORMAN VE SU İŞLERİ BAKANLIĞI NEDEN "DAMACANA" SU KULLANIYOR?

SU TEMİNİ KAMU HİZMETİDİR!

Son günlerde damacana su kalitesi ile ilgili yapılan tartışmalar "malumun ilanı"dır ve trajiktir. Çevre sorunlarını halk sağlığından bağımsız görmenin, çevre sorunlarına bütünsel bakamamanın yansımasıdır.

Son günlerde, 55 adet damacana su sağlayan firmanın denetlendiği ve bunlardan 14 ünün temiz çıktığı geri kalanının ise kirli su dağıtımı yaptığı açıklanmıştır. Ancak ne gariptir ki, bu ölçümlerin sonuçları, numunelerin alınma koşulları, hangi laboratuarlarda ölçümlerin hangi koşullarda yapıldığı açıklanmamıştır.

Madem Sular Temiz, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Neden Damacana Su Kullanıyor?

Damacana su tartışmalarında, Orman ve Su İşleri Bakanı Sayın Veysel EROĞLU, Ankara`nın musluk suyunun temiz olduğunu ve ölçümlerin yapıldığını belirtmiştir. Bu açıklamaya rağmen, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Merkez Binası`nda, taşra teşkilatlarında ve bağlı kurumlarda damacana su kullanılmaktadır. Madem sular temizdir, neden sudan sorumlu bir kurumda damacana su kullanılmakta ve kamu kaynağı daha pahalı olan damacana suya harcanmaktadır?

Halkımız "Damacana" Suya Mahkum Edilmiştir!

İçme ve kullanma suyu, bir kamu hizmeti olarak devlet tarafından sağlanmalıdır. Ülkemizde, idari yapılanma kapsamında bu hizmet büyükşehir belediyeleri, il özel idareleri ve İller Bankası gibi devlet kurumları tarafından sağlanmaktadır. Bu kurumların görevi en temel insan ihtiyacı olan temiz suya erişimi evlerimizin musluklarından bizlere sağlamalarıdır.

Ancak ne yazık ki, su yönetiminden sorumlu kurumlar ve kent yönetimleri, önceliklerini temiz su teminine vermemiş ve halkımız "paketlenmiş" suya pahalı bir şekilde ulaşmak zorunda bırakılmıştır.

Kuşkusuz, su temini sadece yukarıdaki kurumların görevi değildir. Su kirliliğinin önlenmesi, kamu kaynaklarının verimli kullanılması ve halk sağlığı açısından ilk elden yapılması gerekendir. Bu konuda ne yazık ki "iki" bakanlık  - Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı sorumludur. Bakanlıklar arasında mevzuat çelişkileri ve uygulama farklılıklarının yanında koordinasyonsuzlukta bulunmaktadır. Tek başına güçlü bir Çevre Bakanlığı`nın ülkemizde hayata geçirilememiş olması, bu koordinasyonsuz çevre yönetimini ortaya çıkarmıştır. Tüm bunların yanında, havzaların izlenmesi, yer altı sularının izlenmesi gibi işlerin taşere edilmesi, kamu hizmetinin özel sektöre devredilmesine neden olmaktadır. Özel sektör tarafından kirletilen suların yine özel sektör tarafından izlenmesi tam anlamıyla "trajik" bir süreç yaratmaktadır.

Sular Neden Kirlidir?

En basit ve anlaşılabilir açıklama ile; sular damacana firmaları tarafından genellikle doğadan yani kaynak, kuyu (yer altı suyu) ve yüzeysel sulardan alınmakta, bazı firmalar bu suları basit arıtma yöntemlerinden geçirerek "damacanalara" koymakta bazıları ise herhangi bir ön arıtıma gerek duymadan "damacanalara" koymaktadır.

Dolayısıyla sorun paketleme işleminden yani "damacana"dan önce başlamaktadır. Suyun doğadaki döngüsüne, dışarıdan yapılan müdahaleler (sanayi kirliliği, kentsel atıksu kaynaklı kirlilik ve tarımsal kirlenme v.b.) suyun kirlenmesine ve akıcı olması nedeniyle kirliliğin de yayılmasına neden olmaktadır. Yani, su zengini ülkelerde kişi başına düşen yıllık su miktarının 8000-10000 metreküp olduğu, bizim su fakiri ülkemizde ise 1430 metreküp olduğu gerçeği ile, yer altı ve yüzeysel suların kirlendiğini ve bu kirliliğin önlenmesi için ülkemizde politika ve idari yapı eksikliği olduğunu göz ardı etmemek gerekir!

Bu noktada,

-          Öncelikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Orman ve Su İşleri Bakanlığı`nın sulara dair izlemeyi kamu yararı gözeten bir perspektifle, özel sektöre taşere etmeden, kamu kurumu bilinci ile gerçekleştirmesi gerekmektedir.

-          Sanayiden ve tarımdan kaynaklı derelere ve yer altı sularına karışan kirlilik önlenmelidir. Bunun için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı uzun zamandır gerçekleştiremediği çevresel denetimleri hayata geçirmeli, kirliliğin kontrolü ve izlenmesini sağlamalıdır.

-          DSİ, uzun yıllar önce verdiği kuyu izinlerini revize etmeli, izin verdiği ve kaçak olarak yapılandırılan kuyuları denetlemelidir. Ne yazık ki, çevre denetimlerinde DSİ tarafından verilen kuyu izinleri farklı bir mevzuat olması bahanesi ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından kontrol edilmemektedir.

-          Yerleşim alanlarında, kanalizasyon ve arıtma tesisi eksikliklerinin tamamlanmaması nedeniyle, fosseptik uygulaması devam etmekte, mühendislik bilimini göz ardı eden fosseptik uygulamaları nedeniyle dışkıların yer altı sularına karışmasına neden olmaktadır. Bu durum ne yazık ki en çok, nüfusu milyonları bulan yazlık alanlarda gerçekleşmektedir.

-          Yer altı suları ve yüzeysel sularda düzenli olarak ölçümler yapılmalı ve bu ölçümler mutlaka kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

Damacana sular tüketime hazırlanırken, depozito uygulaması yöntemi ile mevcut damacanalar boşaldıkça yıkama işlemine tabi tutulmakta ve başka bir evden çıkan damacana diğer bir eve veya iş yerine girmektedir. Suyun önemli bir çözücü ve taşıyıcı olduğunu unutmamak gerekir. Bu noktada, saklama koşullarının önemi ve damacananın üretimindeki kimyasalların suda çözündüğü; defalarca söylediğimiz gibi su götürmez bir gerçekliktir. Damacana sisteminin bu noktada sağlıklı bir sistem olmadığı açıktır.

Suların muhafazası en sağlıklı yöntem olan cam kaplarda yapılmalıdır!

Gelişmiş Ülkelerde ve Geçmişte Olduğu gibi Musluklarımızdan Akan Suyu Kullanmak İstiyoruz!

Gelişmiş ülkelerde, musluklardan akan su günlük ihtiyaçlar ve içme suyu için kullanılabilmekte, halk "damacana" firmalarının "ahlakına" teslim edilmemektedir. Ülkemizde ise, yer altı ve yüzeysel su kirliliği parametreleri her dönem yayımlanan yönetmelik değişiklikleri ile farklılık göstermekte, bugün kirli kabul edilen bir su parametresi başka bir gün uygun kabul edilebilmektedir.

Su temini için su faturaları ve diğer belediye hizmetleri ile bizlerden alınan vergiler, arıtma tesisi ve iletim hattı gibi kentsel altı yapının için harcanmalıdır. Halkımızın temel hakkı olan temiz suya erişimi, evlerde musluklardan sağlanmalıdır.

 

İçme Suyu Numunelerinin Ölçüm Sonuçları Kamuoyu İle Paylaşılmalıdır!

Hıfzıssıhha, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü ve ilgili Büyükşehir Belediyeleri tarafından içme suyuna dair yapılan ölçümlerin sonuçları, İçme suyu numune alma noktaları ve ölçüm yapılan laboratuar koşulları düzenli olarak internet siteleri aracılığı ile kamuoyu ile paylaşılmalı, halk sağlığı açısından şeffaf bir yönetim süreci benimsenmelidir. Bu şeffaflığın sağlanmaması halk sağlığının bu kurumlar tarafından dert edilmemesi anlamına gelmektedir.

Öte yandan, damacana su kullanımının devam edildiği bir süreçte, Sağlık Bakanlığı tarafından denetimler arttırılmalı ve düzenli olarak kamuoyu bilgilendirilmelidir.

Tüm yurttaşlar temiz ve sağlıklı suya ücretsiz bir şekilde ulaşabilmelidir. Damacana suya bağımlılığın ortadan kaldırılması için ise yapılması gerekenler oldukça açıktır.

-          Bağımsız, tek başına güçlü bir Çevre Bakanlığı kurulmalı, sanayiden ve tarımsal üretimden kaynaklı su kirliliği denetlenebilir hale gelmelidir. Ne yazık ki, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı mevcut yapısı ile kurulduğu günden bu yana çevresel denetimlerde çok geri noktadadır. Bu durum, sanayinin kontrolsüz ve korkusuzca çevreyi kirletmesine, su kaynaklarını denetimsiz kuyularla tüketmesine neden olmaktadır.

-          Kentlerdeki altyapı sorunu ve içme suyu temini sağlanmalı, iletimden kaynaklı su kirliliğinin önüne geçilmelidir.

-          Laboratuvarlarca yapılan yer altı suyu ve yüzey suları izlemesi taşere edilmemeli, Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından gerçekleştirilmeli bunun için de insan kaynağı arttırılmalıdır.

-          Sanayinin ve tarımsal üretimin kullandığı su oranının azaltılması yönünde teknoloji teşviki gerçekleştirilmeli ve su tüketimi azaltılmalıdır.

-          İçmesuyu arıtma tesisi yapımı süreci, dışa bağımlı maddi kaynaktan kurtarılmalı ve arıtma tesisi yapımında yerli teknoloji teşvik edilmelidir.

-          İçme suyu temini, atıksu arıtımı gibi halk sağlığını doğrudan ilgilendiren kamu hizmetlerini gerçekleştiren yerel yönetimlerde çevre mühendisi istihdamı arttırılmalıdır.

-          İçme suyu, atıksu, hava kirliliği kontrolü ve atık yönetimi konularında her kentte, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, belediyelerin ve ilgili diğer kurumlardan oluşan izleme komitesi kurulmalı, şeffaf, katılımcı, demokratik bir çevre yönetim modeli hayata geçirilmelidir. Ancak  bu sayede, halk sağlığını tehdit eden unsurların önüne geçilebilir.  

Şeffaflığa Davet Ediyoruz!

Su tartışması ne yazık ki, ölçüm yapılan firma sayılarına takılıp kalmıştır. 55 firmanın damacana suyunun incelendiği, bunlardan 14 ünün temiz çıktığı ve geri kalan 41 inin suyunda kirlilik tespit edildiği açıklanmıştır. Bu tespitler ne yazık ki, bilimsel ifadeler içermemektedir. Ölçüm sonuçlarının kamuoyu ile paylaşılmaması şaşırtıcı ve bilim dışıdır.

Tüm büyükşehir belediyelerini, Hıfzıssıhha`yı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`nı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı`nı, Sağlık Bakanlığı`nı ve Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü`nü, içme suyu, yer altı suyu ve yüzeysel sulara dair yapmış oldukları ölçümlerin sonuçlarını, numune noktalarını, hangi laboratuarlarda ölçüm yaptıklarını düzenli olarak kamuoyu ile paylaşmaya davet ediyoruz! Ancak bu şekilde, yapılan açıklamalar anlam kazanacaktır.

Saygılarımızla,

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

Okunma Sayısı: 1568
Fotoğraf Galerisi