TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİNE AÇTIĞIMIZ DAVAYI KAZANDIK ANCAK...!

Odamız, çevrenin ve doğal varlıkların korunması yönünde hukuksal alanda yürütmüş olduğu mücadelelerden birinde daha başarı kazanmıştır.

Genel Merkez 30.06.2008 (Son Güncelleme: 15.06.2011 11:30:11)

Odamız, çevrenin ve doğal varlıkların korunması yönünde hukuksal alanda yürütmüş olduğu mücadelelerden birinde daha başarı kazanmıştır.

31 Aralık 2004 gün ve 25687 sayılı Resmi Gazete`nin yayımlanarak yürürlüğe giren "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği" ile içme ve kullanma suyu havzalarımızın korunmasına yönelik önlemler hiçe sayılarak, içme ve kullanma suyu havzalarımızın yok edilebilmesinin önü açılmıştı.

 

Bu noktada, söz konusu yönetmelik ile gündeme gelen içme ve kullanma suyu havzalarımızın yok edilmesinin yönelik uygulama ve girişimlerin önüne geçmek amacıyla; Odamızca, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, 31 Aralık 2004 gün ve 25687 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe giren "Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliği"nin 16. maddesi, 17.maddesi, 18.maddesinin "d" bendinin ikinci ve üçüncü cümleleri ile "e", "f" ve "g" bentleri, 19. maddesinin "e" bendi, 20.maddesi, 31. maddesi, 37. maddesi, 39. maddesi, 51. maddesi ve 53. maddesinin yürütmesinin durdurulması ve iptali yönünde dava açılmıştır.

 

Odamızca açılan söz konusu davada; Danıştay 8.Dairesi 26.12.2007 tarih ve 2005/1176 E. 2007/8091 K. sayılı kararı ile 16. maddenin (a) bendinin ilk cümlesi, 17. madde birinci paragraf ilk cümle, 17. madde (a) bendi birinci cümlelerr, 19. madde (e) bendi, 20. maddenin (a) bendinin 3. paragrafının 2. cümlesi, (b) bendi 1. paragraf 2. cümlesi, (b) bendi 2. paragraf 2. cümlesi, (b) bendi son paragraf ve 36. madde (b) bendi`nin iptaline karar vermiştir.

 

Yönetmeliğin adı geçen maddelerinin iptali ile dava sonucunda elde edilen kazanımlar aşağıda özetlenmiştir:

 

  • İçme ve kullanma suyu rezervuarına her türlü atık su deşarjının önüne geçilmiştir.

  • Mutlak koruma alanı 100 metreden 300 metreye çıkartılmıştır.

  • "Rezervuardan 1 km`lik mesafeden itibaren" madencilik faaliyeti yapılmasının önüne geçilmiştir.

  • Uzun Mesafeli Koruma alanı içerisinde kalan tüm faaliyetlerden kaynaklı olarak oluşan atık suların deşarjı konusunda, teknik ve ekonomik açıdan mümkün olmayan durumlarda atık suların ileri arıtma teknolojileri kullanılıp, 1. Sınıf su kalitesine getirilmesi şartıyla havza içine deşarjına Bakanlığın uygun görüşü alınarak izin verilebilecektir.

  • Uzun Mesafeli Koruma alanı içerisinde kalan sanayi kuruluşlarına ait atık suların deşarjı konusunda, ancak teknik ve ekonomik açıdan mümkün olmayan durumlarda,  atık suların ileri arıtma teknolojileri kullanılarak,2. Sınıf su kalitesine getirilmesi şartıyla havza içine deşarjına  izin verilebilecektir.

  • Uzun Mesafeli Koruma Alanı içerisinde Ancak, 4/9/1988 tarihinden veya kaynağın içme ve kullanma suyu kaynağı kapsamına alındığı tarihten önce mevcut olan, uzun mesafeli koruma alanındaki  yerleşimlerin atık sularının ileri arıtma teknolojileri kullanarak 3.Sınıf su kalitesine getirilmesi şartıyla havza içine deşarjına  izin verilebilecektir.

  • 20. maddedeki bu iptaller ile uzun mesafeli koruma alanında belirli şartlarla da olsa atık suların havza içine deşarjının önüne geçilmiştir.

  • Uzun mesafe koruma alanı sınırının kısıtlanmasının önüne geçilmiştir.

  • Bir yıl içinde birinci cezai işlem ile ikinci cezai işlem arasında izne aykırı deşarj yapılmasına göz yumulmasının önüne geçilmiştir.

 

ANCAK; konu yargı aşamasında bulunurken, bu arada yargılama sonunda verilen karar henüz tarafımıza tebliğ edilmeden yönetmelikte değişikliğe gidilmiştir. Çevre ve Orman Bakanlığınca Su Kirliliği Kontrolü Yönetmeliğinde Değişiklik Yapılmasına Dair Yönetmelik 13 Şubat 2008 tarih ve 26786 sayılı Resmi Gazete`de yayımlanarak yürürlüğe girmiştir. Böylece yine uygulamada çelişkiler ve hukuka aykırılıklar yaratılmıştır. Aşağıda kısaca özetlenen bilgi notu ile, yeni değişikliklerin doğuracağı sonuçlar ve hükümetin mevcut su kaynaklarını koruma politikası bir kez daha gözler önüne serilmektedir.

 

1.) Danıştay kararı gereği yönetmeliğin 17.maddesindeki Mutlak koruma alanı, içme ve kullanma suyu rezervuarının maksimum su seviyesinden itibaren (100 metre yerine) 300 metre genişliğine çıkartılmıştır. Bu olumlu bir düzenlemedir. Ancak; bu kez yönetmeliğin 18.maddesindeki kısa mesafeli koruma alanı (mutlak koruma alanı sınırından itibaren)  900 metreden 700 metreye düşürülmüş. Yani mutlak koruma alanı için genişletilen 200 metre, kısa mesafe koruma alnından çalınmış. Üstelik kısa mesafeli koruma alanı içinde  "Bu alanda kalan mevcut yapılar dondurulmuştur. Dondurulan binalarda mevcut yapı inşaat alanında değişiklik yapmamak ve kullanım maksadını değiştirmemek şartıyla gerekli tadilat ve bakım yapılabilir." ibaresiyle, su havzasının kısa mesafeli koruma alanı içinde kirletici olabilecek yapılara bir anlamda AF getirilmiştir. Ayrıca 2000 ila 2.200 metrelik mesafelerdeki kirletici faaliyetler korunmuştur.

 

2.) Yönetmeliğin 20.maddesi birinci fıkrasında yapılan değişiklikle, uzun mesafeli koruma alanlarındaki, 04.09.1988 tarihinden önce ve içme ve kullanma suyu kapsamına alınmadan önce kurulmuş olan kirletici faaliyet yapan tesislerin ürettikleri atıkları havza dışına çıkarmadan çalışmalarına olanak sağlanmıştır. Bu şekilde özellikle yüzeysel sularla beslenen baraj havzalarının kirlenmesine yol açılacaktır. Diğer yandan yapısı gereği kirliliğe yol açan madencilik faaliyetine, hangi koşulda olursa olsun izin verilmesi, su havzalarının kirlenmesine yol açacaktır. Yönetmelik değişikliği ile Uzun mesafeli koruma alanında çöp depolama ve bertaraf tesisi yapılabileceği düzenlenmiştir. Çöp depolama ve bertaraf tesisleri, çevre ve halk sağlığı için risk oluşturan birinci sınıf gayrisıhhi müesseslerdir. Su havzası içinde çöp alanı ya da bertaraf tesisi kurulması, suların kirlenmesine, çevre ve halk sağlının tehdit edilmesine yol açacaktır.

 

3.) Yönetmeliğin 39.maddesi b bendindeki "Atıksu deşarj izni verilirken idare tarafından konulmuş hükümlere uygun şekilde deşarj yapılmadığı tespit edilerek bir yıl içerisinde iki defa cezai işleme tabi tutulan işletmelerin faaliyeti belirli bir süre  durdurulur, Bu süre sonunda  da idarece istenilen şartların yerine getirilmediğinin tespiti iptal edilir" hükmü hakkında iptal kararı verilmiştir. Bu kez ilgili düzenleme  "b) Atıksu deşarj izni alan faaliyetlerden ilgili idare tarafından belirlenen hükümlere aykırı davrananlara, aykırı faaliyeti düzeltmek üzere bir defaya mahsus olmak üzere; aykırılığın sebebi, alıcı ortam özellikleri ile kirlilik yükü dikkate alınarak bir yılı aşmamak şartı ile süre verilebilir. İl Çevre ve Orman Müdürlüğü`nce verilecek süre yerinde yapılacak inceleme değerlendirme sonucuna göre tespit edilir ve bu süre sonunda da idarece istenilen şartların yerine getirilmediğinin tespiti durumunda deşarj izin belgesi iptal edilir...." biçiminde değiştirilmiştir. Bu değişiklikle de atıksu deşarj izni alan faaliyetlerle ilgili idare tarafından belirlenen hükümlere aykırı davrananlara, aykırı faaliyeti düzeltmek üzere bir yıla kadar süre verilebilecektir. Yani; bir yıl boyunca kirletmek serbest bırakılmaktadır. Su havzalarının bu anlayışla korunamayacağı ortadadır.

 

Öte taraftan izinler ve izinlerin iptali yetkisi yalnızca İl Çevre ve Orman Müdürlüklerine tanınmıştır, su havzalarını korumakla yükümlü olan Büyükşehir Belediyeleri Su İdarelerinin yasadan doğan yetkileri böylece yok sayılmaktadır.

 

Hükümet bir yandan doğal varlıklarımızı tehdit eden yasal düzenlemeleri "uygulamaya alırken" öte taraftan hukuksal süreçleri işlemez kılan, kurunlar arasında yetki karmaşası yaratan, yağma ve talanın önünü açan politikalara da devam etmektedir.

 

Odamız, bilimsel ve teknik bilgi birikimi ve kamusal sorumluluğunun bilinciyle, doğal varlıklarımıza sahip çıkmaya, yağma ve talan politikalarına karşı bilimsel, toplumsal ve hukuksal alanda mücadele etmeye devam edecektir.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 728