TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
SANTRALLER HATAY`DA TARIMI BİTİRİR
Genel Merkez 14.12.2009 (Son Güncelleme: 13.06.2011 16:04:50)

Yayın : Evrensel Tarih : 14.12.2009 StxCm :147 İl : İstanbul
Sayfa : 2 Periyod : Günlük/Gazete Tel : 0212 233 20 36 Tiraj : 6.080


ÇEVREYE, İNSANLARA, TARIMA ZARARLARI BİLİNİYOR AMA HÜKÜMET HATAY‘A TERMİK SANTRALLERA YAPMAKTA ISRARLI 
Yard. Doç. Dr. 
Berkant Ödemiş*GEÇTİĞİMİZ günlerde Hatay‘da kurulması planlanan termik santral konusu başta olmak üzere bölgedeki "enerji yatırımlarının" tartışıldığı bir "enerji forumu" düzenlendi. Konuyla ilgili fikirlerimi forumda katılımcılarla paylaştım. Bölgenin tarım potansiyelini ve toprak yapısını yakından bilen biri olarak "termik santrallerin" neden kurulmaması gerektiğini burada yeniden Türkiye kamuoyuyla paylaşmak istiyorum. 
Hatay Bölgesi, Türkiye‘nin en önemli turunçgil alanlarından birisi olmasının yanı sıra güneşlenme süresi ve şiddeti açısından tarıma en elverişli alanlardan birisidir. Bölge, Türkiye‘nin toplam turunçgil üretiminin yalnız başına yaklaşık yüzde 20‘sini karşılamaktadır. Bilindiği gibi narenciye türü bitkilerin sulama gereksinimleri diğer birçok bitki grubuna göre daha yüksektir. Aynı zamanda bu tür bitkiler kirli ya da tuzlu sulara karşı son derece hassastırlar. 
Bölgenin zaten deniz kenarında olması, toprakların tuzlanma olasılığını artıran bir faktördür. Erzin bölgesine ya da bölgeye yakın başka bir alana kurulacak termikdoğal gaz ya da fosil yakıt kullanan herhangi bir santralden meydana gelecek kirlilik, önce toprakların asit yağmurları sonucu bozulmasına ve verimliliğin ortadan kalkmasına neden olacaktır. 
Fosil yakıtlardan (doğal gaz-kömür) ortama verilecek kirliliğin yaratacağı en büyük ikinci sorun, asit yağmurlarının yeraltı sularını kirletmeleridir. Asit yağmurları ile kirlenmiş yeraltı sularının eski haline dönmesi (her şey normal seyretse dahi) yıllar alabilir. Bu durumda hem toprağı hem yeraltı sularını kirletebilecek enerji yatırımları, bölgenin geleceğini tamamen yok edecektir. 
Bölgenin en önemli tarım alanı olan Amik Ovası yanlış tarım yöntemleri ve sulama uygulamaları nedeniyle can çekişir haldeyken, Amik Ovası‘nı da etkileyecek enerjilere öncelik verirsek, tarih tekerrürden ibaret olacak. 
Bölgesel çölleşme, yoksulluk ve göç... 
Erzin bölgesinin, aynı zamanda İskenderun-Dörtyol bölgesi içinde önemi oldukça fazla. Bölgenin en önemli yeraltı su kaynakları, Erzin sınırları (ve doğal olarak kurulması planlanan enerji santrallerinin) yakınında bulunmaktadır. Herhangi bir bilimsel çalışma olmadan, son derece gayriciddi yaklaşımlar bir an önce terk edilmelidir. Kurulması planlanan enerji santrallerinin sayısı ise diğer bir sorundur. Bölge, planlanan 4 termik (veya doğal gaz) santralinin kümülatif kirletici etkisini kesinlikle kaldırabilecek düzeyde değildir. 
Düşündürücü olan diğer bir nokta da, doğal gaz santrallerine ilişkin ÇED raporlarının hazırlık süreçleridir. Bilindiği gibi Erzin, hem Çukurova Üniversitesi hem de Mustafa Kemal Üniversitesi‘ne nerdeyse eşit uzaklıkladır. Ancak her nedense ÇED raporları bölgeye daha uzak kesimlerdeki uzmanlardan oluşturulmaktadır. ÇED raporunu hazırlayan firma temsilcilerinin, ilgili toplantılarda ‘ÇED raporunu hazırlayan uzmanlar listesine neden bölgeyi daha iyi bilen ve araştırmaları bu bölgede sürdüren tarım ve su ürünleri uzmanlarından seçilmedi‘ sorusuna maalesef cevap vermemeleri ayrıca manidardır. 
Değinmek istediğim diğer bir nokta ise Hatay enerji forumuna çağrılı konuşmacıların içerisinde ne tarım ne de balıkçılık konusunda uzman bir kişinin olmayışıdır. Oysa bölge hem bir tarım bölgesidir, hem de deniz kıyısında! Durumu dikkatlerinize sunmak isterim. 

(*) Mustafa Kemal Üniversitesi Ziraat Fakültesi Tarımsal Yapılar ve Sulama Bölümü Öğretim Üyesi

 

Kupürün detayı...

Okunma Sayısı: 543