TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ AÇIKLAMASI

1972 yılında İsveç’in başkenti Stockholm’de yapılan toplantıda “5 Haziran” Dünya Çevre Günü olarak ilan edilmiştir.

Genel Merkez 04.06.2010 (Son Güncelleme: 13.06.2011 13:56:34)

BASINA VE KAMUOYUNA

5 Haziran Dünya Çevre Günü

YERYÜZÜ AŞKIN YÜZÜ OLUNCAYA DEK KUTLAMAYACAĞIZ!

1972 yılında İsveç`in başkenti Stockholm`de yapılan toplantıda "5 Haziran" Dünya Çevre Günü olarak ilan edilmiştir. Çevresel sorunlarının uluslar arası alanda bir arada tartışılmaya başlandığı ilk konferans olarak adlandırılan Stockholm konferansından sonra da birçok uluslar arası etkinlik gerçekleştirilmiş ve çevre sorunları irdelenmiştir.

Ancak ne yazık ki, ülke ve dünya ölçeğinde çevre sorunları gerilemek yerine gittikçe artmış ve doğa ve insan sağlığına ciddi zararlar veren çeşitli felaketler yaşanmıştır.

Dünya sorumsuz tüketmenin bedelini ağır ödemektedir. Meksika körfezinde durdurulamayan sızıntı, hala bedelini ödediğimiz Çernobil nükleer faciası, bölgesel planlanan savaşlar, biyoçeşitliliğin hızlanarak azalması, küresel ısınma gibi sorunlar küresel ölçekteki sorunlardan sadece birkaç tanesidir.

Ülkemizde ise ne yazık ki durum daha farklı değildir. Sanayi "atılımları" içerisinde çevre sorunlarının ikincil plana atılması, çevre sorunlarının çözümünde kilit rol oynayan çevre mühendisliği mesleğinin göz ardı edilmesi, eğitiminin iki haftalık eğitimlerle ikame edilebileceğinin sanılması, çevresel sorunların çözümünde bilgi birikiminin gereksizliğinin mevzuat çalışmalarında vurgulanması, yetersiz ve verimsiz çevre denetimlerin gerçekleştirilmesi ve kentsel alt yapı sorunların çözümünün piyasa ekonomisinin ve artı-değer hırsının yansıları olarak taşeronlaşma ve özelleştirmeler ile ekonomik kaygılara dönüşmesi ülkemizde yaşanan çevre sorunlarının temel nedenleri arasında yer almaktadır.

AB uyum sürecinde çevre faslının açılmış olması ise hiç kuşkusuz ülkemizde çevre konusunda çalışma yapan kurum ve kuruluşların idari işleyişini ve sorunlara yaklaşımlardaki sığlığını çözmemiştir.

Ne yazık ki, kapitalizm ve onun günümüzdeki yansıması olan neo-liberalizm insan ve doğa merkezli yaklaşıma karşı savaşını sürdürmekte, dünya halkları işgallerle, yoksullukla, hastalıklarla karşı karşıya bırakılmaktadır.

Çevre kavramını basit "çevreci" yaklaşımlarla sığlaştırmaya çalışmak ise çevreye yapılacak en ciddi zarardır.

Tüm insanlık çevre sorunlarının Gazze`deki işgalden, barınma hakkının insanların elinden alınmasından, temiz suya erişim hakkından, TEKEL işçilerinin hak gaspından, özelleştirme politikalarından, maden facialarından, enerji politikalarından bağımsız olmadığını görmelidir/görecektir .

Bu noktada;

- Uluslar arası kuruluşlar ve ülkeler ilkeli ve tutarlı çalışmalar yapmalı ve "kendi coğrafyalarında çevre korumacı, sömürge alanlarında vurdum duymaz" tavırlarından vazgeçmelidirler.  Mevcut ekonomi literatüründe "geri kalmış", "gelişmekte olan" ülkelere yaptıkları yardımlarda kendi çevre sektörlerini geliştirme amaçlarını terk etmelidirler.

- AKP hükümeti, sadece sanayi merkezli eski ve kirli ekonomi biçiminden vazgeçerek, çevre sorunlarını bütüncül ele alarak çevre sorunlarının ve kentsel altyapı sorunlarının halkımız için önemini anlamalıdır. Herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama, temiz suya erişme hakkının bulunduğunu göz önünde alarak çalışmalarını yapmalı, kentsel alt yapı için özelleştirmeleri ve taşeronlaştırmayı biran önce durdurmalıdır. Çalıştırıl(a)mayan su ve atıksu arıtma tesislerinin, uygun olmayan düzenli (!) depolama tesislerinin, en ufak meteoroloji olayında zarar gören kentsel alt yapının önüne ancak bu şekilde geçilecektir.

- Çevre sorunlarının çözümünde, sanayi kaynaklı kirliliğin önüne geçilmesi ve azaltımı konularında, kentsel alt yapı çalışmalarının verimliliğinde formasyon sahibi olan çevre mühendislerinin mesleki hakları biran önce iade edilmelidir.

- Nükleer santral inşaatı süreci durdurulmalı, enerji kayıp kaçakları engellenerek, temiz enerji için Ar-Ge çalışmaları desteklenmelidir. Enerji politikası temiz enerjiler üzerinden inşa edilmelidir.

- Büyük ölçekli Hidroelektrik Santral (HES) ihaleleri biran önce durdurulmalı ve ülkemizdeki su ve doğal kaynak yönetimi bütüncül ele alınarak havza yönetimi planları doğa ve insan merkezli bir yaklaşımla tamamlanmalıdır. HES`lerle ilgili ÇED süreçlerinde halkın tepkileri ve doğa katliamı göz ardı edilmemelidir.

- Çevre teknolojilerinin geliştirilmesi için üniversiteler teşvik edilmeli, AB üyeliği ile başlayan ve çevre faslının açılması ile artan dışa bağımlı kaynak, çevre politikası ve teknolojisinin önüne geçilmelidir.

Odamız, dünya ve ülkemizdeki çevre sorunlarının çözümüne dönük olarak mesleki ve bilimsel bilgi birikimini halkımızın ve ülkemizin yararına kullanmaya, çözümün parçası olmak adına çalışmalar yapmaya ve eğitim, sağlık, vb. gibi "çevrenin" de insan yaşamı için kar etme güdüsüne endekslenemeyecek, kamusal bir alan olduğunu  haykırmaya devam edecektir.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası olarak, bir kez daha vurguluyoruz ki, ülkemizde ve dünyada çevre sorunları çözülene, her insan sağlıklı bir çevrede yaşayana, ekosistemlere verilen zararlar durdurulana yani "yeryüzü aşkın yüzü oluncaya dek" Dünya Çevre Gününü KUTLAMAYACAĞIZ!

Saygılarımızla,

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 554