TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
2022 İstanbul Çevre Durum Raporumuz Yayınlandı

Her yıl Ekolojik Yıkımla Mücadele Haftası Kapsamında hazırlayıp 5 Haziran`da yayınladığımız 2022 İstanbul Çevre Durum Raporumuza ekli dosyadan ulaşabilirsiniz

Istanbul Şube 05.06.2022 (Son Güncelleme: 05.06.2022 11:45:47)

 İstanbul`un karşı karşıya olduğu çevresel sorunlar, geçtiğimiz yıl içinde de köklü çözümlerin hayata geçirilememesi, artan nüfus baskısı, gittikçe ağırlaşan ekonomik koşullar gibi nedenlerden ötürü artarak devam etmektedir. İstanbul`un çevre karnesi; su, atıksu, atık yönetimi, hava kirliliği, toprak kirliliği ve mega projeler açısından değerlendirdiğimiz bu raporda da görüleceği üzere geçer not alamamıştır.

·      Yanlış kentleşme politikalarından dolayı, İstanbul`un nüfusu her geçen gün artmaktadır. Bu nüfus artışının ortaya çıkardığı en büyük sorunlardan bir tanesi de su sorunudur. Yanlış kentleşme politikalarına ilave olarak yanlış su politikaları da eklenince kaçınılmaz son "susuzluk" olmaktadır. Hazırlamış olduğumuz bu rapor; İstanbul su konusunu tüm yönleriyle ele alarak değerlendirmekte ve sunulan önerilerle sorunların çözümüne ilişkin tespitlerde bulunmaktadır. Su yönetimleri; İstanbul`un su sorununun nedenleri ortadayken bu sorunların çözümüne ilişkin kalıcı ve gerçekçi çözümler bulmak yerine geçici çözümler üretmiştir. İlerleyen senelerde benzeri sorunlar yaşamamak adına, su politikaları, kamusal bir bakışla ve katılımcı bir anlayışla belirlenmelidir. Suyun; sadece insanlar için değil bütün canlılar için yaşam kaynağı olduğu gerçeği ile havzalarda ekolojik yaşam alanlarının korunması esas olmalıdır. Önemli olan kent halkına su temin etmek değil, sağlıklı içilebilir suyu, ücretsiz bir şekilde konutlara ulaştırmaktır.

 

·      İstanbul kent atıksularının yaklaşık % 60 gibi büyük oranı biyolojik arıtma işlemine tabi tutulmadan Marmara Denizi veya Boğazın dip akımına verilmektedir. Marmara Denizi için en büyük kirletici kaynak İstanbul kentidir. Kentin atıksularının karbon, azot, fosfor giderimi yapılacak şekilde arıtılarak alıcı ortama deşarjı için bilimsel bir planlama yapılmalıdır. Geçici çözümlerden vazgeçilmelidir. Bütün atıksu arıtma tesislerinin işletimi, kamu su ve atıksu yönetiminde meslektaşlarımız tarafından yapılmalıdır. Atıksu arıtma tesis çıkış sularının, özellikle tarım alanları ile park ve bahçe sulamasında kullanımı için ileri düzeyde sağlık tedbirleri alınarak geri kazanım özendirilmelidir.

·      Mega projeler ile İstanbul`a göç teşvik edilmektedir. Kent nüfusunun artması aynı zamanda atıksu kirletici yükünün de artmasına neden olmaktadır. Gerek İstanbul gerekse Marmara Denizi bu atık yükünü kaldırma kapasitesini tamamlamıştır. İstanbul`a göçü arttıran mega projeler durdurulmalıdır. Kent gelişim planlamasında Marmara Denizi ekosistemi dikkate alınmalıdır.

 

·      İstanbul`un mevcut atık yönetim uygulamaları, doğru bir atık yönetim sistemi olmaktan çok, atıkların açığa çıkardığı sorunları bertaraf etmek üzerine kurulmuş durumdadır. Depolanan atık miktarını azaltmak adına, İstanbul`un kuzeyinde orman vasfı taşıyan bir arazide kurulan ve 2021 yılında devreye alınan Atık Yakma ve Enerji Üretim Tesisi bunun son örneğidir. Yapılaşmaya dahi açılmaması gereken bir alanda, çevreye olumsuz etkileri çok yüksek olan atık işleme ve bertaraf tesislerinin kurulması geri dönüşü mümkün olmayan zararlar yaratacaktır. Atık minimizasyonu ve kaynağında ayrıştırma faaliyetlerine gereken önem verilmediği ve etkin bir sistem kurulmadığı sürece, 16 milyona yaklaşan ve sürekli artan nüfusu ile İstanbul`un katı atık yönetimi için tesis ihtiyacı bitmeyecek ve gerek yer seçimi gerekse kullanılan teknoloji ve atık transferinden meydana gelen çevresel etkileri nedeniyle ekolojik sistem üzerinde baskı kurmaya devam edecektir. Bütünlüklü bir atık yönetim sistemi ile atıkların azaltılması, yeniden kullanımı, üretimin tehlikeli kimyasal kullanımını minimize edecek ve geri dönüşüme olanak sağlayacak biçimde planlanması ve en az karbon ayak izi oluşturacak şekilde tüm sistemin entegre edilmesi İstanbul`un en büyük ihtiyaçlarından biridir.

 

·      İstanbul`da toprağı kirleten başlıca sebepler; sanayileşmeye ve nüfusun artmasına bağlı olarak çarpık kentleşmedir. Bununla birlikte sınırlı olan tarım arazilerinin uygunsuz kullanımı, Kanal İstanbul gibi projeler ile verimli arazilerin yok edilmesi de önemli nedenlerdendir. İstanbul`da mevcut toprak kullanımı veya gelecekteki muhtemel toprak kullanımı dikkate alındığında, insan ve çevre sağlığı bakımından önemli ölçüde risk oluşturan tehlikeli kirletici maddelerin bulunduğu teyit edilen ve temizlenmesi gerektiğine karar verilen kirlenmiş sahaların akıllı şehir çözümleri kullanılarak rehabilitasyonu sağlanmalıdır. İstanbul`da toprak kirliliğini önlemenin ilk adımı az miktarda bulunan yeşil alanların yerleşime ve endüstriye hiçbir şekilde açılmamasıdır. Daha önce kirlenmiş toprakların ise öncelikle tespiti, iyileştirilmesi, tekrar kullanılması ve sürdürülebilir yönetiminin sağlanması gerekmektedir.

 

·      Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının hava kalitesi izleme istasyonlarından toplanan veriler değerlendirildiğinde, 2021 yılında İstanbul`da PM10 parametresi açısından solunamaz bir hava kalitesinin söz konusu olduğunu ifade edebiliriz. Önceki yıllarda alarm veren PM2.5 ve NOx parametreleri açısından ise, ne yazık ki doğru değerlendirmeye imkân verecek nitelik ve sayıda sağlıklı veri toplanamadığı görülmektedir. Ancak şehrin bütününe bakıldığında 2021 yılı içinde iyileşmeye sebep olabilecek bir gelişme yaşanmamıştır. Pandemi tedbirleri sürecinde kapanmanın en yoğun yaşandığı 2020 yılı içinde dahi son derece kısıtlı bir iyileşme olmuşken enerji krizi ve yapılaşma baskısı altındaki İstanbul`da bu parametrelerin daha da kötüye gitmiş olduğu tahmin edilebilir. Bu genelleme doğrultusunda hareket edecek olursak 2021 yılı içerisinde İstanbul`da PM10 parametresi açısından kesin olarak sağlıksız bir hava solunduğu ifade edilebilse de hava kalitesinin ne denli sağlıksız bir içeriğe sahip olduğu bile bilinememektedir. Hava kalitesinin yönetimi açısından en kritik nokta öncelikle doğru ve yeterli ölçüm yapabilmektir. Ancak İstanbul`da hava kalitesi ölçüm noktaları azalmaktadır. Sağlıklı bir değerlendirme için, hava kalitesi ölçüm istasyonlarının sayısı artırılmalı, kalibrasyon ve bakımları yaptırılarak sağlıklı veri eldesi sağlanmalıdır.

 

Mevcut parametreler açısından bakılacak olursa da İstanbul`da hava kirliliğinin çok ciddi bir problem olduğunu, fosil yakıtlardan kaynaklanan kirletici gazların yanı sıra inşaat ve trafik kaynaklı kirliliğin hava kalitesini ciddi şekilde düşürdüğü söylenebilir. Bu olumsuz tabloyu İstanbul`un akciğeri olarak tabir edilebilecek Kuzey Ormanları`nın yapılaşmaya açılması daha da vahim hale getirmektedir. İstanbul`un hâkim rüzgâr yönü poyrazdır ve bu kuzeyli rüzgâr sayesinde Kuzey Ormanları`nın temiz havası İstanbul`a ulaşmaktadır. Bu bölgenin yapılanmaya açılması İstanbul`un hava kalitesini doğrudan ve olumsuz yönde etkilemektedir. Sonuç olarak İstanbul hava kalitesinin iyileştirilmesi için atılması gereken ilk adımlar Kuzey Ormanları`nın imara açılmasını engellemek ve büyük bir hava kirliliği kaynağı olan mega projeleri durdurmaktır.

 

·      Yıllardır ekonomik kalkınma adı altında üretim yerine inşaat projelerini önceleyen siyasi iktidar, şiddeti gittikçe artan ekonomik krizin çözümünü de doğal alanları imara açmakta bulmuştur. İstanbul`da, özellikle kentin akciğerleri olan Kuzey Ormanlarında son dönemde yapılan 3.havalimanı ve Kuzey Marmara Otoyolu ile yapılması planlanan Kanal İstanbul ve Yenişehir gibi mega projeler bu durumun vahim örneklerindendir. İstanbul`un mevcut nüfusu ekosistem limitlerini zorlamaktayken, hem ekosisteme zarar veren hem de nüfusu önemli miktarda artıracak bu tür projeler kenti yıkıma sürüklemektedir. Kanal İstanbul ve Yenişehir projelerinin ivedilikle durdurulması ve iptal edilmesi, bu projelerin tehdidi altında olan doğal yaşam alanlarının sermaye birikimine sokulmaması, yapılaşmaya açılmaması gerekmektedir. Bizler bu süreçte, yaşamdan yana olmanın haklı gururunu taşıyarak yaşam mücadelesi açısından tarihsel sorumluluğumuzu yerine getirmeye devam edeceğiz.

Yapılan ve yapılması planlanan mega projeler, yanlış kentleşmeden kaynaklı nüfus artışı, hatalı su ve altyapı politikaları nedeniyle, müsilaj, su kıtlığı, hava kirliliği gibi ekolojik yıkımlarla karşı karşıya kalmaktayız. Çevre mühendisliği disiplini, bu sorunları köklü çözüme kavuşturabilmek için gereken bütüncül bakış açısını ve teknik birikimi sağlamaktadır.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi 14. Dönem Yönetim Kurulu olarak başta İstanbul olmak üzere, tüm dünyadaki ekolojik yıkımlara karşı yaşamın yanında olmaya devam edeceğiz. Yaşam alanlarımıza ilişkin her türlü tehdide karşı mücadeleyi toplumun aynı kaygıları güden tüm kesimleriyle dayanışma içinde, bir arada sürdüreceğiz. Gezi Parkı Direnişi nedeniyle, geçtiğimiz günlerde hukuka aykırı bir şekilde yapılan tutuklamalar ve yargılamanın takipçisi olacağız. Hepimiz oradaydık! Geziyi Savunuyoruz!             

                                                            05.06.2022

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi

14. Dönem Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 75