TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
Dünya Su Günü Açıklaması
Istanbul Şube 22.03.2021 (Son Güncelleme: 22.03.2021 15:17:20)

İSTANBUL`DAKİ SU TOPLAMA HAVZALARININ ve BARAJLARIN KORUNMASININ DEĞERİ

 

 

1992 yılında, Birleşmiş Milletler `in düzenlediği Çevre Kalkınma Konferansı`nda (UNCED) , ile Dünya Su Günü kutlanmasına karar verilmiştir. 22 Mart 1993` te Dünya Su Günü kararının resmi olarak imzalanmasından sonra tatlı su kaynaklarının önemine ve sürdürülebilirliğine dikkat çekmek için her yıl dünya çapında Dünya Su Günü olarak kutlanmakta ve her yıl farklı bir tema ile gerçekleştirilmektedir. 2021 yılının teması "Suyun Değeri" ‘dir.

Su hayat kaynağımız olup yaşamımızın her alanında suya ihtiyacımız vardır. Ülkelerin sosyal ve ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmeleri temiz ve yeterli su arzına sahip olmalarına bağlıdır. Tatlı su kaynakları günden güne azalmakta ve daha fazla kirlenmeye maruz kalmaktır.  Ayrıca dünya nüfusunun sürekli artması, kullanılabilir temiz tatlı su kaynaklarının sürekli azalması sebebi ile su günümüzde daha önemli hale gelmiştir.

Birleşmiş Milletlerin yayımlamış olduğu raporlara göre dünyadaki su ihtiyacı 2050 yılına kadar %55 artacak ve yine aynı raporlarda belirtildiği üzere önümüzdeki 15 yıl içerisinde dünyadaki su kaynaklarında %40`a varan bir azalma yaşanacaktır.

Dünyamızın 2/3 ü su ile kaplıdır. Yerkürede bulunan suyun % 97.5‘i okyanuslarda bulunan tuzlu sulardan oluşmaktadır. Dünyada su kaynaklarının % 2,5 ‘i tatlı su olup bu suyun sadece %1`i kullanılabilir durumdadır. Dünyada her 10 insandan 1`i temiz sudan yoksundur. Temiz suya ulaşamamanın insan yaşamındaki ölümcül etkisinin yanı sıra sulardaki kirlilik ve yeterli arıtmanın sağlanamaması nedeniyle de dünyada milyonlarca insan kirli suyun sebep olduğu hastalıklarla boğuşmakta ve yine bu hastalıklar sebebiyle ölmektedir. 1 yıldır yaşadığımız Covid-19 pandemisi de bize ulaşılabilir temiz suyun ne kadar önemli ve değerli olduğunu göstermiştir.

Su kaynakları bakımından ülkemiz su azlığı yaşayan bir ülke konumundadır. DSİ su potansiyeli hesaplarına göre ülkemizin su potansiyeli 1.625 m3/kişi ‘dir. 2030 yılında nüfusun 100.000.000 kişi olması beklenmektedir. Bu durumda 2030 yılında su potansiyeli 1.120 m3/kişi olacak ve ülkemiz su sıkıntısı yaşayan ülke konumuna gerileyecektir. Hızlı bir şekilde ülkemizdeki su kaynaklarının, su toplama havzalarının yok olmaya ve kirliliğe karşı korunması için tüm Türkiye çapında eylem planları hazırlanmalıdır.

 

İSTANBUL ‘DA SUYUN ve SU KAYNAKLARININ DEĞERİ

2020 yılının son aylarında İstanbul`da baraj doluluk oranları yüzde yirminin altına düşmüştür. İstanbul tarihi boyunca çeşitli su sıkıntıları ile karşı karşıya kalmıştır. Ancak modern su temini metotlarının geliştirilmesinden itibaren ilk kez böylesi büyük çaplı bir kuraklığın etkileri kış ayları içerisinde yaşanmıştır Daha öncesinde baraj doluluk oranları hakkındaki endişe verici grafiklerle genellikle yaz aylarında karşılaşılırdı. Baraj doluluk oranlarındaki alarm halinin kış aylarında yaşanıyor olması maalesef ki İstanbul`u dünyadaki diğer örneklerden de daha da olumsuz yönde ayrıştırmıştır 

İstanbul`da yaşanan su krizinin tek sebebi iklim krizi ya da kurak bir mevsim değil, aynı zamanda da süregelen yanlış su politikalarıdır. Türkiye`nin en büyük nufüsuna sahip olan, ekonomi, endüstri, turizm ve ticaret açısından en fazla öneme sahip şehri olan İstanbul, plansız nüfus artışı, yanlış kentleşme politikaları, su toplama havzalarının yapılaşmaya açılarak küçültülmesi, barajların kirletilmesi, barajlardaki su kıtlığı, suyollarını hiçe sayan yapılaşmalar, su kaynaklarındaki kirlenme ve yanlış su politikaları ile birlikte gün geçtikçe temiz ve kullanılabilir içme suyu su kaynaklarını kaybetmektedir.

İstanbul nufüsunun yaklaşık %70`i Avrupa yakasında %30 ‘u Anadolu yakasında yaşamaktadır. İstanbul `da Avrupa yakasında kişi başına düşen baraj hacmi 53.9 m3/kişi olmasına karşın Asya Yakasında 74.4 m3/kişi ‘dir.  İstanbul`un nüfus artışınının önüne geçilmemesi ve teşvik edilmesi sonucunda artan su ihtiyacı İstanbul`un çevre illerin su kaynakları ile beslenmesi ile geçiştirilmeye çalışılmıştır Buna karşın su toplama barajları açısından bu durum başka illerin suyunun İstanbul`a çekilmesi gibi yanlış su politikalarının yaygınlaştırılması, sorunun diğer illere fatura edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu kapsamda 2020 yılında İstanbul ‘un ihtiyacı olan suyun %46,7 ‘si, Melen ve Yeşilçay Regülatörlerinden sağlanmıştır. Sorun sadece kent halkına su temin etmek olarak görülüyor olsa da doğru bir kavrayış bunun çok ötesinde olmalıdır. Mesele sağlıklı içme ve kullanma suyu niteliğinde suyu halka iletmeyi garanti altına almaktır. Yanlış su politikaları İstanbul`dan başlayıp komşu illere dalga dalga yayılırken, diğer illerden İstanbul`a su iletmek için kullanılan pompalarının devasa enerji sarfiyatları sebebi ile suyun birim maliyeti sürekli olarak artmaktadır. Yanlış politikaların maliyeti ise halka yüklenmektedir. 

Orta ve uzun vadede yıllık 3 milyar m3 yağış alan İstanbul su toplama havzalarının korunması ve dahi genişletilmesi konusunda havza planları yapılmalıdır. Fakat yapılması düşünülen Yenişehir Rezerv Alanı ve Kanal İstanbul Projesi ile su toplama havzalarının bir kısmı yapılaşmaya açılmaktadır. Yine bu projeler kapsamın da İstanbul ‘da su depolama için kullanılan barajlardan biri olan ve 88.7 milyom m3 depolama kapasitesine sahip olan Sazlıdere Barajı Kanal İstanbul Projesi kapsamında devre dışı kalacaktır.  162.3 milyon m3 depolama kapasitesine sahip Terkos barajının ise Kanal İstanbul projesi kapsamın da tuzlanma ihtimali vardır. Ayrıca Terkos Barajı su toplama havzaları da bu proje kapsamında azalacağı için tuzlanma olmasa bile baraj verimi düşecektir. Bu ihtimalde gerçekleşirse İstanbul ‘un toplam su depolama hacminin %28,89 ‘una, Avrupa yakasının su toplama hasminin %48,6 ‘sına. karşı gelen su depolama hacmi devre dışı kalacaktır. Bu da İstanbul ve özellikle Avrupa yakası için sosyo ekonimik açıdan bir yıkım olacaktır. İstanbul`da Avrupa yakasında su toplama havzalarını azaltacak, nüfus ve yapılaşma yoğunluğunu artıracak Yenişehir Rezevr Alanı ve su toplama havzalarını ve su depolama hacimlerini azaltacak Kanal İstanbul Projesinin İstanbul için cinayet olacağı bilinmeli ve kesinlikle iptal edilmelidir.

Mevcut su kaynaklarının korunması, iletim hatlarındaki su kayıplarının önlenmesi, su kaynaklarını tahrip edecek projelerden vazgeçilmesi, kentlerdeki nüfusun ve yapılaşmanın kontrol altında tutulması geleceğimiz açısından hayati önem taşımaktadır.

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak bizler suyu bir insan hakkı olarak değil, doğal yaşam hakkı olarak benimsiyoruz. Suyun metalaştırılmasını, özelleştirilmesini kabul etmiyoruz. Ekosistemi kendi döngüsünü sağlayamayacak raddeye getiren tüm rant ve talan projelerin karşısında olduğumuzu belirterek su havzalarının korunması ve tüm canlılar için yeterli miktarda suya erişim hakkının tanınması için mücadele edeceğimizi duyuruyoruz.

 

 

TMMOB

Çevre Mühendisleri Odası

İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 101