20. yüzyılın insanlık tarihinde savaşlarla açtığı büyük yaralar ne yazık ki 21. yüzyılda da devam ediyor. Şiddetini ve etkisini arttıran savaşlar, etnik çatışmalar ve kamplaşmalar milyonlarca insanın yaşamını yitirmesine, sakat kalmasına, göç etmesine, sağlıksız bir çevrede yaşamasına neden oluyor.
Uluslararası örgütlerin göz boyamaya çalışan faaliyetleri; emperyalizmin sınır tanımaz saldırganlığı ve aç gözlülüğü; kartellerin, silah tüccarlarının, uyuşturucu tacirlerinin pervasızlığı ve hiç kuşkusuz ırkçılık bu sorunların temelini oluşturuyor.
Ülkemizde ve bölgemizde ise durum hiç de farklı değil. Kamplaşma ve çatışma üzerinden yürütülen kirli siyaset, bu topraklarda yetişen, aynı havayı soluyan, aynı sıraları paylaşan, aynı otobüse binen binlerce insanı ötekileştiriyor, bir birine düşman etmeye çalışıyor…
1 Eylül Dünya Barış Günü’nde yıllardır yapılan mevcut durum tespitlerinden öteye gidip, tüm dünya halklarının eşit olduğunu, herkesin kendi kültürünü yaşamaya hakkı olduğunu birlikte haykırmak, bu haykırışı yaşamın parçası yapmak ve dünyayı yok oluşa sürükleyen çıkar gruplarına karşı tek vücut olmak gerekiyor.
Herkesin bebek doğduğu gerçeği ile; kardeşçe yaşanan, hakça paylaşan bir coğrafya ve dünya için umut yüreklerimizde!
Saygılarımızla,
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
ASBEST KULLANIMI ÜLKEMİZDE DE NİHAYET YASAKLANMIŞTIR!
ASBEST KULLANIMI ÜLKEMİZDE DE NİHAYET YASAKLANMIŞTIR!
Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tarafından 1938'de asbestin kanser yaptığının açıklamasının üzerinden tam 72 yıl geçtikten sonra asbest kullanımı ülkemizde de nihayet yasaklanmıştır.
Odamız tarafından Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanması düşünülen ve asbest içerikli maddelerin kullanımını engelleyen yönetmelik dikkatle takip edilmektedir. Asbest kullanımının tamamen yasaklanması ile halk sağlığı açısından büyük bir tehdit ortadan kalkmaktadır. Ancak bununla kalınmamalı ve özellikle bir yalıtım malzemesi olan asbestin yapı malzemelerinde kullanılması engellenmeli, otomotiv sektöründe asbest kullanımının önüne geçilmeli, gemi söküm işlemlerinin yoğun yapıldığı tersane bölgelerinde ortaya çıkan asbestli atıklar doğru yönetilmeli ve özellikle asbestli içme suyu hatlarının bir an evvel sökülerek bertaraf edilmesi gerekmektedir. Tüm bunların gerçekleştirilebilmesi için de halk sağlığını gözeterek hareket eden, sağlıklı ve güçlü bir denetim mekanizmasının da oluşturulması gerekmektedir.
Asbestin işçi sağlığı ve halk sağlığı dair açısından on yıllara uzanan kanser riskini yok etmenin tek çözümü, asbest içeren tüm ürünlerin ithalinin, pazarlanmasının, üretilmesinin, işlenmesinin, kullanılmasının yasaklanmasıdır. Bu yasağa tehlikeli atık olarak asbest içeren gemilerin ülkemize getirilerek sökülmesi de dahil edilmeli ve ülkemiz tesislerinde gemilerin söküm işlemi, gemide bulunan asbestin ilgili ülkede temizlenmesinden sonra yapılmalıdır. Bu noktada sadece Çevre ve Orman Bakanlığı'nın değil Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın da duruma sahip çıkması ve bir an evvel asbestli gemilerin sökümü işlemini durdurması gerekmektedir.
Odamız, asbest kullanımı ile ilgili süreci toplum ve çevre sağlığını gözeterek takip edecektir.
İktidara geldiği günden beri çevre ile ilgili tek bir politika üretmeyen bir Başbakan, olsa olsa ranta aşıktır, olsa olsa plansızlığa, politikasızlığa aşıktır, ama asla doğaya aşık değildir.
Maden yasası ile doğanın acımasızca katledilmesinin önünü açan bir iktidarın doğa aşığı olmasından söz edilemez bile.
Biyogüvenlik Kanunu‘nun Eylül ayına ertelenen yürürlüğünü beklemeden yamalı yönetmelik değişiklikleri ile bilim komitesi oluşturup 45 çeşit GDO‘lu ürünün Kanun‘un emri olan hiçbir risk ve sosyoekonomik değerlendirmesini yapmadan ithalatına izin vererek ekolojik yıkımın kapısını aralayan bir iktidar, doğa aşığı değil, olsa olsa uluslararası tohum ve gıda tekellerinin aşığıdır. Sayın Başbakan, o ürünlerin tozlaşma yolu ile geri dönülmez çevresel risklere sebep olacağını Bakanlarınız size söylemediler mi?
"Ben yaptım oldu" anlayışını ülkenin enerji politikasında da uygulayan Başbakan, "Bazı çevreci tipler çıkıp, halkı yanlış bilgilendiriyor" diyebilecek kadar ucuz bir politika uygulamaktadır.
AKP hükümetinin, toplum ve ülke yararına olmayan nükleer enerji santrali kurulumu için sergilediği "ben yaptım oldu" tavrına ne yazık ki Cumhurbaşkanı da ortak olmuştur.
Geri dönüşü olmayan bir yola ülkemizi sürükleyen bu anlayış halkımızın vicdanında hiç kuşkusuz sorgulanmaktadır.
Atık sorunu çözülmemiş, riskli bir geri teknolojiyi, %25'e yakın kayıp kaçak enerjinin olduğu, bütünsel ve çevre sorunlarını gözeten bir enerji politikasından yoksun ülkemizde hayata geçirilmesine karşı Odamız tüm birikimi ile karşı durmaya ve halkımızı bilgilendirmeye devam edecektir.
NÜKLEERE İNAT YAŞASIN HAYAT!
TMMOB ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI
ÇMO Genel Merkezi, Tüm Birimlerini Olağanüstü Toplantıya Çağırdı
ÇMO Genel Merkezi, Tüm Birimlerini Olağanüstü Toplantıya Çağırdı
Oda Yönetim Kurulumuz 10 Temmuz tarihinde tüm Şube ve Temsilcilik Yönetim Kurulu Başkanları ile Ankara'da olağanüstü toplanarak Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik taslağı hakkında görüşmüştür. Yapılan toplantıda yayımlanması düşünülen yönetmelik ile ilgili kısa, orta ve uzun vadede yapılacaklar planlanmıştır.
Yapılan toplantıda Yönetim Kurulumuz tarafından kurulan Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik ile ilgili komisyonun hazırladığı, meslektaşlarımızdan ve birimlerimizden de ulaşan görüşlerin dahil edildiği yönetmelik Değerlendirme Metni tartışılarak son halini almıştır. Çevre ve Orman Bakanlığı'na 12 Temmuz 2010 tarihinde teslim edilen görüş metni aynı zamanda http://www.cmo.org.tr/images/cgy_gr_12.08.2010.pdf adresinden indirilerek incelenebilir.
Birimlerimiz ile yapılan olağanüstü toplantıda tüm meslektaşlarımız ile birlikte elimizden alınmaya çalışılan haklarımız ile ilgili tek vücut mücadele kararlılığı tekrar vurgulanmıştır.
Öte yandan, Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanması düşünülen Çevre Görevlisi Yönetmeliği ile ilgili Odamıza verilen destek her geçen gün artarak devam etmektedir. Taslak Yönetmelik ile ilgili üniversitelerin çevre mühendisliği bölümlerinde görev yapan akademisyenlerimizin de desteğini alan odamız tüm meslektaşlarımızı sürece katarak mesleki haklar konusunda geri adım atmamaya kararlı duruşunu sergilemeye devam edecektir.
Bu süreçte tüm meslektaşlarımızı Odamızla birlikte hareket ederek tek güç, tek yürek olmaya ve haklı mücadelemize destek vermeye çağırıyoruz.
TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
Yönetim Kurulu
ÇEVRE GÖREVLİSİ YÖNETMELİĞİ İLE İLGİLİ GÖRÜŞMELER DEVAM EDİYOR
ÇOB tarafından yayımlanan yeni taslak ile gündemdeki yerini koruyan ve meslektaşlarımızın ve mesleğimizin varlığını sorgulayan Çevre Görevlisi Yönetmeliği'ne dair Oda Yönetim Kurulu olarak çalışmalarımız devam etmektedir.
Masada kalarak sorunu çözmek için çaba harcayan Yönetim Kurulumuz bu konudaki tüm çabayı harcayarak mesleki haklarımızın mücadelesini sürdürmektedir.
Bu kapsamda, 06.07.2010 Salı günü ilgili yönetmeliğe dair üç önemli ziyaret yapılmıştır.
Birinci ziyaret, TBMM Çevre Komisyonu Başkan Vekili ve ÇOB eski müsteşarlarından, Milletvekili Prof. Dr. Mustafa ÖZTÜRK ile Oda Yönetim Kurulu II. Başkanı Baran BOZOĞLU ve Genel Sekreter Hasan Şevki ÇİFÇİ'nin katılımı ile gerçekleşmiştir.
İkinci görüşme, Oda Yönetim Kurulu Başkanı Murat TAŞDEMİR tarafından, ÇOB Genel Müdür Yardımcısı Eyüp Yahşi ile gerçekleştirilmiştir.
Normal 0 21 false false false TR X-NONE X-NONE MicrosoftInternetExplorer4
ÇEVRE GÖREVLİSİ VE ÇEVRE DANIŞMANLIK FİRMALARI HAKKINDA YÖNETMELİK TASLAĞINDA DEĞİŞİKLİK
Çevre ve Orman Bakanlığı’nın web sitesinde 28 Haziran 2010 tarihinde “Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik” taslağı yayımlanmıştır. 25 Haziran 2010 tarihinde Oda yönetim kurulu olarak Genel Müdür Yardımcısı Eyüp YAHŞİ ile bir görüşme yapılmıştır. Bu görüşmede yönetmelik taslağının yayımlanacak hali üzerinde sözlü olarak tartışılmış ve 28 Haziran 2010 tarihli taslak Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından yayımlanmıştır.
25 Haziran 2010 tarihinde Genel Müdür Yardımcısı Eyüp YAHŞİ ile yapmış olduğumuz toplantıda Çevre Mühendisleri Odası olarak çevre mühendislerinin hakları ve Türkiye’nin çevre politikaları söz konusu olduğunda uzlaşıdan yana olduğumuzu ancak çevre mühendislerinin eğitimini ve uzmanlıklarını yok sayan bir yönetmeliği kesinlikle kabul edemeyeceğimizi belirtmiş bulunmaktayız.
Yeni yayımlanan taslak metinde, bir önceki taslakta yer alan A ve B tipi çevre görevlisi tanımları kaldırılmış olup danışman firmalara en az 2/3 oranında çevre mühendisi çalıştırılması şartı getirilmiştir. Ayrıca çevre birimlerinde çalışacak personel ile ilgili olarak çevre mühendislerine ait daha net tanımlar ortaya konulmuştur. Ancak oda olarak kesinlikle kabul etmediğimiz çevre mühendislerine sınav şartı hala taslak metinde yer almaktadır. Çevre mühendislerine uygulanmak istenen sınav bu yönetmelikten çıkarılana kadar mücadele etmeye devam edilecektir.
16 Haziran 2010 tarihinde Zaman Gazetesi’nin ikinci sayfasında Selim KUVEL, Hürriyet Gazetesi’nin altıncı sayfasında Çilem KAYA ve Sabah Gazetesi’nin 7. sayfasında Hamdi ATEŞ imzası ile sırasıyla “Danıştay’a göre baz istasyonları sağlığa mutfak robotu kadar zarar veriyor.”, “Yargıtay kovdu Danıştay savundu” ve “Baz istasyonunu Danıştay akladı” başlıkları altında haberler yayınlanmıştır. Odamız tarafından Danıştay 13. Dairesi’nde açılmış olan davamızla ilgili eksik bilgi aktarımında ve kamuoyunu yönlendirici yorumlarda bulunulduğu görülmektedir.
Zaman Gazetesi’ne ait haberde, Danıştay’ın baz istasyonlarının kanserojen etkisiyle ilgili tartışmalara son noktayı koyduğu, Hürriyet Gazetesi’nde Odamız tarafından açılan davanın Danıştay’ca reddedildiği, Sabah Gazetesi’nde ise telefon trafiğinin fazla olduğu yerlerde 200 m’de bir baz istasyonuna ihtiyaç duyulduğu ve bina çatılarına kurulmasının zorunlu olduğuna dair yanıltıcı ifadelere yer verilmiştir.
17 Haziran 2010 tarihinde akşam saatlerinde Peyzaj Mimarları Odası Muğla İl Temsilcisi Hülya YOLCUBAL karanlık güçler tarafından katledilmiştir. Hülya YOLCUBAL’ın bir süreden beri tehdit aldığı ve bununla ilgili savcılığa başvurduğu belirtilmiş olup cinayeti Türkiye’deki diğer birçok cinayet gibi faili meçhuldür.
Hülya YOLCUBAL’ı TMMOB camiasının yanı sıra tüm Türkiye halkı da yakından tanımaktadır. Yuvarlakçay’da, Yatağan’da, Bodrum’da çevre felaketlerine karşı halkımızla birlikte olan, onlarla birlikte yürüyen, onların dertlerini bilen bir insanımızı ne yazık ki kaybetmiş bulunmaktayız. Hülya YOLCUBAL’ın çalışmaları sadece Muğlalılar tarafından değil aynı zamanda tüm memleket sevdalıları tarafından anılmaktadır.
Çıldır Gölü Önemli Bitki Alanı (ÖBA), Kars ve Ardahan illerinde yer alan oligotrofik gölleri içerir. Bu göllerin en önemlilerinden Çıldır Gölü, onun yakınındaki Putka Gölü (Gölbaşı) ve Çalı Gölü, içerdikleri nadir bitki türleri ve bitki örtüsü tipiyle Önemli Bitki Alanı olarak belirlenmiştir.
Günümüzde doğa koruma çalışmalarında yükselen bir değer olan ÖBA, nadir, tehlike altında ve botanik açıdan olağanüstü zengin popülasyonlarını barındıran ve nadir habitat ve bitki örtüsünü içeren doğal alanlardır.
Putka Gölü, aşağıda bilimsel adları verilen sucul ve bataklık bitkilerine ev sahipliği yapmaktadır. Bu bitkiler ulusal ölçekte nadir bitkilerdir ve yaşamları bu özel ortama bağlıdır.
Equisetum fluviatile R
Urticularia minor,(R)
Utricularia vulgaris.(R)
Elatine alsinastrum
Eleocharis acicularis
Limosella aquatica
Carex limosa (R)
Carex rostrata
Hippuris vulgaris
Potamageton alpinus (R)
Aynı zamanda Türkiye'nin de taraf olduğu Bern Sözleşmesine göre alanda Tehlike Altındaki Habitatlar kapsamında Eleocharis acicularis sığ su toplulukları bulunmaktadır.Bern Sözleşmesine göre bu habitat (PUTKA GÖLÜ'nün tamamı) korunmalıdır.
Nadir tür ve habitatların korunması ve sonraki nesillere aktarılması için tüm Ardahanlıların, yerel ve merkezi yönetimin, kamu kurum ve kuruluşlarının, Putka Gölü'nde bulunan bu özel floranın korunmasında büyük sorumluluğu vardır. Türkiye'nin de taraf olduğu sekiz adet uluslararası sözleşme ve yönetmelik gereği de bu özel türleri barındıran özel habitatın korunması gereklidir.
Çevre ve Orman Bakanlığı'nın bir an evvel Putka Gölü'ne giderek görevini yerine getirmesi ve Putka Gölünü tehdit altına sokacak Ardahan Üniversitesi Kampüs inşaatının derhal durdurulması gerekmektedir.