ANA SAYFAAna Sayfa   BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri   BAĞLANTILARBağlantılar   SİTE HARİTASISite Haritası   SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama          ENGLISHEnglish        Üye Girişi

     18 EKİM 2017 , ÇARŞAMBA

 

Çalışma Raporu

Gazete Pedi

Yayınlar

Gazete ÇMO

Gazete ÇMO
SAYI: 2017/Nisan

Tüm Sayılar »

 
 

Çevre Bilim ve Teknoloji

Çevre Bilim ve Teknoloji
SAYI: 2017/Mart 1

Tüm Sayılar »

 
 

Öğrenci Bülteni

Öğrenci Bülteni
SAYI: Ocak-Şubat 2012 2

Tüm Sayılar »

 
 

 
 » KİTAPLAR

 
KURAKLIK VE SU KANUNU ÇALIŞTAYI

Tüm Kitaplar »

 
 

YENİ TORBA KANUN TASARISININ 54, 56 VE 105. MADDELERİNE İLİŞKİN DEĞERLENDİRMEMİZ

    Yayına Giriş Tarihi: 04.10.2017  Güncellenme Zamanı: 06.10.2017 22:09:32  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 04.10.2017 21:03:40

                                                                                                                                                                                                                                                         

Torba madde

TORBA

MEVCUT

ÇMO DEĞERLENDİRME

54

3213

Madde 7

 

Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir, aksi takdirde çevresel etki değerlendirmesi ve diğer izin  ile ilgili olumlu karar verilmiş sayılır ve Genel Müdürlük tarafından buna göre işlem yapılır.

3213

Madencilik faaliyetlerinde izinler

Madde 7

Çevresel etki değerlendirmesi işlemleri Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından, diğer izinlere ilişkin işlemler de ilgili bakanlıklar ve diğer kamu kurum ve kuruluşlarınca çevresel etki değerlendirmesi sürecinde en geç üç ay içinde bitirilir. Bakanlık ve diğer bakanlıkların mevzuatının gerektirdiği maddî yükümlülükler ruhsat sahibi tarafından karşılanır.

 

Torba Kanunun 54. Maddesi ile Maden Kanunu değiştirilmeye çalışılmaktadır.

 

Bu düzenleme ile ÇED süreci 3 ay içerisinde tamamlanmayan projelerin ÇED kararlarının "olumlu" kabul edileceği belirtilmektedir. Bu durum madencilik faaliyetlerine açıkça muafiyet sağlamaktadır. Gecikme gerekçesinden bağımsız olarak belirtilen bu madde ile yeni maden sahaları ve mevcut madenlerin kapasite artışları ÇED sürecinden muaf tutulabilecektir.

 

Çevresel etki değerlendirme sürecinde, çeşitli ekolojik, jeolojik, hidrojeolojik araştırmalar yapılabilmektedir. Hava kirliliği modellerine dair ölçümler yapılabilmektedir. Bütün bu çalışmaların 3 ay içerisinde tamamlanması, halkın görüşüne açılması, diğer kamu kurumlarının konuya dair fikir oluşturarak görüş vermesi ve Bakanlığın ÇED olumlu veya olumsuz kararı vermesi gerçekçi, bilimsel ve doğayı, insanı koruyan bir sonuç yaratmayacaktır. Öte yandan, belki ÇED olumlu kararı çıkması gereken madencilik faaliyetlerine dair de acil kararlarla ÇED olumsuz kararı da verilebilecektir. Bilimin ve bürokrasinin üzerinden, doğayı ve halkı ilgilendiren konularda süre baskısı yaratmak, çevre sorunlarının engellenmesi hedefine bir katkı sağlamayacak aksine sorun yaratacaktır.

 

Söz konusu madde gündemden kalkmalıdır. Torba yasa ile getirilmeye çalışılan düzenleme Anayasa, Çevre Kanunu ve ÇED Yönetmeliğine açıkça aykırıdır.  Ayrıca yine Anayasa Mahkemesi kararlarına aykırı da olduğu açıkça görülmektedir. (EK: Anayasa Mahkemesi Kararı)

 

56

 

 

Genel arama dönemi süresi sonuna kadar maden arama projesinde belirtilen maden kaynağına ilişkin bilgilerin ve bu dönemde yapılan arama faaliyetlerine ilişkin yatırım harcamalarını da gösteren genel arama faaliyet raporunun verilmesi zorunludur. Bu süre içinde raporun verilmemesi hâlinde 20.000 TL idari para cezası verilir. Genel Müdürlüğe verilen raporların veya yatırım harcama kalemlerine ait belgelerin uygun bulunmaması hâlinde eksikliklerin bir ay içinde giderilmesi ruhsat sahibine yazılı olarak bildirilir. Tebliğ tarihinden itibaren eksikliklerin verilen sürede tamamlanmaması veya verilen raporların ya da yatırım harcama kalemlerine ait belgelerin uygun bulunmaması hâlinde 20.000 TL idari para cezası verilir.  ilgili mevzuatı kapsamında diğer kurumlardan gerekli izinlerin alınamaması ve izin alınamamasının ruhsat sahibinden kaynaklanmaması kaydıyla genel arama dönemi sonuna kadar ön arama ve genel arama faaliyetlerinin yapılmaması ve raporlarının Genel Müdürlüğe verilmemesi halinde ruhsatlar iptal edilir.  Yükümlülüklerini yerine getiren arama ruhsatı, IV: Grup madenlerde dört yıl detay arama dönemine hak sağlar. II. Grup (b) bendi, III. ve V. Grup ruhsatlarda ise genel arama dönemi sonuna kadar işletme ruhsat talebinde bulunulmaması hâlinde ruhsat iptal edilir.

 

 

İlave

Jeolojik haritalama, jeofizik etüt, sismik, karot, kırıntı ve numune almaya yönelik sathi hazırlık işlemleri içeren faaliyetler için çevresel etki değerlendirmesi kararı aranmaz."

 

3213

Arama faaliyeti (1)

Madde 17 –

Genel arama dönemi süresi sonuna kadar maden arama projesinde belirtilen maden kaynağına ilişkin bilgilerin ve bu dönemde yapılan arama faaliyetlerine ilişkin yatırım harcamalarını da gösteren genel arama faaliyet raporunun verilmesi zorunludur. Bu süre içinde raporun verilmemesi hâlinde 20.000 TL idari para cezası verilir. Genel Müdürlüğe verilen raporların veya yatırım harcama kalemlerine ait belgelerin uygun bulunmaması hâlinde eksikliklerin bir ay içinde giderilmesi ruhsat sahibine yazılı olarak bildirilir. Tebliğ tarihinden itibaren eksikliklerin verilen sürede tamamlanmaması veya verilen raporların ya da yatırım harcama kalemlerine ait belgelerin uygun bulunmaması hâlinde 20.000 TL idari para cezası verilir.    Arama ruhsatı, IV. Grup madenlerde dört yıl detay arama dönemine hak sağlar. II. Grup (b) bendi, III. ve V. Grup ruhsatlarda ise genel arama dönemi sonuna kadar işletme ruhsat talebinde bulunulmaması hâlinde ruhsat iptal edilir.

 

Torba Kanunun 56. Maddesinde, Maden Kanununda değişiklik yapılması ön görülerek, ciddi çevresel etkileri olan maden arama faaliyetinin Çevresel Etki Değerlendirme sürecinden muafiyeti sağlanmaya çalışılmaktadır. İlave edilen fıkra ile maden arama faayetleri kapsamında yapılması gereken işlemler açıkça ÇED kararından muaf tutulmaktadır. Değişikliğin  hayata geçirilmesi demek "maden arama faaliyetlerinin çevresel etkilerini değerlendirmek istemiyoruz" demektir. ÇED bir engel değil, sağlıklı çevrede yaşama hakkının sağlanması amacıyla oluşturulmuş bir planlama sürecidir. ÇED`in varlığı bir engel olarak görülmemeli, aksine maden arama faaliyetinin daha doğru, insanları ve doğayı koruyacak şekilde yapılmasını sağlayacak bir yöntem olarak görülmelidir. Bu madde ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı`da by-pass edilecek, maden arama faaliyetinden kaynaklı çevresel kirlilik incelenemeyecek, önlem alınmasında engeller oluşacaktır. Ek olarak, ÇED alanında istihdam koşulları azalacak, bu alandaki yüzlerce insan işsizlik sorunu ile karşı karşıya kalacaktır. Aynı şekilde, ÇED firmaları da bu değişiklikten olumsuz etkilenecektir.

Öte yandan, düzenleme Anayasa Mahkemesi ve Danıştay`ın kararlarına aykırıdır. Çevre Kanununda, 26.05.2004 tarih ve 5177 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılması hakkında Kanunun 28 nci maddesi ileve  26.04.2006 tarih ve 5491 sayılı Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 nci maddesi ile

"Petrol, jeotermal kaynak ve maden arama faaliyetleri, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kapsamı dışındadır."

İfadeleri Çevre Kanunu`na eklenmeye çalışılmış ancak her iki düzenleme de Anayasa Mahkemesi tarafından, Anayasa`nın 56. Maddesi`ne (herkesin sağlıklı çevrede yaşama hakkına) aykırı olduğu için iptal edilmiştir.

Benzer bir deneme Yönetmelik değişikliği ile yapılmak istenmiş ancak bu değişiklikte Danıştay 14. Dairesi, 9 Ocak 2013 tarihinde gerçekleşen duruşmada bu düzenlemenin de Anayasa`ya aykırı olduğunu belirterek iptalini sağlamıştır. Bu kararlar doğrultusunda maden arama faaliyetleri ÇED süreci kapsamında yer almıştır.

Yapılacak bu değişiklik ile, ülkemizdeki bütün alanlarda çevresel etkisi değerlendirmeden maden arama faaliyetinin yapılmasının önü açılacaktır. Orman alanlarını da kapsayabilen maden arama faaliyeti talebi ciddi ekolojik riskler barındırmaktadır bu nedenle mutlaka ÇED süreci işletilmeli, detaylı bilimsel çalışma yapılmalı ve bu bilimsel çalışma ilgili kişi ve kurumlar tarafından değerlendirilmelidir. 21. Yüzyılın ilk çeyreği biterken, dünya çevrenin kirlenmesini engellemek adına planlama ve bilimsel çalışmalar yaparken, TBMM`de böyle bir kanunun çıkması, gelişmemizi engeller nitelikte olacaktır.kabul edilemez.

105

6331

Madde 30:

ğ) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı ile müştereken, büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için alınacak tedbirler, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinin belirlenmesi ve sınıflandırılması, yeni kurulacak veya halen faaliyette bulunan işyerleri için  büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporunun hazırlanması , incelenmesi, güvenlik raporu olmaması durumunda işin durdurulması ve işin devamına izin verilmesi ve büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılmasına ilişkin diğer hususlar.

 

6331

Madde 30:

ğ) Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile müştereken, büyük endüstriyel kazaların önlenmesi ve etkilerinin azaltılması için alınacak tedbirler, büyük endüstriyel kaza oluşabilecek işyerlerinin belirlenmesi ve sınıflandırılması, büyük kaza önleme politika belgesi veya güvenlik raporunun hazırlanması ve uygulanması, güvenlik raporunun olmaması, incelenmek üzere Bakanlığa gönderilmemesi veya Bakanlıkça yetersiz bulunması durumunda işin durdurulması ve işin devamına izin verilmesi.

 

Torba Kanunun 105. Maddesi ile 6331 sayılı kanunun 30. Maddesinin (ğ) bendindeki değişiklikle AFAD eklenmiştir. Konu AFAD`ın da alanına girmektedir. Bu kapsamda bir iyileştirme olarak görülebilir.

 

. Mevcut Kanun kapsamında Güvenlik Raporu Bakanlığa gönderilmiş ve yetersiz bulunmuş ise işin durdurulması ve işin devamına izin verilmemektedir.  Oysa Kanun tasarısı ile işin durdurulması konusu sadece güvenlik raporu olmaması koşuluna bağlanmaktadır. Bu durumda güvenlik raporunun yetersiz olması halinde işin durdurulması ve devamına izin verilmemesi durumu söz konusu olmayacaktır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

EK:      

 

Anayasa Mahkemesinin 15.1.2009 tarihli 2006/99 E., 2009/9 K. sayılı (8.7.2009 tarihli 27282 Sayılı Resmi Gazete‘de yayınlandı)

 

26.05.2004 tarih ve 5177 sayılı Maden Kanununda ve Bazı Kanunlarda Değişiklik yapılması hakkında Kanunun 28 nci maddesi ile 09.08.1983 tarihli ve 2872 sayılı Çevre Kanununun 10 uncu maddesine şu fıkra eklenmiştir:

"Petrol, jeotermal kaynak ve maden arama faaliyetleri, çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) kapsamı dışındadır."

Bu defa, 26.04.2006 tarih ve 5491 sayılı Çevre Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 7 ncimaddesi ile değiştirilen 09.08.1983 tarihli ve 2872 sayılı Kanunun 2872 sayılı Kanunun 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrası aynen şöyledir:

"Petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetleri, Çevresel Etki Değerlendirmesi kapsamı dışındadır."

Görüldüğü üzere her iki hüküm de, tümüyle aynı mahiyettedir.

5177 sayılı Kanunun 28 inci maddesi ile 2872 sayılı Çevre Kanunun 10 uncu maddesine eklenen ve yukarıda açıklanan söz konusu fıkra hükmünün iptali için, 23.07.2004 tarihinde iptal davası açılmıştır.

Bu düzenleme, petrol ve jeotermal kaynaklar ile maden arama faaliyetlerinde çevrenin kirlenmesi, ekolojik dengenin bozulmasına davetiye çıkarmak anlamına gelmektedir.

ÇED Yönetmeliği madde 4`de belirtildiği gibi; Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED): "Gerçekleştirilmesi planlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ya da olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları" ifade eder.

Karar

Anayasa`nın 56. maddesinin birinci ve ikinci fıkrasında "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir." hükmü yer almaktadır.

Anayasa`nın 56. maddesinin gerekçesinde, vatandaşın korunmuş çevre şartlarında, beden ve ruh sağlığı içinde yaşamını sürdürmesini sağlamanın Devletin ödevi olduğu, Devletin hem kirlenmenin önlemesi hem de tabiîçevrenin korunması ve geliştirilmesi için gereken tedbirleri alması gerektiği belirtilmiştir.

Yasa`nın değiştirilen 10. maddesinde belirtilen çevresel etki değerlendirmesi, aynı Yasa`nın değiştirilen 2. maddesine göre gerçekleştirilmesi plânlanan projelerin çevreye olabilecek olumlu ve olumsuz etkilerinin belirlenmesinde, olumsuz  yöndeki etkilerin önlenmesi ya da çevreye zarar vermeyecek ölçüde en aza indirilmesi için alınacak önlemlerin, seçilen yer ile teknoloji alternatiflerinin belirlenerek değerlendirilmesinde ve projelerin uygulanmasının izlenmesi ve kontrolünde sürdürülecek çalışmaları ifade eder.

Günümüzde çevrenin kirlendikten veya bozulduktan sonra eski hale getirilmesinin çok külfetli olması, hatta kimi durumlarda olanaksız bulunması nedeniyle, kirlenen çevreyi temizleme veya bozulan çevreyi onarma yerine, olumsuz etkileri baştan önlemenin yöntemleri aranmaktadır. ÇED, kalkınma ve ekonomik gelişme için yapılacak yatırım ve faaliyetlerin, doğayı tahrip etmeden ve çevreyi kirletmeden gerçekleştirilmesinde kullanılan yöntemlerden birisidir. ÇED ile korunmaya çalışılan temel unsur, çevre ve bu çevre içerisindeki varlıklardır.

ÇED kapsamı dışında tutulan arama faaliyetlerinin, biyolojik çeşitlilik üzerinde ya da doğada değişiklikler meydana getirebileceği, bu değişikliklerin uzun dönemli etkilerinin olabileceği, bu nedenle çevre için riskler taşıdığı açıktır. Bu açıdan kural kapsamındaki arama faaliyetinde, mevcut risklerin ortadan kaldırılabilmesi ve önlenebilmesi için ÇED`in öngörülmesi, Anayasa`nın 56. maddesinde Devlete verilen çevrenin korunması yükümlülüğünün bir gereğidir.

Kuralla, petrol, jeotermal kaynaklar ve maden arama faaliyetlerinin çevresel etki değerlendirilmesi kapsamı dışında tutulması Anayasa`nın 56. maddesine aykırıdır. Kuralın iptali gerekir.

Haşim KILIÇ, Sacit ADALI, Serdar ÖZGÜLDÜR ile Serruh KALELİ bu görüşe katılmamışlardır.

Kuralın Anayasa`nın 56. maddesine dayanılarak iptaline karar verildiğinden 168. maddesi yönünden incelenmesine gerek duyulmamış, 2., 11., 17. ve 90. maddeleriyle ilgisi görülmemiştir.

 


Okunma Sayısı: 260

Tüm Haberler »

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.