ANA SAYFAAna Sayfa   BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri   BAĞLANTILARBağlantılar   SİTE HARİTASISite Haritası   SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama          ENGLISHEnglish        Üye Girişi

     12 ARALIK 2017 , SALI

 

Çalışma Raporu

Gazete Pedi

Yayınlar

Gazete ÇMO

Gazete ÇMO
SAYI: 2017/Nisan

Tüm Sayılar »

 
 

Çevre Bilim ve Teknoloji

Çevre Bilim ve Teknoloji
SAYI: 2017/Mart 1

Tüm Sayılar »

 
 

Öğrenci Bülteni

Öğrenci Bülteni
SAYI: Ocak-Şubat 2012 2

Tüm Sayılar »

 
 

 
 » KİTAPLAR

 
KURAKLIK VE SU KANUNU ÇALIŞTAYI

Tüm Kitaplar »

 
 

EMEKLERİ EKMEK YAPAN KADINLARDIR

    Yayına Giriş Tarihi: 08.03.2017  Güncellenme Zamanı: 08.03.2017 10:37:55  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Güncellenme Zamanı: 08.03.2017 09:17:45

“Yasa şu ki ekinler yürüyecek Bebek dillenecek, güçsüz hallanacak Sis kalkacak İsfendiyar başından”

"Git oldu can, sürgün geldi dayandı

Diktiğin fidanlar sen olmayanda

Yel vura ırgalana, gün vura duldalana büyüyecek

Yasa şu ki ekinler yürüyecek

Bebek dillenecek, güçsüz hallanacak

Sis kalkacak İsfendiyar başından"

Gülten AKIN

Kadının emek ve insanca yaşam direnişinin yanık et kokusuna harman oluşunun 160. Yılı, 1857 yılında bir bahar gününde, ağır çalışma koşullarına karşı direnen 129 emekçi kadın tarafından armağan edildi...

İnsanca yaşam, özgürlük, barış ve demokrasi için mücadele eden tüm kadınları saygıyla anıyor, mücadeleleri ve direnişleriyle bugün hala yolumuzu aydınlatan, bize güç veren tüm kadınları selamlıyoruz.

"Kadınlarımızın yüzü acılarımızın kitabıdır." Dün  Bursa İnegölde yazıldı yine…..

Dünyaya kadın olarak gelmiş olmanın ağır yükü altında bırakılan kadınlar için, dünyaya kadın olarak gelmek bir yanık türkü gibidir.

Kadın olarak dünyaya gelmiş olmanın ağır yükünü omuzlamış; bedeninin, yüreğinin, beyninin ve emeğinin sömürüsüne; yaşamın her alanında var gücüyle çalışarak akıttığı alın terinin sömürüsüne, kadın olarak doğmuş olmanın ağır yükünü hiçe sayarak, baş kaldırmış; emeğini,  yürek yangınlarını, acısını  sabrına katık edip yaşamaya dört elle sarılarak yalnız kadınlar için değil, insanlık için; sömürünün hiçbir türünün olmadığı, eşitliğin gerçekleştiği; güven dolu, barış dolu, güzel yaşanası günleri yaratmak için kor alevlerde yakılan, kör bıçaklarla bedenleri dağlanan, tecavüzlere uğrayan tüm kadınların yaralı örselenmiş bedenlerinin yanık kokularıdır hala içimizi dağlayan ve onların gökyüzüne asılı kalmış çığlıklarıdır kulaklarımızda uğuldayan.

Kadına yönelik şiddetin temelinde kadınların yaşamın tüm alanlarında erkeklerle eşit olduğunu reddeden cinsiyet ayrımcılığı yatmaktadır. Kadın emek sömürüsü ile birlikte ekonomik ve psikolojik şiddeti de en ağır biçimde yaşar.      

Bu şiddet kadına yönelik olsa da aslında tüm toplumu etkileyen, örseleyen, topluma dönük bir şiddettir. Ve bu şiddetin toplumda, toplumun her kesiminde ve her alanında yansımasını görürüz.

Kadının sömürülmesi, kadınının şiddete maruz kalması toplumu ekonomik, siyasi, kültürel ve ahlaki olarak yoksullaştırır ve çürütür; çünkü kadın sorunları her şeyden önce insan sorunu,  insanca yaşam sorunudur.

Kadını sindirmek, köleleştirmek toplumu sindirmek köleleştirmek demektir. İşte tam da bu nedenle; doğayı, insanı rantın en kutsal aracı görenler bunu siyasi birer davranış biçimine de evirirler. Çünkü kurmak istedikleri sömürü düzeni böylece daha rahat kurulacak ve sürekli olacaktır.

İnanıyoruz ki; tüm olumsuzluklara karşın dünyanın yükünü omuzlamış kadınlar, var oluşunu sağlar insanlığın ve hayır izin vermez sömürü düzeninin sürekli kılınmasına.

Biliyoruz ki "EMEKLERİ EKMEK YAPAN KADINLARDIR" "ve sevinçlerimiz vurur gözlerine kadınların, hayallerimiz yüzlerindedir."

Sevinçlerimizin yüzüne vurduğu, emekleri ekmek yapan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar gününü kutluyoruz.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 154

Tüm Basın Açıklamaları »

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.