ANA SAYFAAna Sayfa   BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri   BAĞLANTILARBağlantılar   SİTE HARİTASISite Haritası   SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama          ENGLISHEnglish        Üye Girişi

     22 EYLÜL 2017 , CUMA

 

Çalışma Raporu

Gazete Pedi

Yayınlar

Gazete ÇMO

Gazete ÇMO
SAYI: 2017/Nisan

Tüm Sayılar »

 
 

Çevre Bilim ve Teknoloji

Çevre Bilim ve Teknoloji
SAYI: 2017/Mart 1

Tüm Sayılar »

 
 

Öğrenci Bülteni

Öğrenci Bülteni
SAYI: Ocak-Şubat 2012 2

Tüm Sayılar »

 
 

 
 » KİTAPLAR

 
KURAKLIK VE SU KANUNU ÇALIŞTAYI

Tüm Kitaplar »

 
 

KADINA YÖNELİK ŞİDDETE HAYIR!

    Yayına Giriş Tarihi: 25.11.2015  Güncellenme Zamanı: 25.11.2015 14:24:39  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

25 Kasım 1960; Dominik Cumhuriyetinde, Trojillo Diktatörlüğü`ne karşı direnen Mirabel kardeşlerin, cezaevinde bulunan eşlerini ziyaret ettikten sonra tecavüz edilerek öldürülmelerinin tarihidir. Bu olayın ardından tüm dünyada kadına yönelik şiddete karşı kampanyalar düzenlenmiş, 1981 yılında da Kolombiya`nın başkenti Bogota`da toplanan 1. Latin Amerika ve Karayip Kadınlar Kongresi`nde Mirabel kardeşlerin öldürüldüğü gün olan 25 Kasım, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü" olarak ilan edilmiştir. Bu kararı benimseyen Birleşmiş Milletler`in 1999`daki kararı ile her yıl 25 Kasım tarihi "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma Günü" olarak anılmaktadır.

25 Kasım günü; dünya üzerinde yaşayan tüm kadınların, çocukların ve LGBTI bireylerin giderek artan ve çeşitli biçimlerde maruz kaldıkları her türlü şiddeti ve cinsel saldırıları bir kez daha anımsatma günüdür.

Bugün, kadına yönelik şiddet olgusunun hem kadına hem de tüm topluma dayatılan ideolojik bakıştan, çağdışı ve gerici anlayıştan, ekonomik koşullardan, politik gelişmeler ve kültürel etkenlerden ayrı tutulamayacağı gerçeğini dünyanın gündemine tekrar tekrar taşıma günüdür.

AKP yeni Türkiye`sini inşa ederken, kadınlar da sosyo-ekonomik politikaların odağına konuldu. İktidar, kadınlara ilişkin ne zaman bir şey söylese arkasından kadın haklarına ilişkin bir geri adım ortaya çıktı. 13 yıldır kadınların toplum içindeki ekonomik, kültürel ve sosyal etkinliği siyasi iktidarın bilinçli politikaları ile sürekli azaltılarak; toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, kadınların cinayete kurban gitmesine; işyerinde, sokakta, evde taciz, tecavüz ve saldırıya maruz kalmasına; bedeninin, emeğinin ve kimliğinin sömürülmesine yol açan ataerkil politikalar gün geçtikçe derinleştirildi.

Kadın cinayetlerinin de yüzde 1.400 arttığı Türkiye, bu geri adımlarla, kadının sosyal statüsü, eğitim ve istihdamı açısından 3. Dünya ülkeleri arasında yerini aldı.

Savaşın, kadına yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddet ortamını güçlendirdiğini biliyoruz. Bunun en yakın örneğini, öldürüldükten sonra işkence edilmiş çıplak bedeni katillerince fotoğraflanıp  teşhir edilen kadınlar; ölü çocuklarını buzdolabında saklayan, sabaha kadar ölü kızının bedenini koynunda saklayan anneler; on sekiz bin lirası olmadığı için oğlunun cenazesinde evladından af dileyen asker annelerinin feryatlarında gördük.

Gericiliğin, savaşın, ayrımcılığın kadın özgürlüğüne bir tehdit olduğu bilinciyle, kadını ret ve inkâr eden her türlü ideolojiye karşıyız.

Var olan yasalarla kazanım elde edileceğini düşünmüyoruz. Çünkü bu yasaların kendini korumak isteyen kadınları müebbete mahkûm ettiğini; kadınları, çocukları LGBTİ bireyleri öldüren, tecavüz eden, onlara şiddet uygulayan erkekleri iyi hal indirimleriyle en hafif cezalarla ödüllendirdiğini biliyoruz.

Bu nedenle başta kadına yönelik şiddetin önlenmesi olmak üzere kadına, yaşamın içinde hak ettiği yerin kazandırılması için TMMOB`li Kadınlar olarak söylemimizi "toplumsal cinsiyet eşitliği" temelinde oluşturmaktayız.

Kadınlar günlük yaşamda sürekli olarak cinsel, psikolojik, fiziksel şiddete, tacize ve tecavüze maruz kalmakta ve öldürülmektedir. Tacizciler, tecavüzcüler ve kadın katilleri tahrik indiriminden yararlanmakta ve  hatta serbest bırakılmaktadır. 

Kadınların, kadın oldukları için karşı karşıya kaldıkları şiddet, taciz, tecavüz, güvencesizlik gibi sorunların çözümünde örgütlü bir mücadele verilmesi gerektiği açıktır.

25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Dayanışma ve Mücadele Günü`nde örgütlü olduğumuz her yerde, yerellerin kadın platformları ile emek-meslek örgütlerinin örgütlü kadınlarıyla, yaşananlara ve yaşatılanlara karşı itirazım var diyen tüm kadınlarla birlikte olacağız.

Savaşın yakıcı etkisini yüreğimizde hissederken, kadına yönelik şiddetin her türlüsüne, gericiliğe ve emperyalist saldırganlığa karşı sesimizi ve mücadelemizi yükseltmek için TMMOB`li Kadınlar olarak sözümüzü sokakta söyleyeceğiz.

Eşit ve özgür bir ülkede yaşayabilmek için, emeğimizden, bedenimizden, kimliğimizden elini çekmeyen iktidarlara karşı, eşit ve özgür yarınlar için sözümüzü sokakta söyleyeceğiz ve mücadelemizi örgütlülüğümüzden aldığımız cesaretle ve mücadeleye olan inancımızla sürdüreceğiz.

Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz bizim.

Yaşasın Kadın Dayanışması!

Yaşasın TMMOB`li Kadın Örgütlülüğü 

TMMOB Kadın Çalışma Grubu


Okunma Sayısı: 20

Tüm TMMOB BASIN AÇIKLAMALARI »

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.