ANA SAYFAAna Sayfa   BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri   BAĞLANTILARBağlantılar   SİTE HARİTASISite Haritası   SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama          ENGLISHEnglish        Üye Girişi

     23 KASIM 2017 , PERŞEMBE

 

Çalışma Raporu

Gazete Pedi

Yayınlar

Gazete ÇMO

Gazete ÇMO
SAYI: 2017/Nisan

Tüm Sayılar »

 
 

Çevre Bilim ve Teknoloji

Çevre Bilim ve Teknoloji
SAYI: 2017/Mart 1

Tüm Sayılar »

 
 

Öğrenci Bülteni

Öğrenci Bülteni
SAYI: Ocak-Şubat 2012 2

Tüm Sayılar »

 
 

 
 » KİTAPLAR

 
KURAKLIK VE SU KANUNU ÇALIŞTAYI

Tüm Kitaplar »

 
 

SEL FELAKETİ DOĞAL AFET DEĞİL PLANSIZ KENTLEŞMENİN SONUCUDUR

    Yayına Giriş Tarihi: 25.08.2015  Güncellenme Zamanı: 25.08.2015 15:08:44  Yayınlayan Birim: GENEL MERKEZ  
 

Karadeniz`de, özellikle Hopa`da dün yaşanan aşırı yağış sonrası meydana gelen sel felaketinde 8 canımızı kaybettik, onlarca insanımız yaralandı. 

Karadeniz Bölgesi, yoğun yağışları ve bol eğimli arazisiyle geçmişten beri sel ve heyelanla iç içe yaşayan bir coğrafyadır. Sel felaketi yaşanan kentlerde, böylesine ağır ve acı dolu bir tablonun ortaya  çıkmasının en önemli sebebi ise ranta dayalı kentleşme anlayışıdır. Bilimi ve tekniği esas almak yerine yalnızca ranta dayalı yapılaşma politikaları bugün yaşadığımız felaketleri doğurmaktadır. 

Yaşanan felaketlerin sorumluları bunlara karşı önlem almayan, alamayan, almak istemeyen merkezi ve yerel yönetimlerdir. Her zamanki gibi merkezi ve yerel yöneticiler yaşananları "doğal afet" gibi algılatmak ve sorumluluklarını unutturmak gayreti içindedir. Oysa biliyoruz ki, yaşanan felaketler plansız ve çarpık kentleşmeden kaynaklanmaktadır. Kentlerimizin en önemli sorunlarından olan altyapı eksiklikleri ne yazık ki bugüne kadar tam olarak giderilememiş, merkezi ve yerel yönetimler tarafından yapılan çalışmalar yetersiz kalmıştır. Bugüne kadar tarım arazileri, dere yatakları ve kıyılar yerleşime açılmış, orman alanları yok edilmiş, kaçak ve sağlıksız yapılaşma önlenmemiştir. Olumsuzluklar bugün büyüyerek devam etmektedir. Kentler yaşam alanları gibi değil rant aracı olarak görülmektedir. Ne yazık ki bütün bunların doğal sonucu depremler, yağışlar vb. doğa olayları, doğal afetlere dönüşerek can, mal ve toprak kaybına yol açmaktadır. 

Yaşanan her felaketten sonra, yaşanan olaylarda hiç sorumluluğu yokmuş gibi, büyük bir pişkinlikle yaraların sarılacağına söylemek ülkemizin siyasal iktidarlarının ayırt edici özelliğidir ve bizce doğa olaylarını felaket haline getiren yaklaşımın asıl nedeni de budur. 

Aslında; önleyen, zararı en aza indirgeyen, insan hayatını korumayı başlıca amaç sayan, insanın sağlıklı yaşamasını asli amaç haline getiren, odağında insan olan bir yaklaşım tüm çalışmaların öznesine konulmalıdır. 

Her sel felaketinde söyledik; bir kez daha söylüyoruz: 

Doğa olaylarının doğal afetlere dönüşmesi takdir-i ilahi değildir. Doğa olaylarının doğal afetlere dönüşümü engellenebilir bir olgudur. Yeter ki bilimin ve tekniğin gereği yapılsın. Merkezi ve yerel iktidarlar, biz mühendis, mimar ve şehir plancılarının bilgi, birikim ve deneyiminden, insan hayatının korunması ve sağlıklı devam ettirilmesi yolunda yararlanmalıdırlar. Birliğimize bağlı ilgili odalarımızın tespitlerine, önerilerine kulak vererek rant odaklı yapılaşmadan derhal vazgeçmeli, dere yataklarını, fay hattı geçen bölgeleri ve baraj havzalarını imara hiçbir koşulda açmamalıdır. 

Her sel felaketinden sonra söyledik, yine hatırlatalım: 

Sel felaketinin yaşandığı bölgede; 

1.      Taşkının yaşandığı yerlerin mevcut altyapı ile elektrik, su vb. yaşamsal ihtiyaçlarının karşılanamayacağı, geçici de olsa iskan edilemeyeceği gerçeğinden hareketle, bu alanların boşaltılarak bir an önce "Afet Bölgesi" kapsamına alınması gerekmektedir 

2.      Hükümet doğal afetlerle her şeyini kaybetmiş insanları, sosyal devlet olmanın ve Anayasal hakları gereği, fen ve teknik şartlara haiz konutlara yerleştirerek asli görevini yerine getirmelidir. 

3.      Yerleşim yeri olarak tespit edilen taşkın alanının boşaltılması, can ve mal kayıplarına uğrayan insanların zararlarının karşılanması gerekmektedir. 

4.      Yaşanan seller sonucu tarım arazilerinde meydana gelen zararların ve hayvan kayıplarının gerçekçi tespitler yapılarak karşılanması gerekmektedir. 

5.      Zarar ve ziyan tespitlerinin, konusunda uzman kişiler tarafından ve mağduriyete meydan vermeyecek şekilde yaptırılması gerekmektedir. 

6.      Tarım sigortaları uygulamaları başlamasına rağmen, primlerini ödeyememelerinden dolayı sigorta kapsamına girmeyen yoksul çiftçinin mağduriyetleri devlet tarafından karşılanmalıdır. 

7.      İmara açılacak alanlarda, her şeyden önce jeolojik ve jeo-teknik raporlar hazırlanmalı ve buna uygun yapılaşma sağlanmalıdır. Bu alanlar, altyapı hizmetleri tamamlandıktan sonra imara açılmalıdır. 

8.      Yol, kanalizasyon, içme suyu, köprü, menfezler, yağmursuyu vb. altyapı hizmetlerinin doğru yapılmış projelerle hayata geçirilmesi gerekmektedir. 

9.      Afetlerden etkilenmiş insanların, özellikle çocukların, rehabilitasyon merkezlerinde tedavi edilebilmesi için olanak sağlanmalıdır. 

10.  Bir başka afet olmadan, merkezi ve yerel yönetimlerin birlikte çalışmasını sağlamak amacıyla, kent bileşenlerini içine alan afet koordinasyon merkezleri kurulmalıdır. Bu konuda hemen harekete geçilmesi için düzenlemeler yapılmalı, özellikle bu tür afetlerden etkilenecek risk bölgeleri, bu merkez tarafından tespit edilmelidir. 

11.  Dere yatakları, fay hattı geçen bölgeler ve baraj havzaları, imara hiçbir koşulda açılmamalıdır. 

Mehmet Soğancı

TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı


Okunma Sayısı: 39

Tüm TMMOB BASIN AÇIKLAMALARI »

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.