TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
BUGÜN 5 HAZİRAN DÜNYA ÇEVRE GÜNÜ: TÜRKİYE’DE GEZİ PARKI DİRENİŞİNİN 9. GÜNÜ

Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak, herkesi 5 Haziran Çevre Günü’nde Gezi Parkı’nda buluşmaya, kentimiz ve ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıç noktasını oluşturan bu direnişin yarattığı umudun, ülkemizin her yerinde nükleer santrallere, HES’lere, termik santrallere, siyanürcü şirketlere, kentsel dönüşüm projelerine karşı verilen mücadelelerde yaşatılması için birlik olmaya davet ediyoruz.

Istanbul Şube 05.06.2013 (Son Güncelleme: 05.06.2013 12:24:49)

Bugün 5 Haziran Dünya Çevre Günü: Türkiye‘de Gezi Parkı Direnişinin 9. Günü


5 Haziran Dünya Çevre Günü, 1972 yılında Stokcholm‘de kabul edildiğinden beri her yıl doğayı kirletenlerin/yok edenlerin ve buna göz yumanların yalanlarını yineleyerek kutladığı, çevre hakkını savunanların da mücadeleye çağrı yaptığı gün olmuştur. 2013 yılının 5 Haziran‘ı bugünün kutlama değil mücadele günü olduğunu bir park direnişinden bir ülke direnişine evrilen Gezi Parkı mücadelesi ile kanıtlamıştır.


Bizler her yıl olduğu gibi, bu 5 Haziran‘da da doğayı, kenti, yaşamı savunanların yanında yer alarak, direnişin ilk gününden itibaren alanlarda mücadele vererek parkımıza, ormanımıza, suyumuza, kentimize sahip çıkıyoruz. Taksim Gezi Parkındaki ağaçlar için verilen mücadele ile zenginleşen 5 Haziran Çevre için Mücadele Günü, yaşadığımız kente ve ülkemiz çevre politikasına dair sözümüzü söyleme günüdür.


Doğa, demokrasi ve özgürlük mücadelesinin simgesi haline dönüşen Gezi Parkı‘nın yok edilerek yerine rant projeleri yapılması karşı park nöbetinde olacağız, AKP hükümetinin kentlerimizi ve doğa alanlarımızı rant projeleri ile talan planları karşısında mücadele etmeye, yaşamı savunmaya devam edeceğiz.


İstanbul‘da halkın kent çeperine sürülerek yaşam alanlarından uzaklaştırıldığı, ormanlık alanların ve su havzalarının yapılaşmaya açıldığı, tarihi ve kültürel dokuların, kent kültürünün yok edildiği kentsel dönüşüm olarak adlandırılan rant projeleri, kentin doğal alanlarını yok etme tehdidi oluşturan, koruma altındaki alanların talan edilmesi yolunu açması için planlanan 3. Köprü, 3. Havalimanı ve Kanalistanbul gibi mega çılgın projelerden vazgeçilmesi ve acilen rant odaklı değil canlı ve insan odaklı bir kent politikasının benimsenmesi gerekmektedir. Aksi halde kentte telafisi mümkün olmayan kayıplar yaşanacak ve İstanbul yaşanılabilir bir kent olmaktan çıkacaktır.


Doğanın sermayenin tahakkümü altına sokulmasının yasal zemini oluşturmak amacıyla hazırlanan yasa tasarılarının geri çekilmesi ve doğa ve yaşamı esas alan kanun düzenlemelerinin yapılması için hukuk mücadelesine devam edeceğiz.


"Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı" ile derelerin, meraların, ormanların, yeraltı sularının, madenlerin, biyolojik tür ve çeşitliliğin şirketlerin sermaye birikimine sokulması, bugüne değin alınmış sit kararlarının ve tabiat parklarının, milli parkların koruma kararlarının ve mahkeme kararlarının kaldırılması, doğal alanla ile ilgili kararların bakanlık kurullarına ve bakanın doğrudan onayına bırakılması planlanmaktadır. Bilinmelidir ki doğayı, doğal varlıkları sermaye birikimine sokan bu ve benzeri uygulamalar son bulana kadar doğanın ticarileştirilmesine/sermaye talanına açılmasına, suyun ve doğal varlıkların metalaştırılmasına karşı halkın mücadelesi sürecektir.

‘ÇED Yönetmeliği‘nde yapılan değişiklikler ile 3. Köprü, HES ve termik santral projeleri için getirilen muafiyetler, bu projelerin çevreye, doğaya, halk sağlığına olumsuz etkilerinin göz ardı edilmesinin yolunu açmaktadır. Benzer şekilde ‘EPDK Yasası Geçici 8. Madde‘ ile EÜAŞ‘a bağlı ve özelleştirilen elektrik santrallerinin Çevre Mevzuatı‘na uyum zorunluluğu ortadan kaldırılmış, Çevre Mevzuatı‘na uyumu için 2018 yılı sonuna kadar süre tanımış ve Bakanlar Kurulu kararı ile bu sürenin uzatılabileceği yine aynı maddede belirtilmiştir. Bu yasa, Yatağan‘da insanların soluksuz kalması, kanser tehdidi altında yaşamasına göz yummaktadır.

Oysaki sürdürülebilir bir ekosistem, önceliğin tüm canlıların yaşam hakkına verilmesi ile sağlanabilir. ‘Su Kanunu Tasarısı‘ ile halkın ortak malı olan su kaynaklarının ticarileştirilmesinin, suyun metalaştırılmasının yasal zemini oluşturulmuş, su kaynaklarının yönetiminin özel şirketlere devrinin önü açılmış, su yönetimi yüksek kurulu tam yetki ile donatılmış, hukuk yolu kapatılmış ve halkın suya erişim hakkı engellenmiştir.

Başta Tabiatı ve Biyolojik Çeşitliliği Koruma Kanunu Tasarısı, Su Kanunu Tasarısı, EPDK Yasası ve ÇED Yönetmeliği olmak üzere doğa alanlarında rant projelerine zemin oluşturan, ekosistemin bütünlüğünü tehlikeye atan ve kirleten öder mantığı ile doğanın korunmasını imkansızlaştıran yasal düzenlemelerin iptali ve hem kentsel alanlar hem de kırsal alanlar için kamu yararı, doğanın sürdürülebilirliği ve tüm canlıların yaşama hakkının esas alındığı bir çevre mevzuatının oluşturulması için yaşam ve doğa savunucuları olarak mücadele edeceğimizi hatırlatırız.


Çevre Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi olarak, herkesi 5 Haziran Çevre Günü‘nde Gezi Parkı‘nda buluşmaya, kentimiz ve ülkemiz için yeni bir dönemin başlangıç noktasını oluşturan bu direnişin yarattığı umudun, ülkemizin her yerinde nükleer santrallere, HES‘lere, termik santrallere, siyanürcü şirketlere, kentsel dönüşüm projelerine karşı verilen mücadelelerde yaşatılması için birlik olmaya davet ediyoruz.
TMMOB
ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI
İSTANBUL ŞUBESİ YÖNETİM KURULU 

Okunma Sayısı: 930
Fotoğraf Galerisi