TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
YAŞAM HAKKI İÇİN SUYA ERİŞİME BASKI OLUŞTURULAMAZ

Su en temel yaşam hakkıdır ve halk sağlığı açısından gerekli tüketim miktarı parasız olmalı, kar amacı güdülmemeli,ve su ticari bir meta olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun için de içme suyu temin edilen ve edilmesi planlanan yüzeysel sular ve yer altı suları kaynağında korunmalı, havzalarda mutlak koruma alan sınırları daraltılmamalı, bu alanlarda yapılaşmanın önüne geçilmeli ve sanayi tesislerinin kurulmasına izin verilmemelidir. İçme suyu temin edilen su kaynaklarına evsel ve endüstriyel atık suların deşarjları engellenmeli, denetimler sıklaştırılmalı, düzeltici -önleyici tedbirler görünürde değil gerektiği şekilde uygulanmalıdır

Istanbul Şube 22.03.2013 (Son Güncelleme: 22.03.2013 17:15:46)

YAŞAM HAKKI İÇİN SUYA ERİŞİME BASKI OLUŞTURULAMAZ

1992 yılında Birleşmiş Milletler Rio Konferansında 22 Mart tarihi Dünya Su Günü olarak ilan edilmiştir. Yine aynı konferansta su, ilk defa ekonomik bir meta olarak tanımlanmıştır.

1996 yılında dünya genelinde suyu yönetecek temel politikaları belirlemek amacıyla bir araya gelen hükümetler, ulusötesi şirketler, Birleşmiş Milletler ve Dünya Bankası gibi uluslararası örgütler Dünya Su Konseyi‘ni oluşturmuş, her üç yılda bir düzenlenen Dünya Su Forumları ile suyun ticari bir meta olduğu ve temiz suya erişim sorununun özelleştirmeler ile çözüleceği dikta edilmiştir.

Oysa ki; suyun alınıp-satılır bir mal haline getirildiği ülkelerde, sağlıklı ve içilebilir nitelikte yeterli miktarda suya erişemeyen halklar; İngiltere‘de kolera, tifo gibi hastalıklar ve bebek ölümleriyle karşılaştılar, Meksika‘da yağmur suyunu toplayıp kullandıkları için hapisle cezalandırıldılar, Nijer‘de günlük bir bardak su ile bütün ihtiyaçlarını karşılamak zorunda bırakıldılar.

Dünya üzerinde yaşamın kaynağı olan su, insanlık tarihi boyunca da yerleşim merkezlerinin kurulmasında belirleyici bir etken olmuştur. Günümüzde her geçen gün daha fazla kirlilik üreten sanayinin ihtiyaç duyduğu temiz su miktarı da aynı hızla artmaktadır. 1960 yılında tüketilen toplam temiz suyun sadece % 12‘si endüstri, kalanı da evsel kullanım ve tarıma harcanmaktayken, 2000 yılına gelindiğinde endüstrinin toplam su tüketimi içindeki payı % 59‘a yükselmiştir. Yeryüzündeki erişilebilir tatlı su miktarı sadece % 1 iken ve bunun yarısından fazlası sanayi tarafından kullanılırken, neoliberal politikacılar tarafından hala evlerimizde suyu az miktarda kullanmamız yönünde uyarılar yapılmakta,  İstanbul‘da su birim maliyetleri sürekli arttırılarak suya erişime baskı oluşturulmakta, halk sağlıklı bir yaşam için yeterli su tüketim miktarının altında su kullanmaya mahkum edilmekte ve sosyal adaletsizliğe sebep olunmaktadır.

Dünyada her yıl milyarlarca ton atıksu üretildiğini ve gelişmekte olan ülkelerde yasal ve finansal yoksunluktan dolayı atık suyun yüzde 80‘inin arıtılmadan deşarj edildiği raporlayan Birleşmiş Milletler 2010 yılı için belirlediği "Sağlıklı bir dünya için temiz su" sloganıyla su miktarının yanı sıra su kalitesinin de göz önünde tutulması gerektiğine dikkati çekmeyi amaçladığını açıklamıştır.

Ülkemizde ise, yasal düzenlemelerle kamuya ait olan su kaynaklarının kullanımı hızla özel şirketlere devrinin önü açılmakta, su kaynaklarına  gerekçeli müdahalenin yasal alt yapısı oluşturulmakta, ekolojik öncelikler yerine ekonomik kaygılar önceliklendirilerek tüm canlı yaşamı, ekosistem tehdit altında bırakılmaktadır.

İstanbul‘da ise, su havzalarının yapılaşmaya açılması  su kaynaklarının kirlenmesine ve kaybedilmesine neden olmaktadır.

İstanbul Büyük Şehir Belediyesi tarafından onaylanan 1/100 000 ölçekli İstanbul İl Çevre Düzeni planı ile Küçükçekmece içmesuyu havzası olmaktan çıkarılmış, Ömerli içmesuyu havza alanı yerleşime açılmış, yoğun kirlilikten dolayı Alibeyköy barajı içme suyu kaynağı olmaktan çıkarılmış, kuru dere yatakları imara açılmış, İstanbul‘un en zengin yer altı su kaynaklarına sahip Silivri‘nin mevcut nüfusunun 12 kat arttırılması hedeflenmiştir.

Su en temel yaşam hakkıdır ve halk sağlığı açısından gerekli tüketim miktarı parasız olmalı,  kar amacı güdülmemeli,ve su ticari bir meta olmaktan çıkarılmalıdır. Bunun için de içme suyu temin edilen ve edilmesi planlanan yüzeysel sular ve yer altı suları kaynağında korunmalı,  havzalarda mutlak koruma alan sınırları daraltılmamalı, bu alanlarda yapılaşmanın önüne geçilmeli ve sanayi tesislerinin kurulmasına izin verilmemelidir. İçme suyu temin edilen su kaynaklarına evsel ve endüstriyel atık suların deşarjları engellenmeli, denetimler sıklaştırılmalı, düzeltici -önleyici tedbirler görünürde değil gerektiği şekilde uygulanmalıdır

Odamız, Suyun Ticarileştirilmesine Hayır Platformu‘nun bir bileşeni olarak tüm ekosistem için suyun metalaştırılmasının bir insanlık suçu olduğunu, sağlıklı ve temiz suya erişimin ekonomik kaygılardan bağımsız bir hak olduğunu bir kez daha vurgulamaktadır.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu

  

Okunma Sayısı: 702
Fotoğraf Galerisi