ANA SAYFAAna Sayfa   BİZE ULAŞINİletişim Bilgileri   BAĞLANTILARBağlantılar   SİTE HARİTASISite Haritası   SİTE İÇİ ARAMASite İçi Arama          ENGLISHEnglish        Üye Girişi

     19 EKİM 2017 , PERŞEMBE

   TEMSİLCİLİK GİRİŞ SAYFASITemsilcilik Giriş Sayfası

 

Çalışma Raporu

Gazete Pedi

Yayınlar

Gazete ÇMO

Gazete ÇMO
SAYI: 2017/Nisan

Tüm Sayılar »

 
 

Çevre Bilim ve Teknoloji

Çevre Bilim ve Teknoloji
SAYI: 2017/Mart 1

Tüm Sayılar »

 
 

Öğrenci Bülteni

Öğrenci Bülteni
SAYI: Ocak-Şubat 2012 2

Tüm Sayılar »

 
 

 
 » KİTAPLAR

 
KURAKLIK VE SU KANUNU ÇALIŞTAYI

Tüm Kitaplar »

 
 

22 MART DÜNYA SU GÜNÜ

    Yayına Giriş Tarihi: 21.03.2013  Güncellenme Zamanı: 22.03.2013 16:10:35  Yayınlayan Birim: AYDIN İL TEMSİLCİLİĞİ ŞUBE  
 

Güncellenme Zamanı: 21.03.2013 16:58:04

 BASINA VE KAMUOYUNA

 

Tüm canlıların temel ihtiyacı olan yaşam sıvısı diye tabir edilen su bilincini geliştirmek, küresel su anlayışını yerleştirmek ve su kullanımında sorumluluk ilkesini yaygınlaştırmak için 1993 yılında Birleşmiş Milletler tarafından 22 Mart Dünya Su Günü olarak ilan edilmiştir. Çevre Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği olarak; günümüz 22 Mart‘ında suyun değerini bir kez daha vurgulamak ve suyu insanoğlunun kötülüğünden korumak için,  geçtiğimiz günlerde taslağı yayımlaman Su Kanunun bilimsel temellere dayandırılarak hazırlandığı takdirde ülkemiz açısından büyük bir boşluğu dolduracağına inanmaktayız.

Bu kanununun ülkemiz gerçeklerine dayandırılarak hayata geçirilmesindeki asıl hedef ticari bir meta olmayan ve miras olarak değerlendirilmesi gereken su kaynaklarının korunması olmalıdır. Havza bazında ve ulusal düzeyde su planlarının hazırlanması ile su kaynaklarının mevcut durumu belirlenerek, izlenebilir hale gelmeli ve bu sayede etkin su yönetiminin önü açılmalıdır. Amaç etkin su yönetiminin sağlanması ise bazı önemli noktalara dikkat çekmek TMMOB Çevre Mühendisleri Odası‘nın ana görevleri arasındadır.

Su kaynakları öncelikle kendi havzası içinde değerlendirilmeli, kuraklıklar ve öngörülemeyen afet durumlarında kullanılmak üzere acil eylem planları hazırlanmalıdır. Türkiye‘de yeraltı sularının akifer, rezerv ve akış yönleri ile ilgili olarak 1970‘li yıllarda yapıldığı bilinen haritalandırma çalışmaları güncel ve gelecek sorunlar açısından yetersiz kalmaktadır. O nedenle yeraltı suyu haritalandırma çalışmalarına hız verilmesi büyük önem arz etmektedir. Bir havzadan bir havzaya su aktarımı yapılması, ileride o havza ekosistemi için büyük tehlikelere sebep olacaktır. Muhakkak ki hazırlanması gereken planlar havzaya özgü nitel ve nicel özellikleri ortaya koymalıdır.

Havza bazında ele aldığımızda Menderes Havzası yeraltı ve yerüstü su rezervlerinin doğru kullanılması yine Bakanlığı‘mız nezdinde çok iyi değerlendirilmelidir. Günden güne havzamızda doğal olarak nüfusun artması yaşam standartlarının değişmesi sebebi ile temiz su kaynaklarına ihtiyacımız artmaktadır. Daha doğrusu havzamızda sabit bulunan su rezervlerine daha çok sahip çıkmamız, korumamız, kirletmememiz gerektiği bellidir.

Genel olarak tarımda kullandığımız havzamızın en düşük kot noktasından geçen Menderes Nehri‘nin ekosistemdeki döngüsünü düşündüğümüzde ne kadar önemli olduğunu söylememize gerek yoktur. Havzamızda bulunan doğal kaynakların içme ve kullanma suyu temininde ne kadar sorumluluğumuz var ise kullandıktan sonra attığımız Menderes Nehrinin ekosisteminin korunması yerel bazda ilgili tüm bakanlıklarımız ve yerel yönetimler dahilinde havzanın gerçek sahipleri olan biz tüketicilerin sorumluluğunun olduğu da bilinmelidir. Yasal olarak sorumluluk sahibi olan ilgili Bakanlıkların, su yönetimi konusunda öncülük etmesi gerekmekte, havzamızdaki değerlerin bilinçsizce kullanılmamasını, temiz kullanılmasını ve kullanılmasının ardından arıtılmasını sağlaması, kamuyu da bilinçlendirmesi,  yani havza bazında su döngüsünün çok iyi planlanması gerekmektedir.

Biz Çevre Mühendisleri olarak, değer biçilemeyen suyu, canlı yaşamı için ihtiyacı kadar ve teknolojik gelişmeye paralel sağlanan refah seviyesi ile birlikte doğru kullanmasını, ihtiyacını kısıtlamadan gidermesinin bilincini yerleştirmek gerektiğine inanmaktayız. "Ben suyu istediğim kadar kullanırım. Parasını da veririm. Doğayı kirletiyorum. Parasını da veriyorum." Anlayışını öncelikle yıkmamız gerekmektedir. Suyu kullandım, kirlettim, kirlettikten sonra arıtma tesisi yaptım ve kirliliğin parasını ödemiş oldum. Zihniyeti ile değil ben aynı işi ne kadar az su kullanarak yapabilirim, kullanmadan önce doğaya verecek olduğum kirliliğin ölçüsünü biliyorum. Bununda yatırımını yapmak zorundayım ve bunun denetleme mekanizmasının sürekli olmasını arzu ediyorum. Prensibi ile hareket etmek gerekmektedir.

Bakanlığımızın Menderes Havzasında temiz su ve atıksu kaynakları ile ilgili envanter çalışması mutlak ihtiyaçtır. Bunun yanı sıra, havzada yaşayan canlılar için tüm özellikleri belirtilen envanter çalışması ile bu kaynakların doğru kullanımını sağlanmalıdır. Havzamızda gerek yaşam için gerek ise üretim için kullandığımız suyun atık olan kısmı Uşak ilinden başlayarak Ege denizinde son bulan Menderes Nehri bünyesinde sona doğru gitgide artarak noktasal kaynaklardan gelen kirlilikler ile kirlenmektedir. Bu kirliliğin havza bazında organize şekilde engellenmesi sağlanmalıdır.

Zeytin zengini olan havzamızın zeytin işletmelerinden kaynaklanan ve büyük kirlilik değeri içeren atıksu konusunda "Dağlarından yağ akar, ovalarından karasu akar" gerçeğini hepimiz bilmekteyiz. Su işleri ile ilgili bakanlıklarımızın bu konudaki uygulama ve denetim esasları malumdur. Havzamızın yıllardan beri su kirliliği envanter çalışmaları gerek ilgili Bakanlıklar gerekse Avrupa Birliği nezdinde kuruluşlar tarafından ele alınmasına rağmen sonuç alınamamıştır.

Tarım ekonomisine dayalı, yaşamsal faaliyetlerini sürdüren havzamızda, günden güne sanayi bölgeleri açılmakta, hayvancılık özendirilmekte, büyük enerji yatırımları yapılmaktadır. Tarım, hayvancılık, turizm, sanayi ve enerji yatırımlarının hepsinin bir arada hızla uygulandığı bu denkleme, doğal kaynakların doğru kullanımı ve ekosistemin korunmasın eklenmesi gereklidir. Aksi takdirde dağlarından yağ, ovalarından bal akar sözü sadece tarihte bir deyiş olarak kalacaktır.

Jeotermal enerji, yenilenebilir enerji olmakla beraber, biz çevre mühendisleri için vazgeçilmez bir değerdir. Enerji planlaması dâhil verimli arazilerimizin en ergonomik kullanılması bizim için de esastır. Fakat insan refahı arttırılırken doğal kaynak kullanımı konusunda duyarlı olunmalıdır. Plansız, programsız, doğaya zarar verecek kirliliklerin önlemi alınmadan sadece kar amaçlı yapılan tüm olgulara karşıyız.

Ulusal su politikasının belirlenmesine değinilmiş fakat 658 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile hayata geçirilen Türkiye Su Enstitüsü‘nden bahsedilmemiştir. İşlevsiz bir Türkiye Su Enstitüsünün ne amaçla kurulmuş olduğu düşündürücüdür.

İzleme ve denetim görevlerinde birçok bakanlık yönetmelikleri çakışma halindedir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın bazı görevlerinin bu kanun taslağı ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve DSİ ile paylaşıldığı görülmektedir. Görevler arası çakışmalar oldukça açıktır. Bu nedenle, Su Yönetimi‘nin sağlıklı olarak yapılabilmesi için bağımsız bir Çevre Bakanlığı kurulması ihtiyacı bu kanunda da açıkça ortaya çıkmaktadır. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı‘nın çevre ile ilgili birimleri ile Orman ve Su İşleri Bakanlığı‘nın Su İşleri ile ilgili birimleri birleştirilerek, denetim, izin-lisans, izleme, planlama gibi önemli konuları bağımsız ve güçlü şekilde yapabilen bir Çevre Bakanlığı kurulmalıdır.

Su bilgi sistemi, envanter oluşturulması kamu yararı gözeten Bakanlığın görevidir. Oluşturulan bilgi de kamuya aittir. Kamu bilgisinin paylaşılmasını engelleyebilecek olası "stratejik önem" net tanımlanmalı ve bilgi ücretsiz olarak kamuoyu ile mutlaka paylaşılmalıdır.

Suyun kamu varlığı olduğu bu kanunda net olarak belirtilmeli ve suya yapılacak yasaklanmış müdahalelere verilen cezalar arttırılmalıdır.

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Aydın İl Temsilciliği olarak, kamu yararı gözeten tüm kurumların Su Kanunu ile ilgili gerekli değişiklikleri içeren taslağı TBMM‘ye göndermeden tüm sorumluluk bilincindeki kurum ve kuruluşların görüşleri alınarak tartışılarak kanunlaştırılmasını diliyoruz.

Su meta değildir, yaşam sıvısıdır. Hava meta değildir, yaşam gazıdır.

 

Saygılarımızla,                                                                     

 

       TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

 Aydın İl Temsilciliği

 

 


Güncellenme Zamanı: 21.03.2013 16:49:25
Güncellenme Zamanı: 21.03.2013 16:59:31

Okunma Sayısı: 495

Aydın İl Temsilciliği Şube Kaynaklı Basın Açıklamaları »
Tüm Basın Açıklamaları »

Key İnternet Hizmetleri Ltd. Şti.