TMMOB Çevre Mühendisleri Odası
TMMOB
Çevre Mühendisleri Odası
DÜNYA GÜNÜ BASIN AÇIKLAMASI
Istanbul Şube 22.04.2010 (Son Güncelleme: 30.06.2011 11:05:20)

BASINA VE KAMUOYUNA

 

DÜNYA GÜNÜNDE YAŞAMA VE GELECEĞİMİZE SAHİP ÇIKALIM

 

1960‘larda hızla gelişen sanayileşme beraberinde çevre sorunlarını da gündemimize getirmiş ve insanoğlu her geçen yıl artan ve çeşitlenen ekolojik tehditlere karşı çözüm üretebilmek noktasında yetersiz kalmıştır. 1970 yılında Amerika Birleşik Devletlerinde 2 milyonu aşkın insanın çevre sorunlarına dikkat çekmek amacıyla bir araya gelerek miting düzenlemiş ve bu miting tarihi 22 Nisan, Dünya Günü olarak ilan edilmiştir. Bu yıl da her yıl olduğu gibi Dünya Günü‘nde yaşamı tehdit eden küresel çevre sorunları konusunda farkındalık yaratmak ve yaşama sahip çıkmak için insanlığı harekete geçirmek amaçlanmaktadır.  

 

Her geçen yıl daha da yakıcı bir sorun haline gelen suya erişim sadece insanlar için değil tüm canlı yaşamı için tehdit oluşturmakta, özellikle suyun metalaştırıldığı ülkelerde halklar suya erişim konusunda ciddi sorunlar yaşamaktadır. Geçtiğimiz yıl ülkemizde toplanan Dünya Su Forumunda suyun piyasada fiyatlandırılması, evlere tarlalara kontörlü sayaç takılması kararları ile su ve suya erişimin en temel insan hakkı olduğu göz ardı edilmiş, nehirler üzerine yapılması planlanan onlarca hidroelektrik santral projesi ile su havzaları kuraklık, doğal yaşam ortamları da yok olma tehlikesi ile karşı karşıya bırakılmıştır.

 

Diğer taraftan içinde bulunduğumuz en önemli tehdit olan "küresel ısınmaya bağlı küresel iklim değişikliği" konusunda, soruna çözüm olmaktan çok küresel ısınma tüccarlığına soyunan protokoller ve ekolojik krizi yaratıp ardından timsah gözyaşları döken politikacıların, CO2 salınımlarında bağlayıcı bir karar alamaması ile sonuçlanan zirveler yapılmakta, kar hırsından vazgeçmeyen kapitalist sistemden iklim değişikliği sorununa çare olabilmesini beklemek hatasına düşülmektedir. Çözüm için soruna bütüncül bir anlayışla yaklaşılması, kökten bir politika değişikliği ile doğayla barışık üretim tarzlarının geliştirilmesi, emeği ve doğayı sömürmeyen üretim ve tüketim yollarının araştırılması ve özendirilmesi gerekliliği göz ardı edilmektedir.

 

Neoliberal politikaların Türkiye‘deki yürütücüsü hükümetlerin çevre, enerji, madencilik ve ormancılık politikaları orman ve havza alanlarımızın yerleşime açılması ve madencilik faaliyetlerine izin verilmesi ile tahrip edilmesine, akarsularımızın su kullanım hakkının hidroelektrik santral inşası için satılmasına, halkımızın nükleer santral tehlikesi ile karşı karşıya kalmasına neden olmakta, bütün bu uygulamalarla ekosistemin sürdürülebilirliği tehlikeye atılmaktadır.

 

Atıklara ilişkin sağlıklı bir envanter bulunmamakla beraber, Türkiye‘de yıllık oluşan 24 milyon ton katı atığın % 55‘ı hala vahşi depolarda toplamakta, yakma, dereye ve göle boşaltma, gömme gibi yaşamı tehdit eden yöntemler hala kullanılmaktadır. Çevre ve Orman Bakanlığı‘nın 2008 yılı Çevresel Göstereler yayınına göre; kamu sektörü çevresel yatırım harcamalarının gayrisafi yurtiçi hasıla içindeki payı sürekli düşmeye devam etmiş, 2003 yılında binde 4,28 iken, 2008 yılına gelindiğinde binde 3,5‘a kadar inmiştir.

 

İnsanoğlu kapitalizm ve tüketim çılgınlığı girdabında kaybolduğu sürece, doğanın bir parçası olduğu gerçeğini kabul edemediği sürece ve doğaya hakim olma hırsından vazgeçemediği sürece dünyamızın doğum günü mevcut çevre sorunlarının, olası çevre felaketlerinin gündeme alındığı bu tehditlere çözüm önerilerinin her yıl tekrarlandığı gün olarak kalacaktır.  

 

Bugün Dünya Günü‘nün 40. yılında bu karamsar tabloyu değiştirmek, yaşama ve geleceğimize sahip çıkmak için mücadelemize devam edeceğimizi vurguluyoruz.

 

TMMOB Çevre Mühendisleri Odası

İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu

Okunma Sayısı: 854